İstanbul’un Taksim, Cihangir, Beyoğlu, Tünel, Karaköy
gibi merkezleri yaklaşık beş yıldır karasineklerin saldırısı altında! Bu
muhitlerde sokakta dolaşırken gün içinde binlerce karasinek çıkabilir karşınıza.
Bunlar sokak sanatçısı Fly Propaganda’nın stencil
(şablon alıp sprey boyayla duvara resmetme) tekniğiyle yaptığı
sokak eylemlerinin ürünü sinekler. Her biri sokakların dört bir köşesini sarmış
durumda… Ama en çok Fly’ın öfkesini çeken piyasa sembollerinde; banka duvarları,
reklam panoları, atm’lerde…
Fly, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mezunu… Birçok
arkadaşı sanatını galerilerde icra etmeyi tercih ederken o sokağı tercih etmiş.
İşleri belli sanat çevrelerinden ilgi görüp davet üzerine İstanbul
Bienali’nde sergilenmiş olsa da o sokağa devam ediyor. “Galerilerin
tasarlanmış metrekareleri ve kiralanmış geçicilikleri sokağın gerçekliği ve
kalıcılığıyla karşılaştırılamaz bile. Düşünsenize, galerinin duvarlarında
sokaktaki spontane müdahale anını nasıl yaratabilirsin? Sokağa yaptığın iş o an
ve sonsuza kadar o mekânı dev bir galerinin küçük bir duvarına dönüştürüyor. “Bu
daha gerçek” diye açıklıyor sokağı seçmesini. Fly’ın “sokağa çıkışı” üniversite
yıllarına denk geliyor. Altı yıl önce reklam sektöründe profesyonel iş hayatına
geçişiyle birlikte de kendi tabiriyle “tam anlamıyla” sokağa çıkıyor. Sinek
karakterinin de işte bu süreçte oluştuğunu söylüyor Fly: “Bu eylemleri benimle
beraber sürdürecek bir karakter yaratsam ve hatta ona dışarıdan akıl versem o da
uygulasa diye düşündüm. O işleri yapan ben ve fikri veren ben. Bu fikir beni
ileride ikiye bölecekti. Sinekleri yapan kişiyi tanıyıp tanımadığımı soranlar
bile oluyor. Gizlilik, yapılan işin gereği.”
Peki, bu alengirli adı ve sinek figürü nasıl ortaya çıkıyor? “İsim ya da bir
işaret. Yazının resmi, resmin yazısı. Hem böyle düşündüm hem de yaptığım işlerin
tavrını temsil etsin istedim. Bir de hayatın ta orta yerinden, bildik bir şey
olsun istedim. Basit, alelade, belki de biraz sinir bozucu. Vandal. Benim için
bu robot tanıma uyan görüntü Sinek’ti. Sinek, propaganda kavramıyla bir araya
geldiğinde daha fazla düşünmedim. Daha basit anlatamazdım” diyor ve ekliyor:
“Dünyanın en anarşist yaratığı bence. Sokaktaydım. Sinekle beraber geziyordum.
Sokaktan köküne kadar beslenen, durumları, olayları kendince işaretleyen bir
şehir efsanesi (küçük ama mide bulandırıcı) çıkarmıştım.”
Fly’ın çalışma başlıklarına sokağa, yani hayata dair ne varsa giriyor. “Her
şeyi duymaya ve görmeye çalışıyorum” deyip “Gösterdiğim şeyler hayatın içinden
durumlar. Gözüme, kulağıma batan özellikle içinde insan olan konular ve
durumlarla ilgileniyorum. Politika, gündemdeki olaylar, üretimsiz tüketim, beyaz
ötesi, Tayyip’in kene sorunu, Irak sorunu, söyleyemediklerimiz vb… Bazen sadece
müdahale etme, eylem. Alakasızlık anı.”
Fly, kafasına vurula vurula sokakla ilişkisinin önü kesilen 80 sonrası
kuşaklardan ve yaşadığı yer de Türkiye! Dolayısıyla geceleri sokakta korku
duyduğunu gizlemiyor ancak bir o kadar da haz ve mutluluk hissediyor: “Korku,
panik, haz ve mutluluk. Bunların hepsini aynı anda yaşıyorum. Siz (şehir) uykuya
dalar, sinekler ortaya çıkar. Eğer daha önceden belirlediğim bir mecra ise
direkt hedefe yöneliyorum. Herhangi özel bir hazırlık olmuyor. Tabii bazen,
kalıpların büyüklüğü nedeniyle kendimce geliştirdiğim kamuflaj çalışmalarım
oluyor. Genelde malzemelerim yanımda gezerim. Bir ev partisine giderken bile.
Sinek bu, her yerde. Sonuçlarına Türkiye’de katlanman gerek. Aslında bayağı
riskli bir iş. Hele herkesin kraldan çok kralcı, polisten çok polis olduğu bir
toplumda. B..ktan durumlarla karşılaştım. Ama şimdiye kadar bu konuda poliste
bir kaydım yok. Yarabbi şükür.”
Fly’ın anlattıkları arasında en eğlenceli olanı ise dört duvar arasında kendi
hazırladığı bir reklam çalışmasına geceleyin sokakta, kendisinin müdahale
etmesiyle ilgili olanı: “Daha önce çalıştığım yerlerden birinde yaptığım reklam
kampanyasının billboard’una müdahale etmiştim. Öyle zevkle yaptım ki. Bütün
sinirimi çıkarmıştım.”
Fly bu aralar yeni üretimler peşinde. Bir yandan internet sitesini hazırlıyor
bir yandan da çalışıyor, yazıyor, çiziyor, kafa yoruyor… Sineği yeni kılıflara
hazırlıyor. Önümüzdeki dönemlerde İstanbulluların karşısına yepyeni işlerle
çıkacak… Kim bilir belki de son derece sürpriz, çok tartışılacak, çok
konuşulacak işlerle...
0 Yorum
Yorum Yap