Sanayide kapasite kullanımının 18 yıl geriye gitmesi,
krizin boyutunu daha iyi anlatamazdı. Geçen yıl bu oran yüzde 81.1 idi, şimdi
ise 64.7. Bu ne anlama geliyor? Ne doğru dürüst üretim yapılabiliyor, ne yeni
yatırım... Ekonominin büyüme hızı durdukça çalışanlar işlerini kaybediyor. Bugün
yaşanan sıradan bir ekonomik kriz değil; dolayısıyla sıradan ekonomik kriz
çözümleri yeterli olmayacaktır. Kaldı ki daha Türkiye’de sıradan çözümleri ile
tam anlamıyla üretemiyor.
Peki, sıradan olmayan çözümler derken ne kastediyoruz? Farklı ve yenilikçi
yaklaşımlar ve çözümler... Ve burada inovasyon en önemli çıkış
noktası. İnovasyon derken yalnız ürününün akla gelmesi doğru bir yaklaşım değil.
İSO KATEK çalıştayında ortaya çıktığı gibi “İnovasyon, yalnız
ürün ve tasarımı içerisinde değil, işletmenin süreçlerinde ve bayiler / dağıtım
kanalları, yeni pazarlar bulmak gibi alanlarda yaratılmalıdır. Hatta,
alışılmadık yeni ‘azmettirici’ teknikler bulunmalıdır. Örneğin satın alınacak
giysilerin 2 yıl boyunca bedelsiz temizlenip ütülenmesini fiyata dahil etmek,
otomobilin bir yıllık benzinini fiyata dahil etmek gibi.”
Bunlar işletmelerin düşünmesi gereken çözüm yolları. Ancak iş yalnızca
şirketlerle de bitmiyor. Teşvik edici politikaları oluşturan hükümetlere asıl
görev düşüyor.
Bu noktada Technopolis Türkiye’nin kurucusu ve direktörü
Şirin Elçi’nin kısa bir süre önce gönderdiği “Kriz
ortamında inovasyon” raporu ile baş başa bırakıyorum.
Krizler inovasyonu tetikler:
* 2. Dünya Savaşı, seri imalatı mümkün kılacak yeni teknolojilerin ve
üretim yöntemlerinin geliştirilmesine yol açtı.
* İnternet ABD’ye karşı nükleer saldırı tehditine karşı geliştirilen
çözümlerden biri.
Kriz, yapısal inovasyon için katalizördür...
* İngiltere’de, 1980’lerdeki krizde rekabet gücü düşük sektörlerden
çıkıldı; daha esnek sermaye ve işgücü piyasası oluşturuldu.
Girişimcilik faaliyetleri arttı. 3 milyona varan işsizliğin ardından
toparlanan ekonomi hızla büyüme eğilimine geçti; işsizlik azaldı...
* 20 yıl önce, ABD’de 2 kasaba: Allentown ve Youngstown. İkisinin de
ekonomisi çelik üretimine dayalı sektör, çökünce karşı karşıya kalınan büyük
krizden hasarsız çıkmayı Allentown başarırken, Youngstown dibe vurdu.
Allentown’ın farkı, bölge dışındaki ağlarla entegre üçlü sosyal ağlara sahip;
fırsatların peşinde, yeniliğe ve işbirliğine açık girişimci bir toplum olması.
Youngstown ise tutucu; zayıf sosyal ağlara sahip; dışarıya ve işbirliğine
kapalı…
Kimler “inovasyoncu” olmalı?
* Güney Kore hükümeti, 1990’ların sonunda yaşanan ekonomik krizde özel
sektörün inovasyon faaliyetlerine hızla ve artan miktarlarda destek sağladı. İki
yıl sonra görüldü ki inovasyon harcamaları kriz öncesi dönemin çok üzerine
çıkmış durumda. Ekonomik kriz sona erdiğinde Güney Koreli işletmeler
rakiplerinin önünde yarışa devam ettiler.
* Finlandiya’nın 1990’larda karşı karşı kaldığı krizde işsizlik yüzde
20’lere, bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 70’ine tırmanmıştı. Devletin geliştirdiği
çözüm, inovasyon, eğitim ve Ar-Ge’ye hızla kaynak ayırarak uzun vadeli yapısal
dönüşümü başlatmak oldu. On yıl sonra Finlandiya karşımıza dünyanın en inovatif
ve rekabetçi ülkesi olarak çıktı.
Bugün ülkeler ne yapıyor?
* Çin ve Singapur gibi ülkeler inovasyon stratejilerini güncelliyor ve
mevcut şartlar altında daha inovatif ve rekabetçi olabilmek için yeni taktikler
geliştiriyor. Örneğin Çin Maliye Bakanı, işletmelere sağlanacak yaklaşık 860
milyon dolarlık bir destekle inovasyonun ve yapısal değişimin teşvik edileceğini
açıkladı.
* ABD’de 900 girişim sermayesi firması tarafından yönetilmek üzere
toplanmış 250 milyar dolarlık fon krize rağmen bu tutarın önemli bir kısmı
yatırıma dönüşüyor. İngiltere, yeni inovatif girişimciler yaratarak ekonomiyi
canlandırmak için 1 milyar poundluk girişim sermayesi fonu kurmayı
tartışıyor.
Peki, biz neden ülke olarak inovasyonu krize karşı bir çözüm olarak
göremiyoruz? Soru tartışmaya açık...
0 Yorum
Yorum Yap