Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliği'ne (TMMOB) bağlı Odaların İstanbul şubeleri, geçtiğimiz
günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde oy çokluğuyla
kabul edilen 1/100000 Ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni
Planı'nın hayata geçirildiği takdirde kentin yaşadığı tahribat sürecini
daha da hızlandıracağına dikkat çekerek, uyarılara rağmen uygulamaya sokulması
halinde tekrar yargıya gideceklerini açıkladı.
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent
Şubesi'nde biraraya gelen TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik
Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri
Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası,
Orman Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası
İstanbul Şubeleri temsilcileri, planın, 'parlak ve uyutucu'
sözlerle dolu plan raporuna karşın tam da aksi sonuçlar doğuracak plan kararları
içerdiğini savundular.
Planın, yerel seçimlere bir buçuk ay kala dönemin son belediye meclisi
toplantısında alelacele uygulamaya sokulmaya çalışılmasının da ciddi biçimde
sorgulanması gereken etik bir sorun olarak niteleyen Odalar, normal koşullarda
İstanbul'un geleceğini belirleyecek plan kararlarının yeni seçilecek belediye
meclisine bırakılmasının gerekliliğine işaret ettiler.
Odalar tarafından itiraz edilen başlıklar şöyle:
· Merkezi hükümet tarafından
bir üst plana dayanmaksızın gündeme getirilmiş olan Kartal, Zeyport,
Haydarpaşa v.b. gibi bir çok kentsel dönüşüm projesi iptal edilen
planda yer aldığı gibi, yeni planda da yer almaktadır. Yeni plan, buna ilaveler
de getirmektedir. İlginç bir örnek, iptal edilen planda konut alanı olan
Ataşehir’in Batı yakasının, yeni planda “1. Derece Ticaret ve
Hizmet Merkezi”ne dönüştürülmüş olmasıdır. iptal edilen 1/100 000 ölçekli
planda konut alanı olan Ataşehir’in Batı yakası, plan kararları hiçe sayılarak,
Başbakan tarafından finans merkezi olarak açıklanmış ve TOKİ tarafından,
yetkisini aşarak, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarla MİA(Merkezi İş Alanı)
olarak planlanmış; onaylanan yeni 1/100 000 İstanbul İl Çevre Düzeni Planı’nda
da, bu karara aynen uyularak, bu alan, konuttan “1.
Derece Ticaret ve Hizmet Merkezi”ne dönüştürülmüştür.
Kent ve insan odaklı olmayıp “İstanbul’un pazarlanması ve küresel şirketlere
rant alanı sunulması” anlayışı temelinde gündeme getirilmiş olan bu
gibi projeler ve bunların tetikleyeceği diğer plansız projeler
İstanbul’un tarihsel, doğal değerlerine zarar verecek ve gereksinimi olan
sağlıklı gelişimini önünde engel teşkil edecektir.
Herhangi bir araştırmaya, bir üst plana dayanmayan, sadece İstanbul’un
pazarlanmasına yönelik bir yaklaşımın eseri olan bu kentsel
projelerin hiçbir analiz ve sentez çalışmasına ve değerlendirmesine
dayanmaksızın kabul edilerek plana dahil edilmesi gerekli planlama
ciddiyetiyle asla uyuşmamaktadır. Bu sonuçta ortaya çıkan planı bir
“paylaşım ve pazarlama” belgesine dönüştürmektedir.
· İptal edilen planda, “Doğal Yapı
Eşik Sentezi” paftasında “Mutlak Korunacak Alan” olarak gösterilmiş
alanların yapılaşmaya açılmıştı. Bu alanların hemen hepsi, yeni planda
fonksiyonlarında değişiklik olmakla birlikte, gene yapılaşmaya açık alanlar
olarak planlanmıştır. Araştırma sonucu varılan sentezin plan kararlarına esas
olmak üzere kullanılması planlamanın olmazsa olmaz koşullarından biridir
ve bunu bu derece açıkça çiğneyerek korunması zorunlu doğal değerleri yok etmek,
İstanbul için geri dönülmesi olanaksız kayıplar yaratacaktır.
Bu arada, eski plana altlık olarak hazırlanan “Doğal Yapı Eşik Sentezi-1”
paftasında da değişiklik yapıldığı; “Doğal Eşik Sentezi” başlıklı
yeni bir sentez paftası düzenlendiği; eski sentez paftasında ,
“Mutlak Korunacak Alan” olarak gösterilmiş olan bazı alanların, yeni
sentez paftasında “mutlak korunacak alan” statüsünden çıkarılarak, bir alt
değerdeki “öncelikli korunacak alan” olarak gösterilmiş olduğu; batı
sınırında Değirmenköy ve Çanta’daki gelişme konut alanlarının da bu
çerçevede statüsü değiştirilmiş alan üzerinde yer aldıkları görülmektedir.
· Kentin yaşam kaynaklarının,
ormanlarının, içme suyu havzalarının korunması, bunun için kentin kuzeye doğru
gelişimini engellenmesinden söz eden plan raporlarının aksine, iptal edilen eski
planda olduğu gibi, yeni planda da kuzeye gelişime yol açacak plan kararları yer
almaktadır. Yeni planda iptal edilen plandakilere yeni sakıncalı
plan kararları da ilave edilmiştir: Bu çerçevede, Ümraniye’de, hem de 2-B
arazisi üzerine Ticaret ve Hizmet Alt Merkezi kararı getirildiği
görülmektedir. Bu alan, 2-B alanı olmanın ötesinde, Elmalı içme suyu havzası ve
orman alanına komşudur. Bu alana getirilen bu plan kararı etrafında
yaratacağı çekim alanı ile, kuzeye doğru gelişimi teşvik ederek, içme suyu
havzası ve orman alanlarında yeni yapılaşmalara ve dolayısıyla ciddi tahribata
neden olacaktır.
Yeni plandaki bir başka sakıncalı karar örneği de, Batı yakasında, kentin
kuzeyinde, iki baraj havzası arasında , “Tarımsal Karekteri Korunacak Alan”
üzerinde yer alan “Kentsel ve Bölgesel Donatı Alanı” dır. Planın 2008 Aralık
ayında meclise giren şeklinde, bu alan “Üniversite Alanı” olarak
gösterilmişti; onaylanan planda ise “Kentsel ve Bölgesel Donatı Alanı”
olarak gösterilmişir. Anlaşılan o ki, direk Üniversite Alanı olarak gösterilmesi
yerine, neredeyse istenen her fonksiyonu ifade eden bir lejant
kullanılması yeğlenmiştir. Halbuki bu alanın etrafında herhangi bir yerleşme
bulunmamaktadır ve korunacak alanlarla çevrilidir. Bu alana bu tür bir donatı
alanı gelmesine ihtiyaç olmadığı gibi, mutlak korunması gereken bir alanda
bir çekim merkezi yaratarak doğal değerlerde tahribata neden olacaktır. Bu
sakınca plandaki tek örnek de bu olmayıp, bu tür kararların önceden
pazarlıkları yapılan projelerin ürünü olması olasılığı da yüksektir.
· Yeni planda, Batı Yakası’nda,
Silivri’de, E-5 kuzeyinde,“Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” üzerinde
İstanbul için 3. bir havalimanı kararı getirilmiştir. Bu kararın
planlama süreci sonunda oluşmuş bir karar olmadığı açıktır. İptal edilen planda
böyle bir karar söz konusu olmadığı gibi, devam edilen plan
çalışmaları sürecinin hiçbir aşamasında da böyle bir ihtiyacın söz konusu
olmadığı bilinmektedir. Ta ki Ulaştırma Bakanlığı 3. bir havalimanı yapılacağı
açıklaması yapana kadar. ..Yani, gene planlama bütününden uzak biçimde merkezi
hükümet tarafından gündeme getirilen ve yerel yönetim tarafından da hemen
plana işlenen bir yatırım kararı söz konusu. Plandaki bu ihtiyaç dışı yeni
havalimanı korunması gerekli alanları cazibe merkezleri haline
getirecek bir konumdadır ve Sabiha Gökçen Havalimanının Kurtköy ve çevresinde
yarattığı gelişmelerin ve doğal ve tarım alanlarındaki tahribatın bu
alanlarda da yaratılmasına neden olacaktır.
· Yeni planda Küçükçekmece içme
suyu havzası olmaktan çıkarılmıştır; 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı olan
gölün batı yakasının tamamı da “Üniversite Alanı” olarak gösterilmiştir.İstanbul
Valiliği’nin dergisinde dahi geniş tanıtımı yapılan ve kazılar sonucunda
İstanbul için son derece önemli ve çarpıcı verilere ulaşılan bu alanın
yapılanmaya açılmasının hiçbir mantıklı açıklaması yoktur.
Küçükçekmece, plan raporlarında da vurgulandığı gibi, İstanbul’un
“ekolojik ve biyolojik önem taşıyan doğal yaşam mekanları” arasında yer
almaktadır. Ayrıca, gene raporda da vurgulandığı gibi, “Büyükçekmece ve
Küçükçekmece Gölü aynı zamanda planlama bölgesinin en önemli su toplama
havzalarının ve su yüzeylerinin başında gelmektedir”. Havzanın yaklaşık
400 endemik (bu bölgeye özgü) türe sahip olduğunu da göz ardı etmemek gerek. Bu
çerçeve de, Küçükçekmece havzası ve yakın civarı için alınan kararlar son
derece sakıncalı, tarihi, kültürel ve doğal değerler üzerinde geri dönüşü
olmayan tahribatlara neden olacak kararlardır. Bu konuda söylenebilecek en doğru
söz, su sıkıntısının çok ciddi olarak gündemimizde olduğu bir dönemde
Küçükçekmece havzasının tekrar geri kazanılmasının vazgeçilmez bir
zorunluluk olduğudur.
0 Yorum
Yorum Yap