Türkiye'nin en önemli projelerinden biri olan
Marmaray'da 1.400 metrelik güzergâha 11 tüp tünelin tamamı
indirildi. Sultan Abdülmecid'in 148 yıl önce yapmayı düşündüğü
ve Tünel-i Bahri'nin üzerinden geçen hat dört asırdır
'Hüdayi Yolu' olarak anılıyor. En coşkulu dalgalarda bile
sütliman olan yol, balıkçılar tarafından yüzyıllardır kullanılıyor.
Boğaz'ın altı tüp geçit üstü 'Hüdayi Yolu'
Asya'yla Avrupa kıtası arasında kesintisiz tren yolu projesinin önemli kısmı
tamamlandı ve geçtiğimiz hafta atılan tarihî adımla Boğaz'ın iki yakası bir
araya geldi. Marmaray projesi kapsamında inşa edilen ve Boğaz'ın 60 metre altına
batırılan 11 adet tüp tünelle, Cumhuriyet tarihinin en önemli projelerinden biri
olarak gösterilen inşaatın en zor kısmı tamamlanmış oldu. Tüp geçidin yapımına
2004 yılında başlansa da tarihi aslında 148 yıl öncesine dayanıyor. Osmanlı
Devleti'nin otuz ikinci padişahı olan Sultan Abdülmecid Han
döneminde de benzer bir tüp geçit projesi bir buçuk asır önce de gündeme gelmiş
yine aynı güzergâh üzerinde bir tüp geçit yapılması ve trenlerin iki kıta
arasında seyahat etmesi amaçlanmıştı. Bu projeye göre tıpkı bugünkü gibi bir tüp
geçit Boğaz'ın altına döşenecek, Boğaz'ın derinleştiği yerlerde de tüp geçit,
inşa edilecek kolonlar üstüne oturtulacaktı. Tren Sirkeci'den tünele girecek
Boğaz'ın altından geçerek Üsküdar'a ulaşacaktı. İmparatorluğun zor dönemlerinde
yapımına bir türlü başlanamayan ve 'Tünel-i Bahri' adıyla anılan projenin tüm
planı, Jaggues Perraut adındaki bir mühendis tarafından hazırlanmıştı. Ancak
padişahın onayına takdim edilen proje heyecan uyandırsa da bilindiği kadarıyla,
devletin içinde bulunduğu zorlu koşullar ve ekonomik sorunların yanı sıra
güvenlik sebebiyle de askıya alındı. Bugünün şartlarında dahi ekonomiyi sarsacak
bu dev projeyi gerçekleştirmek isteyen Sultan Abdülmecid Han, 1861'de vefat
edince proje uygulaması yapılamadı. Kendisinden sonra tahta çıkan Sultan
Abdülaziz Han da demiryollarına önem veriyordu. Hatta Sultan Abdülaziz'in,
demiryolları hatlarının yapımına tarihî anıtlar yüzünden karşı çıkanlara
cevaben, "Geçecek olan trenler geçsin de isterse göğsümden geçsin." dediği
rivayet ediliyor. Ancak geçidin yapımına engel durumlar devam ettiği için onun
devrinde de proje gerçekleştirilemedi. İnşası çok zor olan tüp geçit planı da
Sultan Abdülhamid Han döneminde Hicaz Demiryolu
Projesi olarak değiştirildi.
Yaklaşık 1.400 metrelik tüp geçidin deniz altındaki kısmının tamamlandığı gün
bir konuşma yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, işte bu tarihî gerçeğe vurgu
yaparak bir buçuk asırlık hayalin gerçekleştiğini ifade etti. Erdoğan, bu anı,
"Osmanlı'nın 1860 yılında, 148 yıl önce planladığı projeyi hayata geçirmek
bugüne nasip oldu." sözleriyle ifade etti.
[Sayfa]
Güzergâhın işareti 4 asır önce verildi!
Geçidin işareti yaklaşık 4 asır önce, dönemin en meşhur âlimi Aziz Mahmud
Hüdayi tarafından verilmişti. Sultan 1. Ahmed Han'ın yaptırmak istediği büyük
bir caminin temeline 1609 yılında, sultanın ricasıyla ilk kazmayı vuran da Aziz
Mahmud Hüdayi'ydi. Sultan Ahmed Han'ın son derece bağlı olduğu hocası Aziz
Mahmud Hüdayi, temelini attığı ve 7 yılda tamamlanan Sultanahmet Camii'nin hem
açılışını yapmak hem de ilk cuma hutbesini vermek üzere padişah tarafından davet
edildi. Ancak rivayete göre; o gün başlayan yağmur dalgaları coşturmuş, çıkan
lodosun etkisiyle deniz hiddetlenmişti. Bu şartlar altında Üsküdar'dan
Sarayburnu'na geçmek imkânsız hale gelmişti. Bütün bu hava muhalefetine karşı da
Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin camiye geleceğine dair hünkâra verdiği bir söz
vardı. Bu sebeple Üsküdar iskelesinden bir kayığa binerek sadık talebeleriyle
birlikte Sarayburnu'na doğru yola koyuldular. İşte o anda beklenmedik bir şey
daha oldu ve azgın deniz kayığın geçtiği güzergâhta duruldu. Kimselerin denize
açılamadığı, çıkamadığı o gün Aziz Mahmud Hüdayi ve yanındakiler karşıya geçip,
kendilerini bekleyen Sultan Ahmed Han ile buluştu. Bu olay üzerine Üsküdar ile
Sarayburnu arasındaki bu yola 'Hüdayi Yolu' dendi. Bazı kayıkçılar uzun yıllar
fırtınadan uzak, selametle gidilen bir deniz geçidi olarak kabul ettikleri
'Hüdayi Yolu'nu, fırtınalı günlerde kullandı. Hüdayi Yolu'nun aşağı yukarı
şimdiki tüp geçidin güzergâhı olduğu, kabul gören tahmin.
İstanbul'un önde gelen evliyaları arasındaki Aziz Mahmud Hüdayi
Hazretleri'nin halen Üsküdar'da bulunan makamını ziyaret edenlere ettiği dua,
"Sağlığımızda bizi, vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin
önünden geçtiğinde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın;
ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin."
şeklinde. Kim bilir; belki de, 'Bizi sevenler denizde boğulmasın' ifadesi 4 asır
önce edilen bir duanın tahakkukudur. m.yegen@zaman.com.tr
[Sayfa]
Tüp geçide, 'Hüdayi Yolu' adı verilebilir!
Kadim şehirlerin en önemli hususiyetlerinden biri de tarihin izlerinin dört
yana sinmiş olmasıdır. İstanbul gibi üç medeniyete yüzyıllarca ev sahipliği
yapan bir şehirde nereye baksanız tarihî bir vaka gözünüzde canlanıverir. Yapımı
bitirilen ve adı konulmayan, tarihin teknolojiyle buluştuğu bu geçide de belki
dört asırdır anıldığı adıyla 'Hüdayi Yolu' yahut da 'Hüdayi Geçidi' adı
verilmesi de gündeme gelebilir. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Hasan
Kamil Yılmaz da bu tarihî vurguya dikkat çekiyor. Kendilerinin bu konuda bir
girişimde bulunmadıklarını ancak bir dostları vasıtasıyla gündeme getirilen bu
adın, tarihî bir vakadan ilhamla pekâlâ verilebileceğini söylüyor. Aziz Mahmud
Hüdayi Hazretleri'nin coğrafî bilgisiyle ve kerametiyle öğrettiği bu yolun halen
balıkçılar tarafından kullanıldığı malum. Bu geçide padişaha hocalık yapmış bir
alimin adı verilse, tarihî bir nosyon canlanmış; maneviyatla teknoloji, geçmişle
günümüz buluşmuş olur. Tarihe saygı açısından da güzel bir jest olur. Bunu biz
de destekliyoruz. Nasıl köprüye Fatih Sultan Mehmet adı verildiyse, dört asırdır
bu isimle anılan bir yola da 'Hüdayi Yolu', 'Hüdayi Geçidi' denilebilir."
şeklinde konuşuyor.
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi ziyaretçi akınına uğruyor
Miladi 1541 ve 1628 yılları arasında yaşayan Aziz Mahmud Hüdayi
Hazretleri'nin kabri Üsküdar'da bulunuyor. Her gün binlerce kişinin ziyaret
ettiği türbede, yaşadığı dönemde söylediği "Edeple gelen lütufla gider." sözü
bir levha üzerinde yazıyor. Boğularak ölmek istemeyenlerin, duasına nail olmak
üzere ziyaret ettiği Hüdayi Hazretleri'nin, ziyaretçileri ve yolundan gidenler
için şu meşhur duayı ettiği biliniyor: "Sağlığımızda bizi, vefatımızdan sonra
kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde fatiha okuyanlar,
bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın, ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin,
imanlarını kurtarmadıkça göçmesin."
0 Yorum
Yorum Yap