Yapı Sektörünün Haber Portalı

Su Yasası Gündeme Alınmıyor

Türkiye, 2025 yılını su kriziyle karşı karşıya geçirdi. Birçok etken su krizine yol açarken, 13 yıldır taslakta bekleyen Su Yasası, gündeme bir türlü alınmıyor.

Su Yasası Gündeme Alınmıyor

Alanında uzman isimler ile kurum ve kuruluşlar, yıllarca iktidarı, şirketleri ve yurttaşları su krizi konusunda uyardı. Göller kurudu, sular çekildi. Kuraklık kendini göstermeye başladığında kimse aldırış etmedi. Buna karşın kuraklık, 2025 yılında tüm gerçekliğiyle Türkiye’nin karşısına çıktı. Barajlardaki su miktarı, kritik seviyelere düştü. Büyükşehirler başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde düzenli su kesintileri yapıldı. Yağışların azalması ve iklim değişikliği, su sorunu körükleyen ana faktörlerden oldu.

Cumhuriyet’ten Emirhan Çoban’ın haberine göre; iklim değişikliği ve yağışların azlığı, Türkiye’nin yaşadığı sorunların başrolü değil. 13 yıldır taslakta bekleyen Su Yasası, hâlâ sırasını bekliyor. Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Türkiye’nin su krizi yaşamasındaki etkenleri, ihmalleri ve çözüm önerilerini anlattı.

Dursun, su krizinin etkenlerini şu konu başlıklarıyla açıkladı:

Su kaynaklarının planlaması dikkate alınmadı
“Su kaynakları planlaması, arazi planlaması, çevre düzeni planı ve imar planı gibi planlarla birlikte ele alınmalıdır. Türkiye’de uzun yıllar boyunca bu planların birbiriyle bağlantısı olmamış, daha sonra da planlama anlayışı adeta ortadan kalkmıştır.”

Plansız ve çarpık kentleşme
“Plansız ve çarpık kentleşme ile kırsaldan kente göç akını, kentlerin nüfusunu ve su talebini çok arttırmıştır. Su kaynaklarını geliştirme politikamız, öncelikle oluşmuş olan ihtiyaçların süratle karşılanmasına yönelik olmuştur. Su yönetiminde arz yönetimi öne çıkmış ve sosyo-politik faktörlerin etkisi ile talebi düzenleyici mekanizmalara yer verilmemiştir.”

Çok parçalı yapı ve koordinasyon eksikliği
“Su yönetimimizde çok başlı, çok parçalı bir yapı ve su yönetimi ile ilgili kurumlar arasında koordinasyon eksikliği oluşmuştur.”

Su Yasası eksikliği
“13 yıl önce çalışmaları başlamasına rağmen yeni bir su yasası ve havza ölçeğinde etkin bir kurumsal yapı oluşturulamamıştır. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından havza ölçeğinde birçok planlama raporu hazırlatılmış ancak uygulamaya geçirilememiştir.”

‘Kayıp kaçak oranı düşürülmeli’
Söz konusu sorunların çözümüne ilişkin konuşan Dursun, “Su yönetiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi için su yönetim anlayışımızdan su kullanım alışkanlıklarımıza kadar radikal bir düşünce devrimi yapmak zorundayız. Oluşan yeni şartlara göre kurumsal kapasitemizi geliştirmek ve yeni bir su yönetim anlayışı ve su kullanım kültürü yaratmak zorundayız” dedi.

Alınacak hiçbir önlemin tek başına yeterli olmayacağına dikkat çeken Dursun, “Suyun etkin bir şekilde yönetimini, ‘Koruma-Kullanma ve Kapasite geliştirme’ prensibi ile açıklayabiliriz. Suyun kaynakta miktar ve kalite olarak korunması, verimli kullanılması ve bu yönetimi uygulayıp denetleyecek bir kurumsal kapasite geliştirilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Artan talep için yeni su alternatifleri aramak yerine elde mevcut olanının verimli şekilde kullanılması gerektiğini söyleyen Dursun, “Adımlardan öncelikli olanı şehir şebekelerinde ortalama yüzde 40 civarında olan kayıp ve kaçak oranını yüzde 10-15 seviyesine çekmek olmalıdır. Sulamaya ayrılan suyun toplam kullanım içindeki oranının yüzde 73’ten yüzde 50’lere indirilmesi stratejik bir hedef olarak tanımlanmalıdır. Tarımsal sulamada modern sulamaya geçişin çiftçilere olan maliyetinin tümü hibe olarak karşılanmalıdır. Büyük kentlerde arıtılmış atık suların ve yağmur sularının uygun alanlarda kullanım oranı en az yüzde 10’a çıkartılmalıdır. Sanayi suyunda arıtılmış atık su kullanımı teşvik edilmelidir” diye konuştu.

Haberin tamamına linkten ulaşılabilir.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.