- yapi.com.tr
- 21.01.2010
- GÜNDEM
- 3 okunma
Galataport Yarım Kaldı, Tamamlamaya Çalışıyorlar
Abdüllatif Şener, Galataport’a karşı çıkan isimlerin başında yer alıyor. Şener daha önce ihalenin onaylanması için Yüksek Planlama Kurulu’na (YPK) geldiğinde, Başbakan yardımcısı olarak ihaleye onay vermemişti. Şener AKP’den ayrıldı ve Türkiye Partisi’ni kurdu. İhale sürecinin sağlıklı bir süreç olmadığını söyleyen Şener’in ihaleyle ilgili
Galataport ihalesi yeniden hükümetin gündeminde. Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım’ın, ‘Galataport ihalesine, 2010’da
çıkabilir’ açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından hükümete yeniden yeşil ışık
yakan Royal Caribbean konsorsiyumun lideri İsrailli işadamı
Eyal ve Sami Ofer kardeşler ise ihaleye
yeniden girmek istediklerini duyurdu. İhaleye açıldığı ilk günlerde tartışmalara
yol açmış ve meslek odalarının büyük tepkisi sonucu Danıştay tarafından
yürütmesi iptal edilmişti. Ofer, daha önce Galataport ihalesini kazanmış ancak
mahkeme kararı ile ihale iptal olmuştu.
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, Galataport’a
karşı çıkan isimlerin başında yer alıyor. Şener daha önce ihalenin onaylanması
için Yüksek Planlama Kurulu’na (YPK) geldiğinde, Başbakan yardımcısı olarak
ihaleye onay vermemişti. Şener AKP’den ayrıldı ve Türkiye Partisi’ni kurdu.
İhale sürecinin sağlıklı bir süreç olmadığını söyleyen Şener’in ihaleyle ilgili
eleştirileri ise devam ediyor.
‘Ödemeler 25 yıl sonrası için planlandı’
İhale koşullarının Türkiye’nin çıkarlarına uygun olmadığı kanaatiyle YPK’de
ihaleyi geri iade ettiklerini açıklayan Şener, “Ödemelerin hemen hemen tamamı
ağırlıklı olarak 25 yıldan sonra ödenecek gibi planlanmıştı. Hatta bu koşullar
ile ihale edildiği ortaya çıktığında Rahmi Koç, “böyle bir ihale olacağını
bilseydim ihaleye girerdim” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Hükümetin Galataport
projesi, sadece yarım kalan işi tamamlamaya benzemiyor veya yarım kalan işi
tamamlamaya benziyor. Buradan kast ettiğim şu: Daha önce onaylanmayan bu adımın
gerçekleştirilmesinde kişiye (Sami Ofer) karşı bir yükümlülüklerinin olmadığını
umut ederim sadece” diye konuştu.
‘Erdoğan ile Ofer’in hukuku genişlemiş’
Şener, Ofer Şirketi’nin Galataport ihalesine yeniden girebileceği yönündeki
açıklamasına ilişkin ise şunları söyledi: “Sayın Başbakan’ın Sami Ofer ile kaç
kere görüştüğünü yeniden sormak lazım. O dönemde Başbakan Sami Ofer’i
tanımadığını açıklamıştı. Ama durumun kamuoyuna yansıyacağı ile ilgili bir
kanaat oluşunca iki kez görüştüğünü ifade etmişti. Buradan en azından şu
anlaşılıyor; Sami Ofer ile Başbakan’ın hukuku genişmiş. Kardeşinin Ofer’in
firmalarında çalıştığını söylemişti ki burada Başbakan’ın vazgeçemeyeceği
bağlantıların kurulmamış olmasını umut ederim.”Galataport’un yapılacağı bölgenin
önemli bir yer olduğuna dikkat çeken Şener, “Fatih Sultan Mehmet’in gemilerini
Haliç’e indirdiği bölgelere yakın” dedi. Bölgede çok sayıda tarihi bina ve
yapılaşmanın olduğunu dile getiren Şener, “böylesine radikal bir imar
değişikliği ile tarihi dokunun baştan sona tahrip edilmesine yol açacak bir
düzenlemenin hukuk sistemimizde mümkün olabileceğini düşünmüyorum.”
‘Galataport için yeni hukuk yaratıldı’
Hükümetin Galataport Projesi’ni, “İstanbul’un Küresel Sermayeye satılması
için çok ısrarcılar” şeklinde yorumlayan Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi’nden Mücella Yapıcı, bunun için yeni hukukun yaratıldığını söyledi.
Galataport Projesi’nin Kıyı Kanunu’na aykırı olduğu için kanuna Kruvaziyer Liman
maddesi koyduklarını söyleyen Yapıcı, “Bu maddeye göre; eğer siz bir yere bir
kruvaziyer gemi yanaştırıyorsanız ard alanda istediğiniz imar hakkını
verebiliyorsunuz. Sorunu bu şekilde aşmaya çalıştılar ancak yapamadılar” dedi.
Bunun üzerine 5793 sayılı özelleştirme maddesinin çıkarıldığını belirten Yapıcı,
“Buna göre özelleştirme kapsamına alınan yerlerde Eski Eserler Kanunu, Kıyı
Kanunu gibi hiçbir kanunun geçerli olmayacağı hükmü getirildi. Mimarlar Odası
olarak çok tepki gösterdik, kıyameti kopardık. Ancak bu da yetmedi. Uzmanlar
‘burada kruvaziyer liman olmaz’ demesine rağmen İstanbul’un 100 bin ölçekli
planında Galataport ve Haydarpaşa kruvaziyer liman olarak işaretlendi. O da
yetmedi 1/5000’lik Beyoğlu planları yapıldı ve Galata bölgesini plan dışı
bıraktılar” diye konuştu.
‘İnsani değerler pazara çıkarılıyor’
Küresel sermaye iradelerinin hukuku belirlemeye başladığına dikkat çeken
Yapıcı, şunları kaydetti: “Bu korkunç bir durum. İşe özel kanunlar yapılıyor.
Ama hukuk devleti değil. Sanırım Türkiye’deki hukuk yetmezse uluslararası hukuka
başvurmak gerekecek. Her türlü doğal, kültürel insani değerler pazara çıkıyor.
İstanbul dünya mirası bir kenttir bu kadar kolay harcanamaz.” Ofer Brothers
şirketinin dünyadaki kruvaziyer turizminde ikinci büyük şirket olduğuna işaret
eden Yapıcı, “Ayrıca kruvaziyer turizmi aslında özel kumarhanelerdir” dedi.
Yetkililerin bir gemilik dahi olsa Galataport’a kruvaziyer limanı yapmak için
elinden geleni yaptığını dile getiren Yapıcı, şu açıklamalarda bulundu: “Boğazın
güvenliği açısından, deniz güvenliği kıyı güvenliği açısından ve de kruvaziyer
limanlarının kendi işleyiş mantığı açısından Salı Pazarı asla uygun değil. Bölge
boğazın başlangıç noktasıdır ve İstanbul’un siluetini çok ciddi etkileyen bir
noktasıdır. Orada çok bütünlüklü bir plan çalışması yapılması gerekiyor.”
[Sayfa]
İstanbul Şehir Plancıları Odası: Bütün kurallar alt üst
edildi
İstanbul Şehir Plancıları Odası’nın ‘Galataport projesi’ne
itirazları ise maddeler şeklinde şöyle:
1- Burası "Tarihi Galata Limanı" ve Beyoğlu Kentsel Sit Alanının ayrılmaz bir
parçası. Bunun gerektirdiği korumacı bir planlama ve proje yaklaşımı
benimsenmedi. Bu tarihsel ve kentsel özellikler yok gibi davranıldı, yoğun bir
yapılaşma ve inşaat önerildi.
2- Burası aynı zamanda kıyı alanı. Kıyıların toplumun eşit kullanımına açık
olması, kamu yararına kullanılması ve bunu sağlamak için de devletin hikim ve
tasarrufu altında bulunması Anayasal bir zorunluluktur. Sadece Anayasal değil,
evrensel kıyı koruma ve kullanma ilkelerinin de gereğidir. Buna uyulmadı.
Buradaki kıyı alanları insanların eşit kullanımına kapatılmak istendi.
3- İstanbul kentinin genel durumu ve bu bölgenin koşullarına da hiç uyulmadı.
Yani buraya aynı anda binlerce yolcu taşıyan büyük geminin yanaşması halinde, bu
yolcuların kentin çarşısına pazarına nasıl gidip geleceği sorusuna da herhangi
bir yanıt aranmadı. Ulaşım altyapısı zaten işlemeyen bir alanda yeni bir
yoğunluk öngörüldü. Bunlar herhangi bir hesaba kitaba da dayandırılmadı.
4- İstanbul’un kültür turizmine yönelik hedefleri açısından da doğru bir
yaklaşım benimsenmedi. Buraya gelecek binlerce turistin kentteki etkinliklerle
doğru bir biçimde ilişki kurması amaçlanmadı. Bunun yerine, gemilerle gelen
turistlerin çevresinden izole edilmiş liman alanı içindeki alışveriş merkezleri,
oteller ve diğer alanları kullanmaları düşünüldü. Oysa bu İstanbul’un turizm
potansiyelinin doğru bir kullanımı da değil.
5- Tanımı gereği bir turizm projesi olması beklenen "Galataport", aslında bir
alışveriş merkezi ve otel projesi oldu. Yani gemilerden inecek turistlerin çok
ötesinde sayıdaki insanlar tarafından kullanılabilecek alışveriş merkezleri ve
oteller... "Kruvaziyer liman" lafı sadece bir maske olarak kullanıldı. Normal
koşullarda kıyıda inşa edilmesi mümkün olmayan otel ve alışveriş merkezlerinin
maskesi olarak...
6- Burada 1980’li yıllardan bugüne varolan uluslararası yolcu limanının
geliştirilmesi yerine, buranın bir rant alanı haline getirilmesi düşünüldü.
Bunda, tek yetkili kurum olarak Özelleştirme İdaresi’nin belirlenmiş olması da
etken oldu. İstanbul kenti, kıyı ve turizm konularıyla ilgili olan İstanbul’daki
belediyeler, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı burada
tamamen devre dışı kaldı.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap