Yapı Sektörünün Haber Portalı

Yerel Özerklik ve Yerel Demokrasi

Siyasal ve sosyal alanda son zamanlarda sıklıkla bahsedilen kavram “yerelleşme” kavramı küreselleşmeden sonra dünyayı saracak yeni trend olarak karşımıza çıkmakta. Küreselleşmenin gereği olarak yapılan sosyal-siyasal ayarlar ve düzenlemeler şimdi de yerel yönetimlerde, yerelleşme için yapılmakta. Bu açıdan yerel yönetim reformları sadece yerel

Yerel Özerklik ve Yerel Demokrasi

Siyasal ve sosyal alanda son zamanlarda sıklıkla bahsedilen kavram “yerelleşme” kavramı küreselleşmeden sonra dünyayı saracak yeni trend olarak karşımıza çıkmakta. Küreselleşmenin gereği olarak yapılan sosyal-siyasal ayarlar ve düzenlemeler şimdi de yerel yönetimlerde, yerelleşme için yapılmakta. Bu açıdan yerel yönetim reformları sadece yerel yönetimler alanında değil, bütün devlet teşkilatlanmasında ve bununla birlikte toplumsal hayatta varolan ilişkilerin yeniden düzenlenmesi anlamında da önemli bir anlam ifade etmekte.

Bu reformlarla birlikte yerel özerklik ve yerel demokrasi kavramları daha da anlam kazanmıştır. Bu iki kavramın gelişip geniş bir hareket alanı bulması ve bu fikirlerin ulus devlet yapılarını etkilemesiyle beraber  yerel yönetimlerin de yavaş yavaş kendi sınırlarını ve hareket alanını çizdiğini görüyoruz. Yerel yönetimlerin bir yandan idari anlamda kendi karar organlarını seçerek serbestçe karar alma hakkı varken öbür yandan merkezin ve bürokrasinin keyfi uygulamalarına maruz kalması ise bu durum ile çelişki arz eden bir sonuçtur.

İşte bu noktada yerel yönetimlerin idari özerkliği ortaya çıkıyor. Yerel yönetimlerin idari özerkliği olmadığı takdirde yerel yönetimlere halka en yakın idari yapılar demenin de bir anlamı olmayacaktır. Yerel yönetimlerin merkezi hükümetin boyunduruğu altında olmaması için mali özerkliği ve mali anlamda güçlü olması da şarttır. Aksi takdirde mali anlamda merkeze bağımlı bir yerel yönetim yapısı için özerklikten bahsetmek mümkün değildir. Yine buna bağlı olarak mali anlamda herhangi bir serbestisi ve gücü olmayan bir yerel yönetim yapısının demokratik ve sosyal adalet ilkesine göre hareket etmesinin de çok mümkün olmadığını söylemek mümkün.

Yerel demokrasi ise yerel yönetimlerin doğasından gelen bir özelliktir. Yerel yönetimler içerikleri, yapılanmaları ve görevleri gereği demokrasiye uygun hareket etme zorunluluğundadır. Özerklik kavramı üniter yapı ile örtüşmeyen bir  kavram olarak düşünüldüğünde üniter devlet yapısının hâkim olduğu ülkelerde yerel özerklik kavramından ve de yerel demokrasiden bahsetmek oldukça güçtür. Merkezden kısmen de olsa bağımsız olmak ve mali veya idari anlamda yetkilere ve yaptırımlara sahip olmak çatışma ihtimali doğurabilecek bir sonuç olarak görülmektedir. Ancak yerel özerkliği üniter yapı ile daha genelinde devlet yapılanması ile çatışma unsuru olarak görmek son derece yanlıştır. 

Yerel yönetimler karar alma ve aldıkları kararları uygulama hakkına sahip olan kurumlardır. Alınan bu kararları da hiçbir siyasi irade ve etki altında kalmadan alma zorunluluğu da vardır. Bu bakımdan özerkliği üniter yapı ile çatışan veya çelişen bir sistem olarak görmekten ziyade yönetimlerin etkin karar alabil-meleri, alınan kararları ülke ve halkın çıkarlarına uygun hizmetler yapabilmesi olarak görmek gerekmektedir.

Yerel yönetimlerin demokratikleşmesi, yine bu çerçeve içinde değerlendirildiğinde, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti kavramlarını ön plana çıkarmaktadır. Bunların hepsi bir bütün olarak ele alındığında yerel demokrasi de içeriği dolan bir kavram olarak karşımıza çıkmakta. Yine yerel demokrasiden bahsetmek için  hem yerel yöneticilerin hem de bu yönetime tebaa olan halkın demokratik olması gerekir. Yani sadece kurumun veya idarenin demokratik bir yapıya sahip olması değil yönetici ve yönetilenin de demokratikleşmiş olması gerekmektedir.

İdari anlamda özerk yerel yönetimlerin karar ve yürütme organlarını demokratik esaslara göre seçmesi ve demokrasiyi bu alanlara halkı bilinçlendirerek açması önemli bir gelişmedir. Yerel demokrasiden ve yerel özerklikten bahsedebilmek için öncelikle bu kavramların halk için ne önem ifade ettiğini ve halkın bunları neden sahiplenmesi gerektiğini açıklamalıyız. Bilinçlenmiş halkı elde ettikten sonra da  halkın elde ettiği bu hakları kullanma alanı ve bu hakları savunabilecekleri ortamlar yaratmak zorundayız. Aksi takdirde teoride kalan özerklik ve uygulama alanı bulamayan demokrasi, bu tür reformları da gereksiz kılmaktadır.

Muhlis Özkan: Marmara Üniversitesi (Yüksek Lisans), Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.