Yapı Sektörünün Haber Portalı

Genç Araştırmacılar Kentsel Yapıyı Tartışıyor: "ISTANBUL FRAGMENTED?"

Genç Araştırmacılar Kentsel Yapıyı Tartışıyor: "ISTANBUL FRAGMENTED?"

“Kent okumalarını çoğaltın, araştırma ve işlevsel çalışmaları değil”
Roland Barthes


Son yıllarda kent, kentsel kültür, kentlerin kimliklerinin ve kentsel yaşamın görsel ve metinsel temsiliyeti gibi konular, beşeri bilimler alanındaki kültürel araştırmalar, kentsel sosyoloji, kültürel antropoloji, kentsel ve kültürel coğrafya, mimarlık, mimarlık tarihi, kentsel tasarım gibi farklı disiplinlerden araştırmacıların ilgi odağını oluşturmaktadır.

Kent nedir sorusuna her araştırmacı, biraz da kendi formasyonuna, içinde yetiştiği disipline göre cevap vermektedir. Kimileri büyük olaylara odaklanırken (olimpiyatlar, formula 1, UEFA kupası gibi önemli olaylar veya sanatçılar, politikacılar, ünlüler, süper zenginler), kimi araştırmacılar da kentin günlük hayatına, dünyevi olana (otobüs durakları, küçük dükkanlar, pasajlar, gizli dar küçük mekanlar) ve bunların günlük hikayelerine ve imgelerine odaklanmaktalar. Siegfried Kracauer, “mekansal imgelerin, toplumun düşleri “ olduğunu yazar. İşte bu kapsamda özel/marjinal mekanlardaki deneyimleri yazmak/betimlemek önemli. Bu mekanlar, insanın varlığının izlerinin adeta “network”ünü oluşturmaktalar. Walter Benjamin’in deyimiyle “optik bilinçaltı mekanları”na eğilen yeni araştırmalar yapmak giderek önem kazanmakta. Büyük anlatıların (grand-narratives) sonu olarak adlandırabileceğimiz içinde yaşadığımız dönemde, yeni çalışmalarda fark yaratan olgu, genç araştırmacıların, kenti yapay (senthetic) bir bütün olarak ele almak yerine, kentsel karmaşık yapının “katman”larına, “parça”larına (fragments) odaklanmalarıdır.

Özellikle küreselleşme döneminde insan algılamasının ötesinde değişen kentin, günümüzde araştırılması zorlaştı. Değişen kentsel çevre ve kentsel toplum yapısı, “parçalı” ve “kaotik” bir yapı sergilemekte. Pek çok düşünür bu karmaşıklık üzerine yazıp-çizmekte. Jean Baudriallard’ın hyper-gerçeklik terimiyle ifade edebileceğimiz, kendi referanslarına sahip bir dünya sözkonusu. Böylesi bir dünyada, kültürün-sanatın da hyper-gerçek bir durumu var. İşte bu bağlamda, kentsel “heterotopyalar” olarak ifade edebileceğimiz durumu, dönüşen/değişen kente, yeni bir bakış açısıyla yeniden nasıl bakılabileceğini gösteren kesim sanatçılar ve onların çalışmaları üzerinde okumalar yapan genç araştırmacılar. Bu iki grup, bizlere yeni anlam katmanlarını ve bu yeni anlamların nasıl okunacağını göstermekte. Ticari ve turistik mantık, kenti, imgeler olarak sürekli şekillendirirken; sanatçı ve genç araştırmacılar, değişen kente alternatif bir eleştiri getirirler. Görsel sanatlar, fotoğraf, film, dans vb, hep kent ile yüzleşme platformları olarak ele alınabilir. Bu kültürel alanlar da genç araştırmacıların ilgi noktasını oluşturur ve bir dizi tartışmayı gündeme getirir. Bu bağlamda, genç araştırmacıların çalışmalarında, şimdiye dek üzerinde yoğunlaşılmayan farklı kentsel durumların açığa çıkarılmaya çalışıldığını, sade/günlük hayatların ve mekansal imgelerin irdelendiğini, toplumsal sorunların altının çizildiğini görmekteyiz. İnsan varlığının kentteki tüm ontolojik potansiyelini araştırmak için öncelikle mekanın işaretlerini okumak, kodlanmış anlam sistemini irdelemek kadar, mekanı deneyimleme, holistik yöntemi de araştırmaya katma genç araştırmacıların/sanatçıların uyguladığı bir yöntem.

Çeşitli yorumlara açık kentsel mekanda, değişken ve üst üste çakışan anlamlar sözkonusu. Bu da bütüncül ve tümleyici bir kent betimlemesini engellemekte. Ne kadar farklı okumalar sunulursa sunulsun, sırf anlamsal (pür semiolojik) bir okumayla da kentin bütününe erişilemeyebileceğinin farkında olan genç araştırmacı ve sanatçılar, kent ile “symbiosis” tarzı (birbirinden farklı iki canlının ortak yaşaması gibi) bir ilişki içine girmeyi tercih etmişler. Bu durumda, adeta Roland Barthes’ın “kenti decode etmek yerine yaşamalı” sözünü ispatlarcasına, kent ile konuşmak, kenti dinlemek, hatta “flâneur” gibi kentte dolanmak, çalışmalarının bir parçası olmakta. Yeni araştırmalarda hedef, kenti, kentsel kimliği, kent kültürünü, metinsel ve görsel temsiliyet aracılığıyla yansıtma; kenti, yapay bir bütün olarak görmeyen, kenti/kentliyi sorgulayan, kentsel kimliğin oluşum sürecini aydınlatmak için yeni tavırlar geliştirme yönünde. Bu çerçevede, kent mekanının metinsel ve görsel temsiliyetinin, yeni bir terminoloji ve yeni bir bakış açısı ile yeniden yaratıldığı tartışma ortamlarını oluşturulması önem kazanmakta.

Neil Leach, kent okumalarımızı ve kent deneyimlerimizi, paralel olarak çoğaltabileceğimizden bahseder. Bu bağlamda, kenti bilmek için kesin yöntemler yok, ama bir dizi yaklaşım ve Michel de Certaue’nun deyimiyle, taktik/strateji var. Doğal olarak, içinde yetiştiğiniz disipline ve aldığınız formasyona göre, yöntem ve sorulan sorular değişim göstermekte: doğru cevap yok ama, araştırmada doğru sorular var. Bu çerçevede, “kent nasıl okunur”, “kentsel izler nasıl sürülür”, “kent üzerine daha genel kuramsal çalışmalar nasıl oluşturulabilir” veya “kentsel motiflerin günümüz sanatındaki eleştirel tutumu nedir” sorularının ele alındığı tartışma platformları yaratmak, genç araştırmacı ve sanatçılara karşılıklı görüş alışverişi olanağı sunmak temel amaç.

Bu çerçevede düzenlenen Istanbul Fragmented 05” başlıklı sempozyum, 21-24 Eylül tarihlerinde İTÜ Mimarlık Fakültesi - TAŞKIŞLA Binası ile Koleksiyon-Maslak Kampüsünde gerçekleşti. Istanbul Fragmented 05”in amacı, hem İstanbul kenti üzerine, hem de genel olarak kentin tarihi-kültürel-gelecek kimliklerinin görsel ve metinsel temsiliyeti-algılanmaları üzerine farklı disiplinlerden araştırmacıların çalışmalarına tartışma platformu sunması ve yeni çalışmalara yön vermesidir. 9.İstanbul Bienali paralel etkinliklerinden olan Istanbul Fragmented 05”, kent nedir sorusuna cevap vermekten çok, genç araştırmacıların, sanatçıların ve profesyonellerin, mimarlık-kent üzerine görüşlerinin ortaya konduğu bir tartışma platformu yaratmıştır. Bienal santçılarını, küratörlerini ve genç araştırmacıları biraraya getiren sempozyumda konular, geçmiş-bugün-gelecek çerçevesinde ele alınmıştır. “İstanbul-geçmiş”, “kentsel temsiliyet: gerçeğin temsiliyeti / gerçeğin kaybı / gerçeğin çarpıtılması”, “gelecek için spekülatif izdüşümler” başlıklarında 15 ülkeden farklı disiplinlerden (mimarlık, kentsel tasarım, sosyoloji, antropoloji, sanat) 80 konuk konuşmacı, genç araştırmacı, profesyonel ve öğrenciler katılmıştır. Istanbul Fragmented 05” tartışmaları, İstanbul Bienali ko-kuratörü Vasıf Kortun ile İTÜ Mimarlık Bölümü öğretim üyelerinden Arzu Erdem, Semra Aydınlı ve Arda İnceoğlu tarafından yürütülmüştür. Bu çerçevede, davetli konuşmacılardan, Davide Deriu, düşünür Michel de Certeau’nun metninden hareketle metinsel bir kentsel okumaya odaklanırken, Victoria Schmidt-Linsenhoff, “streotype”lar ve oriantalizm üzerinden bir sunum yapmıştır. Henning Bech, kentsel karmaşa ve kaotik yapıdaki olumlu potansiyellere dikkat çekerken, Jean-François Pérouse ise İstanbul periferisindeki sosyal ayrımı fizikselleştiren yeni konut bölgelerine odaklanmıştır. Öte yandan, Murat Germen, Emre Erkal ve Marjetica Potrc, kendi çalışmaları ve başka sanatçıların işleri üzerinden kentin görsel temsiliyetini ortaya koymuşlardır. Otto von Busch, Klas Ruin, Evren Uzer’in koordinatörlüğündeki VROOM grubu ise, davet ettikleri altı farklı mimarlık/tasarım okulu ile kentsel algı üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirmişlerdir. Ürettikleri mekanik aletler aracılığıyla, İstanbul’da görsel, işitsel ve harekete dayalı keşiflerini konferans katılımcılarıyla paylaşmışlardır. Bienal süresince devam edecek sergileriyle Murat Germen ve Nazlı Sanberk, kent ve mimarlık üzerine odaklanan çalışmalarıyla ortama katılmışlardır.

Konferanstaki sunumlar, KOLEKSIYON’un ev sahipliğinde düzenlenen “ISTANBUL FRAGMENTED? the city fragmented?” konulu panelde, İpek Akpınar’ın moderatörlüğünde, konuk konuşmacılar, sanatçılar, oturum yürütücüleri ve tüm katılımcıların iştirak ettiği bir platformda ele alınmıştır. Konferans sunumlarının, worksop ve tartışmaların, yakın zamanda uluslararası bir yayına dönüştürülmesiyle, daha geniş bir kitleye ulaşılması hedeflenmektedir.

“Istanbul Fragmented 05”, 9.İstanbul Bienali kuramsal paralel etkinliği olarak, konferans danışmanlarından, yakın zamanda kaybettiğimiz Prof.Dr. Hülya Yürekli ve Prof. Stefanos Yerasimos anısına gerçekleştirilmiştir.

ayrıntılı bilgi için : www.if2005.itu.edu.tr

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.