Önümde geçen ayın sonunda yapılmış bir araştırma
dosyası duruyor. İnşaatın alt sektörlerinden birini
ele almış. Mevcut markalarla ilgili finansal yorumlar ve pazar göstergeleri var.
(Sektörün ünlü markalarında imaj sorunu yaşanmaması için faaliyet alanını ve
istatistikleri açıklamıyorum) Rapor özel hazırlanmış. Araştırmayı yaptıran da
kendi sahasındaki lider firmalardan biri…
Sonuçları yorumlayınca yalnız bu alt sektörde değil, İnşaat alanının tümünde
ciddi bir zorluk yaşandığını görüyorum. Raporda dikkatimi çeken en önemli tespit
şu: Krizin başlangıcında nakit dönüş hızı yavaşlamaya başlamış. Çok değil 2007
yılında tahsilât süresi 45 günle sınırlıyken önce 60, sonra 90 güne çıkmış.
Talep iyice azalınca bu kez rekabet ortamının tavizleri devreye girmiş.
Vadeler 120, 150 gün filan derken ipin ucu iyice kaçmış. Nakit devir hızı durma
noktasına gelince fiyat rekabeti başlamış bu kez. Sanayicilerin onayı ve yeni
liste açıklamasıyla büyük distribütörler fiyatları düşürmüşler. Fark geri fatura
edilmiş. Buna rağmen birikmiş borçların vadesi geldiğinde çek ve senetler
dönmeye başlamış. Bir kısım bayi ise satılmayan malların iadesini tercih etmiş.
Bir kısmı ise ödeme zorluğu yüzünden iflas noktasına gelmiş. Stoklar şişmiş,
prodüktivite rafa kalkmış.
Dramatik gidiş bununla da kalmamış. Bayiler bu kez borçların ödenmesini
reklam şartına bağlamışlar. Nefes almakta zorlanan sektör bunu yapmayı denemiş
ama pek becerememiş. Satışlar yine düşmeye devam etmiş. Küçülme en sonunda
sektörü iyice zora sokmuş. Üretici firmalar önce 3 vardiyadan önce 2'ye sonra da
tek vardiyaya inmişler. Talep düzelme eğilimi göstermeyince bu kez duraklamalı
çalışmalar başlamış. Yalnız piyasayı finanse etmekle kalmayan üreticiler işçilik
ve genel giderleri karşılamakta zora düşmüşler.
Yine de büyük fedakârlıklarla ücretler ödenmiş. Sonunda iş öyle bir hale
gelmiş ki girdilerinin bir bölümü ithalata dayanan sektörün kredi borçları
"muaccel" hale gelmiş. İşler bıçak gibi kesilince fabrikalardan işçi
çıkarılmasına başlanmış bu sefer. Ve nihayet epey gürültülü geçen tüm bu
aşamalardan sonra piyasalarda nispi bir sükûnet hali oluşmuş. Şimdi zora düşmüş
bayiler, banka borçları altında ezilen sanayiciler ve işsizlik tehdidi altındaki
insanların tek ümidi Nisandan sonra hareketlenmesi beklenen inşaat
sektöründeymiş.
Ve raporun sonundaki kıssadan hisse de şöyle: "Sektör
küresel krizden etkilenmişse de asıl sorun vade-fiyat sarmalından çıkmıştır.
Kriz dönemlerinde vade-fiyat rekabetinin kimseye yarar sağlamadığı
anlaşılmaktadır!"
Tekstil istihdamın motor gücü
Bu arada yalnız inşaat değil, tekstil sektörü de zorda. Birkaç yüz bin iğlik
büyük fabrikadan üç beş dikiş makinesiyle faaliyet gösteren fasoncu küçük
işyerine kadar her yerde tedirginlik hâkim.
0 Yorum
Yorum Yap