Yapı Sektörünün Haber Portalı

'Nemrut'lara Klasik Müzik

Orkestraların Anadolu konserleri, özgün mekânlarda unutulmaz birer performansa dönüşüyor. Klasik müziği gündemde tutan bu etkinliklerin 'müzik beğe

'Nemrut'lara Klasik Müzik
Orkestraların Anadolu konserleri, özgün mekânlarda unutulmaz birer performansa dönüşüyor. Klasik müziği gündemde tutan bu etkinliklerin 'müzik beğenilerini yükselttiği'ne inanmak güç

Neredeyse 10 yıldır klasik müzik orkestralarımız büyük kentlerin konforlu salonlarını bir yana bırakıp, Anadolu turnelerine çıkıyor. Orkestraların birinci tercihi Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Vaktiyle bir orkestra yöneticisi "Cumhuriyet'in vidalarını sıkacağız" diyerek biraz da misyonunu abartan biçimde coğrafi tercihin altında yatan ana sebebi açıklamıştı. Tabii tartışmalar ve dedikodular sırasında, yine iç sıkıcı biçimde 'Bayburt Bayburt olalı...' diye başlayan hikâye anlatılıp durmuştu.
Anadolu turnelerinin en şatafatlılarını Bilkent Senfoni Orkestrası yaptı. 90'ların ikinci yarısında her yıl Anadolu'da konserler
verdi, basında konserleri dinlemeye gelen binlerce kişiyi, coşkuyu anlatan yazılar çıktı. Tabii, 'aç insanların müzik neyine' gibisinden karşı yazılar da beraberinde. Bilkent Senfoni Orkestrası, Ersin Onay'ın yöneticilik görevinden ayrılmasıyla Ankara'dan pek ayrılmaz oldu. Ama 2002 itibarıyla Anadolu turnelerinin yıldızı Cem Mansur yönetimindeki Akbank Oda Orkestrası.

Özverili müzisyenler
Cem Mansur ve Akbank Oda Orkestrası geçen sene de Güneydoğu Anadolu turnesine çıkmıştı. Bu yıl Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Nemrut'ta konserler verdi. Bu konserlerin kimilerini ben de izledim. Mardin Kasımiye Medresesi ve Nemrut'taki konserler çok keyifliydi. Geçmiş zamanlara ait bir ortamda,
hiç eskimeyen bir müziği dinlemek, eşsiz bir atmosfere tanıklık etmek anlamına geliyor. Terk edilmiş, sessiz yapılar müzik ve onu dinlemeye gelenlerle canlanıyor. Alışıldık klasik müzik düzeninin tamamen dışında bir havayı soluyorsunuz. Smokinli ve siyah elbiseli orkestra mensupları her tür önkoşulu, kaprisi bir yana bırakıp, taşların üzerinde, havuzların kenarında çalıyorlar. Ufak tefek gürültülere hatta çalan telefonlara bile aldırmamaya çalışıyor, dikkatlerini iyi müzik yapmaya yoğunlaştırıyorlar. Farklı dinleyiciler, farklı oturma düzeni, Mardin'deki gibi beklenmedik akustik imkânlar orkestranın yaptığını müziğin ötesine taşıyor ve bir performansa dönüştürüyor. Nemrut'ta olduğu gibi rüzgâr ve kötü izleyici yüzünden tek başına pek tatmin etmeyecek bir konser, bütün olarak lezzetinden bir şey yitirmiyor. Bunu tecrübe ettikten sonra benzer etkinliklerin her defasında dinlenebilir, uğrunda kalkıp yüzlerce kilometre yol gidilebilir olduğuna karar veriyorsunuz.
Türkiye'de klasik müziğin Cumhuriyet'in modernleşme teşebbüsüyle koşut bir anlamı var. Zaten bu sayede iyi orkestralara, dünya çapında faaliyet gösteren şeflere ve müzisyenlere sahibiz. Ama, müzisyenlerin ulaştığı başarıya koşut nicelikte dinleyici kitlemiz olmadığı kesin. Klasik müzikçileri bir kez ve bir kez daha aydınlanmacı kılan da bu olmalı. Anadolu'nun iyi müzikle buluşamadığı için 'yoz' şeyler dinlediğini düşünüyor, onlara yoksun oldukları müziği taşıyorlar. Bense buna bir türlü inanamıyorum. Konserlerde ön sıralarda oturan birkaç memur ve koltukları dolduran bazı öğrenciler için böyle bir ihtiyaç varsa bile, yüzlerce ya da binlercesi için sadece taşra durağanlığını kıracak enteresan bir faaliyet söz konusu. Acaba, düzenli konserler verecek yerleşik bir orkestra, Diyarbakır'da ne kadar dinleyici bulabilir? Yanıtlanması gereken ana soru bu.


Yoz değil, 'kendi' müziği
Kimilerimiz dudak büksek de İstanbul dahil tüm Türkiye'deki popüler müzik önemli ölçüde Doğu ve Güneydoğu kökenli. İnsanlar
'kendilerine empoze edilen yoz müziği' değil, kendi yarattıkları müziği dinliyorlar.
Ve ayıptır söylemesi herkese de dinletiyorlar.
Orkestraların Anadolu turneleri Türkiye'deki müzik beğenisini üst bir seviyeye çekmeyecek. Bunun ancak eğitim ve yüksek gelir sayesinde olacağını söylemeye bile gerek yok. Turneler, özel kuruluşların da desteğiyle sayıları artan orkestraları daha dinamik kılması bakımından iyi bir fikir. Benzersiz yerlerde verilen beklenmedik konserler, klasik müziğin gündeme gelebilmesini sağlıyor, ilgiyi canlı tutuyor.
Belki de böylece üniversite yıllarından sonra konserlere gitmekten vazgeçen dinleyiciler, salonlarda tutulabilir. Londra Filarmoni'den New York Filarmoni'ye konsere gidenlerin de ayağı bizim salonlara alışır. Kim bilir?..

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.