Gölgeler Apartmanı Davasında 'Bozma' Talebi
Yargıtay, 21 kişinin hayatını kaybettiği Gölgeler Apartmanı davasında verilen hapis cezalarının, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayandığı gerekçesiyle bozulmasını istedi.
Yargıtay, 21 kişinin hayatını kaybettiği Gölgeler Apartmanı davasında verilen hapis cezalarının, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayandığı gerekçesiyle bozulmasını istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep'te 6 Şubat depremlerinde 21 kişinin yaşamını yitirdiği Gölgeler Apartmanı davasında iki sanığa verilen 16 ve 19 yıl hapis cezalarının bozulmasını istedi. Tebliğnamede, "kovuşturma genişletilmeden ve deliller tam toplanmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması" hukuka aykırı bulundu.
ANKA’da yer alan habere göre; 6 Şubat depremlerinde, Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi İncilipınar Mahallesi'nde bulunan Gölgeler Apartmanı'nın yıkılması sonucu 21 kişi yaşamını yitirdi. Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 Eylül 2024'te görülen karar duruşmasında, müteahhit Necati Gölgeler'e, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 19 yıl 6 ay; teknik uygulama sorumlusu (fenni mesul) İhsan Çeven'e ise aynı suçtan 16 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayla ilgili tebliğnamesini hazırlayarak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Dosyayla ilgili son kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi verecek. Başsavcılığın tebliğnamesinde, yerel mahkemece verilen hükmün bozulması istendi.
Tebliğnamede, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin kararında tespit edilen 7 hukuka aykırılık şöyle sıralandı:
Bilimsel ve yöntemsel eksiklikler: Olayın teknik, yapısal ve yönetsel boyutları bütüncül bir bilimsel değerlendirme gerektirmektedir; mevcut bilirkişi raporları, yapının yıkılmasına neden olan süreci nedensel açıdan çözümlemekte yetersiz kalmıştır. Taşıyıcı sistemin davranışı, malzeme kalitesi, ruhsat ve denetim aşamalarındaki ihmal zinciri ile bölgesel yapı kültürü arasındaki ilişki bilimsel yöntemle açıklanmamıştır. Bilirkişi heyetinin yalnızca inşaat mühendislerinden oluşması, incelemenin dar teknik çerçevede kalmasına neden olmuştur. Bu tür olaylarda, mimar, jeoloji mühendisi, yapı denetim uzmanı, hukukçu ve etik uzmanı gibi disiplinleri içeren multidisipliner bilirkişi heyeti zorunludur. Bu eksiklikler, bilirkişi raporunun tarafsızlık ve yeterlilik koşullarını zedelemiş; incelemenin bilimsel geçerliliğini ortadan kaldırmıştır.
Bilirkişinin rolü ve sorumluluğu: Bilirkişi yalnızca teknik gözlemci değil, aynı zamanda nedensel ilişkileri normatif çerçevede açıklamakla yükümlü bir aktördür. Görevi 'bina neden yıkıldı' sorusuna yalnızca fiziksel değil; yönetsel, kültürel ve etik düzeylerde de yanıt verebilmektir. Raporların statik hesaplara ve beton dayanım testlerine indirgenmesi, kusur belirleme sürecinde bilimsel derinliği ortadan kaldırmıştır.
Numune alma ve malzeme incelemesindeki bilimsel hatalar: Enkazdan alınan karot ve donatı numuneleri, TS EN 12504-1 ve ilgili teknik standartlara uygun biçimde alınmamıştır. Numunelerin alındığı konumlar taşıyıcı sistemi temsil etmemekte, enkaz koşulları nedeniyle gerçek dayanımı yansıtmamaktadır. Bu durum, delil güvenilirliğini zayıflatmakta ve bilirkişi incelemesinin bilimsel geçerliliğini yok etmektedir.
Deprem yorgunluğu olgusunun incelenmemesi: Gölgeler Apartmanı’nda deprem yorgunluğu (yapının önceki depremlerden kısmen zayıflaması) bilimsel olarak hiç incelenmemiştir. Bu, kovuşturma sürecinde temel bir zafiyet oluşturmuştur. 1991–2023 arasında bölgedeki başlıca depremler (1998 Adana–Ceyhan, 2020 Elazığ–Sivrice) yapı üzerinde birikimli hasar etkisi yaratmış olabilir. Buna rağmen: Yapının periyodik bakım veya güçlendirme görüp görmediği, doğalgaz veya çatı tesisatı müdahalelerinin, mantolama çalışması yapılmışsa bu çalışmanın onaylı proje kapsamında yapılıp yapılmadığı; bina bünyesinde 26 yılı aşkın bir süre faaliyet gösteren ekmek fırının binanın taşıyıcı unsurları üzerindeki termal etkisi; Elazığ Depremi sonrası Gölgeler Apartmanının yapı envanterine dahil edilip edilmediği, 2007 Yönetmeliği uyarınca güçlendirme yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği araştırılmamıştır. Bu yönüyle kovuşturma eksik ve yetersiz kalmıştır.
Donatı korozyonu ve yapının fiziksel ömrü: Gölgeler Apartmanı, deprem anında yaklaşık 32 yıllıktı. Akademik çalışmalar, donatı korozyonunun yıllık 0.25 mm kesit kaybına neden olduğunu, bu hızla: 5 yılda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sinin, 15 yılda yüzde 90’ının, 24 yılda tamamının kaybedildiğini göstermektedir. Bu süreç, yalnızca zaman ve çevresel etkilerle bile taşıyıcı sistemin dayanımını ortadan kaldırabilir. Buna rağmen, yapının fiziksel ömrünü tamamlayıp tamamlamadığı, bakım-onarım eksikliklerinin etkisi, bina paydaşlarının Kat Mülkiyeti Kanunun 19. Maddesinde yasal dayanağını bulan yükümlülükleri ve yönetmelik uyumsuzluklarının sonucu tartışılmamıştır.
Yapı kültürü ve yönetsel zafiyetler: 1990'lı yıllarda Gaziantep'te egemen olan yerel ustalığa dayalı, maliyet odaklı ve denetimsiz yapı kültürü, 'kağıt üzerinde imza' anlayışını doğurmuştur. Bu durum yalnızca teknik değil, sistemik bir kırılganlık yaratmıştır. Yapı envanteri çıkarılmamış, riskli yapılar tespit edilmemiş, güçlendirme programları uygulanmamıştır. Bu yönetsel eksiklikler, binanın yıkımına giden nedensel zincirin bir parçası olup bilirkişi raporlarında tartışılmamıştır.
Eksik kovuşturma ve hukuki değerlendirme: Mahkemece alınan rapor, olayın oluşumuna etki eden mimari, statik, malzeme, denetim ve mevzuat uygulamaları arasındaki nedensel zinciri çözümleyememiştir.
0 Yorum
Yorum Yap