Mimarinin dahi çocuğu olarak adlandırılan İspanyol
mimar Alejandro Zaero-Polo, Türkiye’nin ilk ekolojik alışveriş merkezi olan
Meydan’ı otoyol piknikçilerinden esinlenerek yaptığını söyledi.
Projelerinde yerel halkın tercihlerini her zaman ön planda tuttuğunu
söyleyen Polo, şöyle konuştu:
“İstanbul
Ümraniye’deki Meydan’ı tasarlarken aklımın bir köşesinde hep piknikçileri
tuttum. İstanbul’da kozmopolit, zengin bir yapı var. İnsanlar piknik yapmayı,
mangal yakmayı seviyor. Güzel havalarda minikde olsa yeşilliklerde hep
aileleriyle beraberler. Bunu dünyanın başka yerinde görmedim.”
Polo,
Meydan’ı oluştururken ağırlıklı olarak yeşil ve kırmızı kullanmasının nedenini
ise şöyle açıkladı: “Uçaktan baktığımda ilk dikkatimi çeken, kiremit çatılar ve
yeşil alanlar oldu. 7 tepe üzerine kurulu kentte gezerken gördüğüm aşı boyalı
kırmızı yalılar da beni etkiledi. Projemi oluştururken bir de Ortadoğu
mimarisinin tuğlalarını dikkate aldım.”
Havaalanı yapmak
istiyor
Türk mimarisini çok başarılı bulan Polo’nun gözdesi ise
Ayasofya Müzesi. Ayasofya’yı ‘muhteşem’ diye tanımlayan mimarın projeleri
arasında Türkiye’de yeni bir çalışma yer almıyor. Ancak aşı boyalı evlere ve
boğaza duyduğu tutku nedeniyle hayalleri arasında deniz ve karanın bütünleştiği
bir proje yatıyor.
Polo ayrıca, İstanbul’da eski binaların görünüşlerine
sadık kalarak yeni işlevsel bir şehrin yaratılmasının önemine değindi. Bugüne
kadar ofis, konut, terminal, restoran gibi farklı alanlarda mimari projelere
imza atan Polo, “Şu an İspanya’da bir seramik fabrikasıyla görüşmelerim sürüyor.
Fabrika inşa etmek çok heyecan verici. Ayrıca bir de havaalanı yapmak istiyorum”
dedi.
Sayın POLO uçaktan baktığında yeşil alanlar dikkatini çekmiş.İstanbulda YILDIZ parkından,FETHİ paşa korusundan Özgürlük parkından başka yeşil alan kaldı mı acaba. kentsel dönüşüm yasasını çıkartan hükümet çarpık yapılaşmış nefes alınamaz hale gelmiş görüntü kirliliği olan semtleri, orda yaşayan insanları mağdur etmeden düzgün yapılaşmaya imkan sağlıyacağına, güzel İSTANBULUMUZUN içinde ve çevresindeki hazine arazilerini dere yataklarını orman sahalarını yapılaşmaya açmış şehrin etrafını yüksek yapılarla SUR gibi çevrilmesine imkan sağlamış karadenizden esen rüzgarın ormanlardan yeşil alanlardan aldığı oksijenlı havanın şehrin içine girmesine mani olmasına burada yaşayan insanların egzost dumanları içinde boğulmasına yol açmıştır.Malesef seçtiğimiz yöneticiler, toplumun sağlıklı insanca yaşaması için organize olacağına rant peşinde koşmaları acı birşey insana saygımız yok bari şu göçmen kuşları düşünelim hayvancağızların konaklıyacak yerleri kalmadı.