- yapi.com.tr
- 17.02.2011
- GÜNDEM
- 159 okunma
Kuzguncuklular Bostanlarına Sahip Çıkıyor
Kuzguncuk halkı, 20 yıldır yapılaşmayı engelledikleri Kuzguncuk Bostanı’nı bu sefer yap-işlet-devret modelinden korumak için yine ayakta. Hazırladıkları bostan korkulukları ve düzenledikleri eylemlerle kamuoyunun desteğini arıyorlar.
Kuzguncuk halkı, 20 yıldır yapılaşmayı
engelledikleri Kuzguncuk Bostanı’nı bu sefer
yap-işlet-devret modelinden korumak için yine ayakta.
Hazırladıkları bostan korkulukları ve düzenledikleri eylemlerle
kamuoyunun desteğini arıyorlar.
İstanbul'un tarihi semtlerinden Kuzguncuk, bugünlerde semtin kolektif
değerlerinden biri olan Kuzguncuk Bostanı için ayakta. Vakıflar Genel
Müdürlüğü'ne ait olan bostan arazisi 1990'dan bu yana yapılaşmaya açılmak
istense de Şehir Bölge Planlamacılar Odası ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun açtığı
davalar sayesinde bu girişimler sonuçsuz kaldı.
İlk olarak 1990 yılında Mehmet Haberal tarafından Vakıflar Genel
Müdürlüğü'nden kiralanan araziye Böbrek ve Diyaliz Hastanesi yapma girişimi
mahkeme tarafından reddedildi.
Bunun üstüne 2000 yılında yine Haberal buraya özel okul yapma girişiminde
bulundu. Ancak bu girişim de Şehir Bölge Planlamacılar Odası'nın açtığı dava
sonucunda engellendi.
Davanın temyiz süreci de Şehir Bölge Planlamacılar Odası'nın lehine
sonuçlanınca 2003'te buraya özel okul yapılamayacağı kararı kesinleşmiş
oldu.
İşin ucu 1986'ya dayanıyor
Kuzguncukluluklar Derneği Üyesi, mimar Tülay Onat bianet'e1983'te bostanın
SİT alanı ilan edildiğini ancak 1986'da planlama kararlarında yapılan bazı
değişikliklerle bostanın bir kısmının tarım amaçlı kullanılabilirken bir kısmına
da okul yapımı için onay verildiğini söyledi.
Bostanın bugün sembolik olarak bostan korkuluklarıyla korunmaya çalışılmasına
neden olan sürecin başlangıcı da 25 yıl önce bostan arazisinin bir kısmına Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından devlet okulu yapılmasına izin verilen bu karara
dayanıyor.
Yeni Kılıf: "Yap-İşlet-Devret"
Haberal'ın bostandan çekilmesinin ardından arazi bir peyzaj şirketi
tarafından kiralandı ve fidanlık olarak kullanılmaya başlandı. Ancak, Aralık
2010'da peyzaj şirketine gönderilen tebligatta, "mülkiyeti vakfımızda olan
arazinin yap-işlet-devret sistemiyle planlama programına alınması sebebiyle
kontratınız yenilenmeyecektir" denilerek araziyi terk etmeleri istendi.
Önümüzdeki günlerde bostanı boşaltacak olan şirketin ardından buraya ne olacağı
ise muamma.
Özel okul yapmanın yasal olarak zaten mümkün olmadığını ancak buna rağmen
özel okul projelerinin hazırlandığını bildiklerini söyleyen Onat, özel veya
devlet okulunun fark etmediğini, Kuzguncuk'un zaten yeterli kapasitede bir
ilköğretim okulu olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Dertleri eğitim amaçlı
kullanmaksa herhangi bir inşaat yapmadan da sanat ve spor faaliyetlerine dönük
eğitim yapılabilir."
Halk da Karşı
Her 10 yılda bir bostan arazisinin imara açılması yönünde atılan adımlardan
ev kadınlarından kahvedeki ihtiyarlara, sanatçılardan esnafa Kuzguncuk ahalisi
de rahatsız. 20 yıldır Kuzguncuk'ta oturan gazeteci Tan Morgül, bostanın
Kuzguncuk halkının kolektif hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu, buranın
halk yararına kullanılması gerektiğini söylüyor. Kuzguncuklular olarak buranın
halk yararına kullanılabilmesi için çeşitli projeler geliştirdiklerini ve
insanları bostana sahip çıkmaları için çeşitli eylemlerle harekete davet
ettiklerini söyleyen Morgül, hukuki sürecin takipçisi olacaklarını
söylüyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
İstanbul'u İstanbul yapan karekteristik mimari ve peyzajını, boza boza, kimliksiz, geçmişsiz bir kent yapma yolunda, bütün cahilliğimiz ve görgüsüzlüğümüzle dolu dizgin gidiyoruz... Buna karşı bütün yasal yolları kullanarak karşı çıkmak, burada olduğu gibi, yalnızca Odalar ve Adliye'nin değil, bizzat halkın olmalıdır... Halka rağmen hiçbirşey yapılamaz, yaptığını sananlar, sonunda ne kadar yanıldıklarını, acı ama kanlı bir şekilde anlarlar... Şehirlerimizde kendi doğal hali ve üzerinde göstermelik planların yapılmadığı yeşillikler de olmalıdır, bunlar insanları dinlendiren, huzur veren alanlardır. Yeşil gözün retinasını dinlendirir, retina da doğrudan beyine bağlı olduğundan, beyin dinlenir. Ameliyatlarda yeşil giyilmesinin nedeni de budur... Milano'nun tam orta yerinde, muazzam bir tarihi mezarlık vardır, içinden yol da geçirilmemiştir. Sorulduğunda Milano'lular, bunun Milano'nun karekteristik ve tarihi özelliklerinden biri olduğunu ve şehrin yeşil dokusuna çok önemli bir katkı yaptığını söylerler... Böyle giderse, Eşşiz, Dünya'nın en güzel ve önemli kenti, İstanbul'umuz, kişiliksiz bir beton yığını olacak ve Camileri ile Saraylarından, Surlarından başka tarihi hiç bir özelliği kalmayacaktır!...