Frank Gehry ve
Yale Mimarlık
Okulu'nda atölye yürütücülüğünü yaptığı 10 yüksek lisans öğrencisi
bugün (2 Şubat 2010)
Yapı-Endüstri Merkezi'ndeydi. Gehry ve
öğrencilerine, İstanbul'daki 5 günlük atölye gezileri boyunca
Prof. Dr.
Filiz Özer eşlik ediyor.
İstanbul'a gelene kadar üç hafta boyunca araştırma şeklinde geçen atölyenin
dördüncü haftasında öğrenciler, İstanbul'daki proje alanlarını canlı olarak
görmenin ve Frank Gehry ile daha çok zaman geçirebiliyor olmanın heyecanı
içindeler. Şimdiye kadar Gehry'i iki kez Yale'deki proje dersleri sırasında
gören öğrenciler, ilk tashihlerini bugünkü atölye sırasında almış oldular.
Yale Mimarlık Okulu (Yale School of Architecture) yüksek lisans programının
ikinci yılında Frank Gehry'nin stüdyosunda bulunma şansına sahip olan 10
öğrenciyi, yoğun bir gezi programı bekliyor.
İstanbul
gezilerinin ardından Berlin'e geçerek
Berlin Filarmoni
Orkestrası'nda konser izleyecek olan öğrenciler, bahar yarıyılında ise
Gehry'nin tasarladığı
Los Angeles'taki
Walt Disney
Konser Salonu'nu ziyaret edecek.
Neden proje gezisi için bu yerlerin seçildiğine gelince... Tepebaşı'nda
yapılması planlanan ve konsept projesini Gehry'nin çizdiği alanı çalışan
öğrencilerin, dönem sonunda konser salonu ve müzik okulunu içeren bir proje
teslim etmeleri gerekiyor.
Gehry daha önce de 2002 Martında öğrencileriyle İstanbul'u ziyaret etmişti.
Arkadaşı
Robert Stern'ün kendisini Yale'de ders vermeye
'zorlamasının' ardından Gehry'nin aklına proje alanı olarak, yıkılan
İkiz Kuleler'in yeri, diğer adıyla
'Sıfır
Noktası' (Ground Zero) gelmiş ve "Eğer akıllıysak bir
Ayasofya yaparız" diyen mimar, öğrencilerine örnek almaları
gereken yapıyı göstermek üzere İstanbul'un yolunu tutmuştu.(*)
Aradan geçen 8 yılın ardından
Frank Gehry yine Yale'li öğrencilerle İstanbul'da. Ama bu kez İstanbul için
proje geliştirmek üzere.
Yale'de Gehry'nin Öğrencisi Olmak...
Jang Lee (Hongik Üniversitesi mezunu)
Güney Kore'de aldığım mimarlık eğitimiyle kıyasladığımda Yale, kuramsal
bakımdan çok güçlü. Özellikle yüksek lisans programının ilk senesinde Peter
Eisenman'dan aldığım ders, kuramsal bilgi eksiğimi büyük ölçüde giderdi.
Eisenman'ın dersi, çizim ve analiz yönüyle de çok eğitici: diagramlarla
kendinizi ifade etmeyi öğreniyorsunuz.
Dolayısıyla Yale'in diğer üniversitelere kıyasla daha sıkı bir çalışmayı
gerektirdiği şüphesiz. Okulun tercih edilmesindeki başka bir neden de yüksek
lisans programının birinci yılında verilen uygulama dersi. Zengin okulu olarak
görülen Yale'e, çevredeki yoksul mahalleler pek iyi gözle bakmıyor doğal olarak.
Bu nedenle şöyle bir çözüm geliştirilmiş: ilk sene aldığınız uygulama dersinde,
okul çevresinde yaşayan yoksul insanlara konut projesi hazırlıyorsunuz. Bu
proje, gerçek bir proje. O sene içinde birebir uygulanıyor. Bu Yale'e özel bir
ders. Yarışmaya benzer bir şekilde yürütülüyor ve 10'ar kişiden oluşan 5 grup
farklı projeler geliştiriliyor.
Frank Gehry'i bu dönem boyunca 2 kez gördüm. Yale'deki en popüler hoca.
Tutkulu bir mimar. Çılgınca işler üreten eşsiz birkaç mimardan biri. Çok rahat
ve hoş bir insan. Arkadaşımızcasına...
Scott O'Daniel (University of Kentucky mezunu)
Frank Gehry'nin proje grubunda olmak büyük bir şans, çünkü danışmanlar
kurayla belirleniyor. Toplamda 8 proje hocası bulunuyor. Bunlar arasında Greg
Lynn ve Deborah Berke gibi isimler yer alıyor. Fakat herkes öncelikle Gehry'nin
öğrencisi olmak istiyor. Gehry çok iyi bir danışman ve projeniz için size esin
veriyor. Projeler konusunda kendisi de büyük heyecan duyuyor. Bu yolculuk
birlikte vakit geçirmemiz açısından çok iyi oldu. Onu sınıf dışında görünce,
neler düşündüğü konusunda daha çok fikriniz oluyor.
Proje konumuz Tepebaşı'nda bir konser salonu tasarlamak. Los Angeles'taki
Walt Disney Konser Salonu ile aynı büyüklükte olacak. Bugün İstanbul'daki
dördüncü günümüz, yarın akşamüstü kentten ayrılacağız. Şu ana kadar proje
alanını, biri sabah biri akşam vakti olmak üzere iki kez gördük. Bunun dışında
çok sayıda cami dolaştık. Aya Sofya'yı, Sultanahmet'i ve Topkapı Sarayı'nı
gezdik.
Zac Stevens (Rhode Island School of Design mezunu)
Yale Mimarlık
Okulu'nda aldığımız eğitim mesleki yaşamın bir simülasyonu gibi. Farklı
insanlarla tanışmak açısından da sosyal yönüyle çok kuvvetli. Çeşitli
uygulayıcılarla ve iş yapma metodolojileriyle karşılaşıyoruz.
Gezi
konusuna gelince... Bence eşsiz bir fırsat. Araştırma yapsanız dahi mekânı
görmeden tam bir fikre sahip olamıyorsunuz.
Frank Gehry'nin
ifadesi son derece açık ve kesin. Mimari işleri çok doğrudan aktarıyor. Ondan
daha derin bir organizasyonun nasıl yapılacağını öğreniyorsunuz. Genç mimarların
kendilerini geliştirmesi ile ilgilenen ender isimlerden biri. Gerçek bir
danışman.
(*)
Frank Gehry ile Söyleşi: Ayasofya, "Sıfır Noktası" için Esin
Kaynağı..., Filiz ÖZER, Prof. Dr, Yapı Dergisi, Mart 2002
0 Yorum
Yorum Yap