- yapi.com.tr
- 22.11.2004
- GÜNDEM
- 2 okunma
İşte Bizim MoMA'mız
New York'un medarı iftiharı MoMA, yani New York Modern Sanat Müzesi 75'inci yılını kutluyormuş. Biz de hâlâ dünya kenti İstanbul'un müzesini açmaya uğ
New York'un medarı iftiharı MoMA, yani New York Modern Sanat Müzesi 75'inci yılını kutluyormuş. Biz de hâlâ dünya kenti İstanbul'un müzesini açmaya uğraşıyoruz. Devlet baba Türk resim tarihini barındıran Resim ve Heykel Müzesi'nin çatısını bile zor aktardığı için iş yine sivil topluma düştü. Şimdi Ezacıbaşı ailesinin öncülüğünde uzun sürmüş bir düş gerçekleşiyor ve antrepo binalarında ilk modern sanat müzemiz açılıyor.
Şu müze inşaatını gideyim bir göreyim dedim. Bütün sanat dünyası nefesini tutmuş müzenin açılışını beklerken kimileri de heyecanını yenemeyip küçük ziyaretler düzenliyormuş. Durmuş oturmuş sanatçılar, duvarlarda kendilerine yer beğenmek için inşaata girmeye çalışırken, ders bitimi akademiden çıkan ressam adayları, binanın önüne gelip 'Bir gün burada adıma salon açacaklar' diye hayallere dalıyormuş. Bunları inşaattaki sıvacıların birinden dinledim. Başbakan 'Açılışı 17 Aralık'tan önce yapalım' dediği için herkesin iki ayağı bir pabuca girmiş. Sıvacılar bu işe pek bozulmuşlar. Kim takar sıvacıları. Başbakan'dan daha mı iyi bilecekler. Müzesiz bir ülkeye AB tarih marih vermez!
O nedenle İstanbul Modern'in 11 Aralık'taki açılışı Türkiye'nin de kaderini etkileyecek, bu kesin.
Kaderimizi etkileyecek bu kurumun kadrosunda kimler olduğunu sağır sultan bile duydu. Ama ben bu sağlam kadroyu tekrar açıklayayım: Yönetim kurulunun başında Oya Eczacıbaşı; müdürlük makamında Emin Mahir Baltacıoğlu, baş küratör bize bir de bienal hazırlayan Türk dostu İspanyol Rosa Martinez; kütüphane ve yayımlardan sorumlu Enis Batur; halkla ilişkilerde Cumhuriyet'in eski kültür sanat şefi Handan Şenköken, diğer küratörler Haşim Nur Gürel, Ali Akay ve Levent Çalıkoğlu... (Her tür değişiklik hakkı bakidir, ben karışmam.) Tabii müze binasına tur düzenleyenlere bir kötü haberim var: Burada şimdilik koleksiyon filan oluşturulmayacak. Eczacıbaşı, İş Bankası ve Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonlarından yapılan derlemelerle sanat tarihimizi tanıyacağız bir süre. Hem böylece kim var kim yok kavgası da olmaz; herkes müzeyi çok sever. Müzenin içinde bir de sanat filmleri gösteren şık sinema salonu olacak. Sinemanın arkasında konser organizasyon âlemine bomba gibi düşen 'Event 4' var. Festivallerde önünde kuyruk oluşan filmler var ya, onları izleyecekmişiz bu sinemada. Sinemanın önümüzdeki altı ay içinde sanat âlemlerinde müthiş moda olacağından adım gibi eminim. Artık müze gezmeye gelenler film mi izleyecek, filme gelenler sergi mi gezecek ben bilmem! Tercihlere saygılıyım...
Türkiye'nin sanat damarlarından biri de Efes Pilsen. Sağ olsunlar yıllarca bizi ne birasız ne sanatsız bırakmadılar. Sinema, tiyatro, müzik, festival gibi her alanda doğru dürüst işler izlememizi sağladılar. 15 yıldır düzenledikleri Blues Festivali'ne gidip de ritim tutmayan kalmamıştır herhalde. Yolum Ankara'ya düştü Efes Pilsen Blues'un oradaki konserine daldım. Bu yılın yeniliği Anadolu rock'un asla yaşlanmayan dâhi ismi yenilmez Moğol savaşçısı Cahit Berkay. Berkay sahnede siyahi bir müzisyenle Anadolu blues yapıyordu. Gayet iyi fikir, keyifle dinledim. Sadece aklıma bir şey takıldı, Cahit Berkay Coca-Cola'nın düzenlediği Rock and Cock'a karşı Barışa Rock'ı düzenleyen ekibin önderlerinden biri. Tabii Cahit Berkay muhalif bir sanatçı olduğu, öyle şirketlerle mirketlerle finansla, parayla alakası olmadığı için bilmez. Ben muhabeseci olduğumdan biliyorum, hatırlatmak istedim. Coca-Cola Türkiye'nin yüzde 40 ortağı Efes Pilsen'in sahibi olan Anadolu Grubu. Yani bu küresel ekonomi çıktı, mertlik bozuldu. Müzik, sanat, para, emperyalizm, muhaliflik her şey birbirine karıştı; hey gidi kavanoz dipli dünya!
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap