Türkiye bu yıl yine 'susuzluğu ve barajlarda
azalan suyu' konuşurken, İstanbul 2009 Mart'ında sudan 50
milyon Euro kazanmaya hazırlanıyor. 16-22 Mart 2009'da
5. Dünya Su Forumu'na evsahipliği yapacak olan İstanbul'a bu
çerçevede 8 bini katılımcı olmak üzere 20-25 bin kişinin gelmesi bekleniyor.
Dünya Su Forumu İstanbul 2009'un Genel Sekreteri Prof. Dr. Oktay
Tabasaran, 'suyun yönünün' bu forumda konuşulacağını ifade ederken, "Üç
yıl önce bu forum Meksika'da yapıldı. Son iki günü 420 ülkenin bakanı katılıp,
kendi ülkelerinde nelep yapacaklarını konuşup, bunun taahütlerini verdiler.
İstanbul'da yapılacak olan bu forum dünyanın en büyük su toplantısı olması
açısından önemli" dedi.
Su kaynaklı göçler olacak
Dünya Su Konseyi Dünya Su Forumu Koordinatörü Daniel Zimmer,
İstanbul Su Forumu'nun Genel Sektreter Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Mete
Saatçi, VIP Turizm CEO'su Ceylan Pirinçcioğlu ile
birlikte gazetemizi ziyaret eden Tabasaran, forumun altı temadan oluşacağına
işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Küresel değişimler ve risk yönetimi, iklim değişikliğine uyum sağlamak
konuşulacak. Karbondioksit gazını azaltsak bile önümüzdeki yıllarda su kaynaklı
göçler olacaktır. Bunları nasıl yöneteceğimiz çok önemli. Yine bir yerde
susuzluk olurken, başka bir yerde kuraklık olacak. Dünyada 2 milyar insanın
yeterli suyu yok. 200 milyon insan sağlıksız, tehlikeli su içiyor. Yine her gün
2 milyon insan su yüzünden ölüyor. Herkes için herkese su başlığı altında
hareket etmek gerek."
Kişi başına günlük su kullanımı miktarı mutlaka 300 litreden 80
litreye inmeli
Türkiye'nin yarı kurak bir ülke olduğunu ancak suyunu akıllı kullanması
durumunda sorun yaşamayacağını anlatan Prof. Dr Oktay Tabasaran, "Nüfumuz 100
milyon kişiye doğru gidiyor. Türkiye'de suyun yüzde 74'ü tarımda kullanılıyor,
bunun yüzde 50'lere çekilmesi gerek. Her damla suyu bilinçli kullanmalı. Kişi
başına günlük su kullanım miktarı 300 litre. Bu rakamı hayat standardı artsa
bile biz 80 litreye indirmek gerektiğine inanıyoruz" dedi. Forum için
İstanbul Kentsel Su Mutabakatı da hazırlandığını dile getiren
Tabasaran, bu mutakabat ile belediye başkanları ve yerel yönetim liderlerinin
küresel değişimler konusunda toplu bir girişime davet edileceğini kaydetti.
Konsensüsün ilk kısmının bir bildiri şeklinde olacağını ifade eden Tabasaran,
bu mutabakatın bütün dünyaya dağıtılacağını dile getirerek, "Şu anda bir taslak
oluşturuldu fikirler alınıp son şekli verilecek" değerlendirmesinde bulundu. Bu
arada İstanbul mutabakatında su kayıp miktarının azaltılmasından, kişi başına
evsel su tüketiminde tasarrufa, suyla ilgili afetlerin verdiği hasarın Gayri
Safi Milli Hasıla'nın yüzde 5'in altına inmesine kadar birçok sözün yer aldığı
gözlendi.
[Sayfa]
Talebelerimi artık İstanbul'a getirip gezdiriyorum
Prof. Dr. Oktay Tabasaran:
Yıllar önce öğrencilerini bir su arıtma tesisi için Almanya'ya götürdüğünü
anlatan Prof. Dr Oktay Tabasaran, yıllar içinde nelerin değiştiğini şu anısı ile
anlattı: "O gezi sırasında aralarında Türk öğrencilerim de vardı. Onlardan biri
de daha sonra yıllarca İSKİ'nin Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Veysel Eroğlu
idi. Bir ara gelip, "Hocam fotoğraf çekebilir miyim?" dedi. Nedenini sorduğumda,
"Türkiye'de hiç arıtma tesisi yok da ondan" yanıtını verdi. Düşünün Türkiye ne
durumda idi. Ben yıllarca talebelerimi İsviçre ve Avusturya gibi ülkelere
götürüp arıtma tesislerini örnek gösteriyordum. Ancak şimdi İstanbul'un öyle
güzel arıtma tesisi var ki, talebelerimi artık örnek için İstanbul'a
getiriyorum."
Musluktan su içmem çünkü depolarda insan ölüsü bile var
Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçi:
İstanbul Su Forumu'nun Genel Sekreter Yardımcılığı görevini üstlenen Prof.
Dr. Ahmet Mete Saatçi, "İstanbul'da çeşmeden akan suyu içebilir miyiz? Siz
çeşmeden su içiyor musunuz?" sorumuza şu yanıtı verdi: "Kendi evimde arıtma
sistemi kurdum, dezenfekte edip içiyorum. Ama dezenfekte etmeden içmem. Çünkü
dağıtım sisteminde yeraltı su seviyesinden içeriye kaçaklar var. Yüzde
15-20'leri bulan bir kaçaktan söz ediliyor. Yani basınç yüksek iken dışarıya
doğru olan kaçak, basınç düşük iken bu kez içeriye kaçak oluyor. Bir de tabii
depolar çok önemli. İstanbul'daki depolarda kedi ölüsünden insan ölüsüne kadar
birçok şeye rastlamak mümkün. Depoların temizliğinden emin olmak çok
önemli."
Ankara'da arsenik oranı düşük
Ankara ve İzmir'in sularındaki arsenik oranlarının 'tehlike boyutunda olup
olmadığı' yönündeki sorumuza da Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçi, "İzmir'i bilmiyorum
ama Ankara'da 1 mikrogramın altındaki bir orandan bahsediliyor. Biz bu orana
bakarak tehlike görmüyoruz" yanıtını verdi.
Su kullanım hakkı dünyaya model oldu
Türkiye'de su ile ilgili uygulamalarının bazılarının dünyaya örnek olduğuna
işaret eden Prof. Tabasaran, "Türkiye baraj yapımını özel sektöre verdi. Bu
sırada devlet su kullanım hakkını ihaleye çıkarıyor, özel sektör santralini
kuruyor ve elektrik başına bir bedel ödüyor. Dünya sadece bizde olan bu sistemi
konuşuyor" dedi.
0 Yorum
Yorum Yap