İstanbul Yenilenebilir Enerji Günleri 24-25 Haziran tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde, müteşebbis sanayicileri, enerji sektöründe dünyanın sayılı sistem üreticilerini ve yenilenebilir enerji alanında keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak nitelendirilen Türkiye’nin enerji kuruluşlarını bir araya getirdi. Sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın çözüm üretmesi gereken ana tartışma konularının başında gelen enerji kaynakları konusunda gerçekçi, verimli ve etkin çözümler üretebilmek üzere hayata geçirilen bu organizasyona 100’den fazla kuruluş ve 150 katılımcı iştirak etti.
Günümüzde enerji dendiğinde ilk akla gelen enerji türü olan elektrik aynı zamanda en yaygın kullanıma sahip enerji olageliyor. Ancak dünya genelinde çevre bilinci artarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı yönündeki çalışmalar da aynı paralelde artıyor. Türkiye de, 2009 yılında imzaladığı Kyoto Protokolü ile CO2 salınımının azaltılmasındaki en önemli faktörlerden biri olan yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yürüttüğü politikaları, özellikle bu protokolden sonra daha da etkin hale getiriyor ve sürdürülebilir yeşil enerji kaynakları konusunda sürekli yen projeler üretiyor.
Türkiye’de kurulu enerji santrallerinin dağılımına bakıldığında termik
santrallerin %65.92, hidroelektrik santrallerin %32.53, yenilenebilir
santrallerin ise %1.55’lik bir paya sahip olduğu görülüyor. Bu tablo da
yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yürütülen çalışmaların ivedilikle
artırılması gerektiğini açıkça gösteriyor. Bu platformun ev sahiplerinden Pratt
and Whitney Enerji Sistemleri, Turboden, Clipper Wind; rüzgar, türbin ve
jeotermal enerji üretimi konusunda Avrupa’nın ve dünyanın lider üretici
kuruluşları arasında yer alıyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları
potansiyeli değerlendirildiğinde, Anadolu toprakları rüzgar, güneş ve jeotermal
başta olmak üzere çok verimli yenilenebilir, sürdürülebilir, düşük maliyetli ve
çevreci enerji kaynaklarını barındırıyor. Bunun yanında IMF’nin tahminlerine
göre 2013 yılında dünyanın en büyük ekonomileri içerisinde 16. sıraya yerleşecek
olan Türkiye her geçen gün artan büyük bir sanayi gücünü de elinde tutuyor.
Üretimden doğan çeşitli atık maddelerin yakılması ile elde edilen biokütle
enerji ise hem müteşebbisin üretim maliyetlerinde önemli düşüşe yol açıyor hem
de çevrenin korumasına büyük katkı sağlıyor.
İstanbul Yenilenebilir
Enerji Günleri’nde bu 3 kojenerasyon alanının en etkin şekilde kullanılabilmesi
için izlenecek yol haritası üzerinde tartışmalar yürütüldü. Ticari, akademik,
finansal ve hukuksal bakımdan Türkiye’de yenilenebilir enerji süreçlerinin
ayrıntılı bir analizi yapılarak, sanayinin önemli oyuncularıyla paylaşıldı.
---------------------------------------------
Yaklaşık 1 yıldır ısı, su
ve gaz sayaçları sektöründe faaliyet gösteren NRG Enerji, jeotermal enerji
üretimi başta olmak üzere, biomass ve atık ısı üretimi konularında da yoğun
çalışmalar yürütüyor. NRG Enerji aynı zamanda dünyanın önemli enerji
şirketlerinden Pratt & Whitney Enerji Sistemleri ile Türkiye’de yeşil enerji
alanında faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor.
Turboden’in şemsiye
firması Pratt & Whitney de uçak motoru, roket itmesi ve endüstriyel gaz
türbini tasarım, üretim ve bakımında dünya lideri konumundadır.

0 Yorum
Yorum Yap