- yapi.com.tr
- 22.09.2009
- GÜNDEM
- 2 okunma
Truva Savaşı'nın Kurbanlarına Ulaşıldı!
Bu yılki Kazılarda aşağı kentteki savunma hendeğinin güney girişinden sonraki devamını tespit edilmeye çalışıldı. Kazılar sırasında savunma hendeğinin hemen üstünde bulunan bir kadın ve bir erkeğe ait iskeletler kazı ekibini heyecanlandırdı. Kazıların başkan yardımcısı, Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim
Truva antik kentindeki arkeoloji
kazılarında, Truva savaşlarına ışık tutacak çok önemli iki
insan iskeleti bulundu. Aşağı kentin savunma hendeğinde iskeletleri bulunan bir
kadın ve bir erkeğin Truva Savaşı’nın kurbanları olabileceği belirtildi.
Truva Antik Kenti’nde bu yılki kazılar tamamlandı. Bu yılki Kazılarda aşağı
kentteki savunma hendeğinin güney girişinden sonraki devamını tespit edilmeye
çalışıldı. Kazılar sırasında savunma hendeğinin hemen üstünde bulunan bir kadın
ve bir erkeğe ait iskeletler kazı ekibini heyecanlandırdı. Kazıların başkan
yardımcısı, Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüstem Aslan, bu insanların Truva
Savaşı’nın kurbanları olabileceğini söyledi.
Doç. Dr. Rüstem Aslan’ın verdiği bilgiye göre kaleden 350 metre uzaklıktaki
aşağı kentteki savunma hendeği, Truva 6 dönemine yani Son Tunç Çağı dönemine
ait. Yeni doğmuş çocuğuyla birlikte ya da dokuz aylık hamileyken gömülen kadın
ile erkeğin iskeletleri de bu hendeğin hemen üzerinde bulundu:
“Önemli olan bu iskeletlerin Truva Savaşı dönemine denk geliyor olması.
Truva’da M.Ö. 1180’lerdeki tahribatlar dönemine denk gelen gömüler bunlar. Bu
insanlar aceleyle, çok özen gösterilmeden hendeğin iç tarafına gömülmüş. Kemik
analizleri ve tarihlemeler devam ediyor. Birkaç hafta içinde hem tarihlenmesini,
hem de iskeletlerin yaşlarını ve diğer özelliklerini öğreneceğiz. Eğer
tahminlerimiz doğruysa, Truva Savaşı’nın aşağı kentteki ilk kurbanlarını bulduk
diyebiliriz.”
Doç. Dr. Aslan, aynı döneme ait bir iskeletin de Korfmann
dönemi kazılarında kalenin hemen yanında bulunduğunu anlattı ve
ekledi:
“Kalenin batı girişinin yakınlarında M.Ö. 1180’lere denk gelen bir tahribat
tabakası vardı. Yangın ve yıkımın olduğu bir tahribat tabakasında, Batı
Kapısı’na giden yolun hemen kenarında yine aceleyle ve özensiz bir şekilde
gömülmüş bir iskelet bulunmuştu. Ama kalenin bu kadar dışında ve savunma
hendeğinin hemen dibinde iki gömünün bulunması bir ilk. Önümüzdeki yıllarda
aşağı kent çevresinde kazı çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Burası bir
mezarlık mı, yoksa döneminin tahribat tabakasına ait iskeletler mi, yani Truva
Savaşı’nın kurbanları mı bunu daha net söyleyebileceğiz.”
Yerle bir edilmişti
Truva Antik kenti kazıları, Çanakkale’de merkeze bağlı Tevfikiye köyü
sınırları içinde kalan arazide sürdürülüyor. Homeros’un ünlü İlyada ve Odysseia
destanlarında adı geçen Truva kenti, M.Ö. 3 binlerde kuruldu. Önemli ticaret
yollarını kontrol eden kent ve efsanevi surları pek çok kez saldırıya uğradı.
M.Ö. 1100’lerdeki büyük yıkım ve yangının ardından tepe yüzyıllarca ıssızlığa
büründü.
Homeros meraklısı Alman arkeolog Heinrich Schliemann, Truva olduğuna inandığı
bölgeyi 1870’te kazdı. 1873’te bulduğu hazineyi Almanya’ya kaçırdı. Satamayınca
Berlin Etnoloji Müzesi’ne bağışladı. Hazine 2. Dünya Savaşı’nda Rusya’ya
götürüldü. 1993’te Rusya hazinenin Rusya’da olduğunu ve insanlığa ait olduğunu
açıkladı. ‘Hazine’nin bugün bütün dünyaya saçıldığı sanılıyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap