6 Şubat depremlerinde Adıyaman'ın Merkez ilçesi Alitaşı Mahallesi'nde bulunan Kanarya Apartmanı'nın A ve B bloklarının yıkılması sonucu 36 kişi yaşamını yitirdi. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, fenni mesul ve proje müellifi Halil Bağcı'ya, "bilinçli taksir" suçundan 15 yıl, kooperatif üyesi Şemsettin Gürsoy'a ise "basit taksir" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
ANKA’da yer alan habere göre; Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayla ilgili tebliğnamesini hazırlayarak, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Dosyayla ilgili son kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi verecek. Başsavcılığın tebliğnamesinde, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak kurulan hükmün bozulması istendi.
Kamçatka Yarımadası’nda meydana gelen 8,8 büyüklüğündeki deprem karşılaştırması
Tebliğnamede, 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ ilinin Sivrice ilçesinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin, Adıyaman'ın da aralarında bulunduğu geniş bir bölgede hissedildiği, Adıyaman Valiliği AFAD Acil Durum Müdürlüğü IRAP Sekretaryası nezaretinde hazırlanan 2021 tarihli İl Afet Risk Azaltma Planı'nın 66. sayfasında, "Adıyaman Alitaş Mahallesi'nin zayıf zemin özelliklerine sahip olduğu" tespitine yer verildiği hatırlatıldı.
Reklam Goruntulenme Bolumu
"Deprem yorgunluğu dikkate alınmadı"
Deprem yorgunluğunun, yapı elemanlarının zaman içinde art arda maruz kaldığı sarsıntılar nedeniyle, donatıda mikro çatlaklar oluşması, betonun bağlayıcılığını ve bütünlüğünü kaybetmesi, taşıyıcı sistemdeki rijitliğin azalması, birikimli hasarın ortaya çıkması anlamına geldiği ifade edilen tebliğnamede, şu görüşlere yer verildi:
"Özellikle 1995 öncesi yönetmeliklere göre yapılmış ve hiç güçlendirilmemiş yapılar, bu tür yorgunluk belirtilerine karşı daha savunmasızdır. 27 yıllık süreçte bölgede yüzlerce sarsıntı meydana gelmiştir... Binanın deprem yorgunu olması, su ve ısı yalıtımının bulunmayışı, geçen sürede Kanarya Apartmanı'nı yorgun bina haline getirme ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösterdiği olgusunun bilimsel, uzman analizine tabi tutulmamış olması ciddi bir kovuşturma eksikliğidir.
Tebliğnamede, literatürde, donatı çeliğinin su yalıtımı eksikliğinde 15 yıl içinde yüzde 90'a varan kesit kaybına uğrayabileceği bilinen bir olgu olmasına karşın bilirkişi raporlarında, yalnızca inşaat mühendisliği alanından oluşturulan bilirkişi heyetinin, teknik ayrıntıları tartışmadan "statik proje müellifi asli, belediye tali kusurlu" şeklinde soyut değerlendirmelerle yetindiği aktarıldı.
"Hukuksal ve bilimsel anakronizme düşen yetersiz bilirkişi raporu..."
Dava dosyasının, belirtilen bilim dallarından oluşturulacak multidisipliner bir heyete tevdi edilmesi istenen tebliğnamede, şunlar kaydedildi:
“Hukuksal ve bilimsel anakronizme düşen, metodolojik tutarlılıktan yoksun, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilmesi; oysa bu sorulara bilimsel açıklık getirecek ayrıntılı bir teknik analiz matrisi hazırlanması, kovuşturmanın bu kapsamda genişletilmesi, eksik delillerin tamamlanması ve bilimsel yöntemlere uygun yeni bir bilirkişi raporu alınması zorunlu iken tüm bu işlemler yapılmadan, eksik kovuşturma ürünü ve denetime elverişsiz raporlar esas alınarak sanıkların cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı görüldüğünden, sanıklar savunmanlarının temyiz istemlerinin bu bağlamda kabulüyle, temyiz edilen hükmün bozulması talep ve tebliğ olunur."
0 Yorum
Yorum Yap