Şehir Plancıları Odası, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla “6 Şubat Depremlerinin 3. Yıl Dönümü: Tanıklık- Sorumluluk- Adalet” başlıklı bir açıklama yayınladı. Açıklamanın tam metni şöyle:
“6 ŞUBAT DEPREMLERİNİN 3. YILINA TANIKLIK EDİYORUZ
3. YILA #TANIKLIKEDİYORUZ
6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 3 yıla rağmen, yaşananlara dair hem bildiklerimiz hem de bilmediğimiz gerçekler hala yıkıcı varlığını koruyor. Ülke tarihinde ve hafızalarımızda derin yaralar açan bu felaket, yalnızca bir doğa olayı olarak değil; ihmal edilen risklerin, bilim dışı kararların ve yetersiz müdahalelerin sonucu olarak yaşandı.
Tanıklığımız, gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmamak, sorumluluğun görünmez kılınmasına izin vermemek ve toplumsal hafızayı diri tutmaktır.
YAŞANAN YIKIMIN BOYUTUNA #TANIKLIKEDİYORUZ
Depremin ardından geçen süreye rağmen, yıkılan yapıların tam sayısı, hasarın bölgesel dağılımı ve güçlendirme ile kurtarılabilecek binalara ilişkin temel veriler halen kamuoyuna açık, doğrulanabilir ve şeffaf biçimde paylaşılmıyor. Bu belirsizlik, yalnızca teknik bir veri eksikliği değil, yıkımın boyutunu görünmez kılan ve toplumsal hafızayı bulanıklaştıran yapısal bir sorundur.
Tanıklığımız, eksik bırakılan bu gerçeklerin tamamlanması için bir çağrıdır.
Reklam Goruntulenme Bolumu
KAYIPLARIN HAKİKATİNE #TANIKLIKEDİYORUZ
Can kaybı, yaralı sayısı ve kayıp vatandaşlarımıza ilişkin güncel, teyit edilmiş ve kamuoyuna açık resmi bilgilere hala bütünlüklü ve güvenilir biçimde erişilemiyor. Kaybettiklerimizi anmak, bu kaybın hesabını sorabilmek için hakikatin bütünüyle görünür olması zorunludur.
Tanıklığımız, bu görünürlüğün sağlanması için bir hatırlatmadır.
SÜREÇTEKİ BELİRSİZLİĞE VE BİLGİ EKSİKLİĞİNE #TANIKLIKEDİYORUZ
Kurumların açıklama yapmadığı, eksik veya çelişkili bilgi sunduğu, toplum ihtiyaçlarına yanıt üretemediği her alan yas sürecini ağırlaştırıyor, bugünün ve geleceğin kurgulamasının kapasitesini zayıflatıyor. Bu muğlak zemin, yeniden inşa sürecine duyulan güveni zedeliyor, barınma hakkından güvenli yaşama hakkına uzanan temel toplumsal ihtiyaçların ve adaletin sağlanamamasına neden oluyor.
Tanıklığımız, bu kurumsal sessizliği görünür kılmanın bir yoludur.
İHMAL ZİNCİRİNE #TANIKLIKEDİYORUZ
Deprem öncesinde yıllarca yinelenen uyarıların görmezden gelinmesi, bilimsel bilginin yok sayılması, denetimsizlik, imar afları ve rant odaklı politikalar yıkımın temel sebepleriydi. Bu felaket, kaçınılmaz bir kader değil; önlenebilir risklerin bilinçli tercihlerle reddedildiği bir sürecin sonucudur. İhmal zinciriyle yüzleşmemek; yıkımın nedenlerine, sorumlularına ve önlenebilirliğine ilişkin kamusal tutumun gelişmesini ve kolektif bir itirazın kurulmasını çıkmaza sürüklüyor.
Tanıklığımız, ihmallerin üzerinin örtülmesine izin vermeme kararlılığıdır.
KENTLERİN SAVUNMASIZLIĞINA VE ÇÖKÜŞÜNE #TANIKLIKEDİYORUZ
Yanlış planlama kararları, riskli alanlarda yapılaşma ısrarı, zemin yapısının dikkate alınmadığı planlar ve kontrolsüz büyüme, kentleri deprem karşısında kırılgan hale getirdi. Bu yapısal sorunlar sadece yıkımın boyutunu büyütmedi; kentlerin güvenli yaşam üretme kapasitesini zayıflatarak çöküşünü derinleştirdi. Birçok kentimizde benzer riskler açıkça ortadayken, yüzleşmek yerine aynı yapısal zaafiyetler üzerine kurulan politikalar ve yeniden inşa faaliyetleri sürdürülüyor.
Tanıklığımız, bu zafiyetlerle yüzleşebilmek için görünürlüğünü artırmaktır.
SOSYAL EŞİTSİZLİKLERE #TANIKLIKEDİYORUZ
Barınma, sağlık, eğitim, sosyal destek ve temel hizmetlere erişimde bölgesel ve sınıfsal eşitsizlikler derinleşmiş ve kalıcı hale gelmiştir. Depremzedelerin bir kısmı hala geçici çözümlere mecbur bırakılırken, bazı bölgelerde temel ihtiyaçlar bile düzenli ve yeterli biçimde sağlanamıyor.
Tanıklığımız, bu eşitsizliklerin görünür olmasını sağlar.
YENİDEN İNŞA SORUNLARINA #TANIKLIKEDİYORUZ
Deprem sonrası yeniden inşa hedefleri, yöntemleri, kriterleri ve öncelikleri bilimsel, gerekçeli ve tartışılabilir şekilde kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmadı. Hangi bölgelerin nasıl dönüştürüleceği, hangi yapıların yeniden yapılacağı, hangi hak sahipliği modellerinin uygulanacağı hala belirsizliğini koruyor.
Tanıklığımız, bu belirsizliğin ortadan kaldırılmasını talep eder.
TOPLUMSAL HAFIZANIN AĞIRLIĞINA #TANIKLIKEDİYORUZ
Bu felaket, hepimizin hafızasında geri dönülmez izler bıraktı. Tanıklık yalnızca hatırlamak değil; hatırlama sorumluluğunu kamusal bir görev olarak sürdürmektir. Unutmak, aynı hataların tekrarına davetiye çıkarmaktır.
Tanıklığımız, yalnızca hatırlamak değil; gerçeğin üzerinin örtülmesini reddetmektir.
TANIKLIK EDİYORUZ
Unutmak istemiyoruz; unutturulmasına izin veremeyiz. Tanıklığımız, sadece yaşanan acıya, yıkıma, umutsuzluğa değil; aynı zamanda sorumluluğa, adalete ve güvenli bir geleceğe dair ortak irademize dayanıyor. Bu hafızayı korumak, güvenli bir geleceğin ön koşuludur.
Tanıklık ediyoruz; çünkü sorumluluk da adalet de hafızayla başlar.
ARDINDAN 3 YIL GEÇEN 6 ŞUBAT DEPREMLERİ İÇİN SORUMLULUK ALIYORUZ

SORUMLULUĞUN ADINI KOYMAK #SORUMLULUKALIYORUZ
Deprem sonrası sadece sonuçları değil, bu sonuçlara neden olan kararları, ihmalleri ve tercihler zincirini konuşmak zorundayız. Sorumluluk, enkaz oluştuktan sonra değil; yıllar boyunca görmezden gelinen riskler, ertelenen önlemler, hatalı alınan ya da hiç alınmayan kararlarla ilişkilidir. Kamu kurumlarının, meslek örgütlerinin ve toplumun bu süreçteki rolü şeffaf biçimde değerlendirilmelidir.
Sorumluluk, felaketi "kader" olarak sunmayı reddedip nedenleri görünür kılma cesareti göstermektir.
BİLİMSEL VERİYİ TEMEL ALMAK #SORUMLULUKALIYORUZ
Planlama süreçlerinde bilimsel bilgi çoğu zaman göz ardı edildi. Zemin etütleri, fay hatları, risk haritaları ve yapı stoku verileri karar alma süreçlerinde sistematik olarak dışlandı. Bilim dışı uygulamaların sonuçları, bir felaketle ortaya çıktı. Planlama süreçlerinde bilimsel bilgi eksik kaldığı sürece güvenli kentlerden bahsedemeyiz.
Sorumluluk, bilimi pratikte de merkeze koymaktan geçer.
DENETİMSİZLİĞİN YIKICI SONUÇLARI #SORUMLULUKALIYORUZ
Uzun yıllardır etkisiz bırakılan yapı denetim sistemi, deprem bölgesinde görülen yıkımın en kritik sebeplerinden biridir. Güvenli yapı üretimi yalnızca proje aşamasında değil, planlamadan inşa sürecine kadar bağımsız, sürekli ve etkin denetimle mümkündür. Denetimin olmadığı her alanda, risk kaçınılmaz hale gelir.
Sorumluluk, denetimi yaşamsal bir güvence olarak kesintisiz ve tarafsız biçimde işletmektir.
Reklam Goruntulenme Bolumu
PLANLAMA KARARLARINDAKİ HATALAR #SORUMLULUKALIYORUZ
Kentleşme hız, büyüme ve yoğunlaşma odağında ilerlerken, planlamanın ana omurgasını oluşturması gereken bilimsel veri, fay hatları, zemin yapısı ve risk analizleri göz ardı edildi. Riskli alanlarda yoğun yapılaşma, imar afları, zemin yapısına uygun olmayan kararlar ve kamu yararından uzak uygulamalar kentleri savunmasız hale getirdi ve milyonlarca yaşamı tehlikeye attı.
Sorumluluk, kamu yararını ve güvenliğini merkeze almaktır.
RANT POLİTİKALARININ BEDELİ #SORUMLULUKALIYORUZ
Kentsel dönüşüm süreçlerinin piyasa odaklı yürütülmesi, risk azaltma hedefinden uzaklaşılmasına yol açtı. Deprem öncesi uyarıların dikkate alınmaması, dönüşümün toplum, adalet ve güvenlik temelinde değil, ekonomik değer üzerinden kurgulanmasına neden oldu. Kentsel dönüşüm, risk azaltmak yerine piyasa değerine göre yürütüldüğünde felaketi önleyemez aksine derinleştirir.
Sorumluluk, yaşamı piyasa değerinin önüne koymaktır.
KAMUSAL YÜKÜMLÜLÜK #SORUMLULUKALIYORUZ
Devletin en temel görevi yurttaşın can güvenliğini sağlamaktır. Afet risklerinin azaltılması, güçlendirme programları, şeffaf bilgilendirme ve eşit hizmet sunumu bu görevin ayrılmaz parçalarıdır. Bu yükümlülük, ertelenemez ve devredilemez. Risk yönetimi, ancak kamusal sorumluluk bütüncül biçimde yerine getirildiğinde etkili olabilir.
Sorumluluk, kamusal yükümlülüğü eksiksiz ve gecikmeden yerine getirmeyi gerektirir.
KATILIMCI PLANLAMA #SORUMLULUKALIYORUZ
Planlama süreçlerinde halkın, sivil toplumun ve uzmanların görüşlerinin yeterince alınmaması kararları meşruiyet krizine sürüklüyor. Karar alma mekanizmalarının demokratik ve katılımcı bir yapıya kavuşması hayati önem taşır. Kentlilerin, bilim insanlarının ve meslek örgütlerinin dışlandığı süreçlerde alınan kararlar hem toplumsal hem de bilimsel zeminden kopuyor. Katılım, şeffaf ve adil planlamanın temel koşuludur.
Sorumluluk, karar süreçlerini demokratik ve katılımcı kılmaktır.
HESAP VEREBİLİRLİK VE ŞEFFAFLIK #SORUMLULUKALIYORUZ
Kamu kurumlarının aldığı kararlar, kullandığı veriler ve uygulama süreçleri toplumla şeffaf biçimde paylaşılmadıkça, güven duygusu inşa edilemez. Deprem öncesi ve sonrası yapılan her uygulamanın, planlama kararının ve referanslarının şeffaf olması; adil, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının temel koşuludur. Şeffaflık olmadan iyileşme süreci de adil olmaz.
Sorumluluk, kararların ve sonuçların hesabını toplumla açıkça paylaşmaktır.
YAŞAMI SAVUNMAK VE GELECEĞİ KORUMAK #SORUMLULUKALIYORUZ
Yeni bir felaketi önleyecek mekanizmalar oluşturmak için bilimsel bilgiye dayalı, kamusal yararı esas alan bir planlama anlayışı zorunludur. Güvenli kentleri ancak riskleri doğru tespit ederek, kamusal kararları şeffaflaştırarak ve geçmişin hatalarını doğru tespit edip tekrarlamayarak inşa edebiliriz. Geleceği korumak, yalnızca bugün alınan kararların değil; yıllar önce yapılmayanların da hesabını gözetmeyi gerektirir. Yeni bir felaketi önlemek, geçmişin hatalarını tekrar etmemeye bağlıdır.
Sorumluluk, yaşamı geleceğin belirsizliğine karşı korumaktır.
SORUMLULUK ALIYORUZ
Sorumluluk, yalnızca geçmişten ders çıkarmak değil; geleceği koruma kararını bugün almaktır. Güvenli kentleri var etmek, yaşamı savunmak, mesleki ve toplumsal borcumuzdur.
3 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN ISRARLA VE İNATLA ADALET İSTİYORUZ

ADALETİN TEMELİ #ADALETİSTİYORUZ
Deprem herkesi eşit etkilemedi; mekansal, sınıfsal ve toplumsal eşitsizlikler yıkımın ve kayıpların etkisini toplumun bazı kesimleri için çok daha ağırlaştırdı. Bu gerçeklik, adalet mücadelesinin nereden başlaması gerektiğini açıkça gösteriyor. Güvenli yaşama hakkı, herkes için eşit ve eksiksiz şekilde sağlanmalıdır.
Adalet, eşitliği soyut bir ilke değil, somut bir hak olarak savunmaktır.
EŞİT KORUNMA HAKKI #ADALETİSTİYORUZ
Güvenli barınma, sağlıklı çevre ve afetlere karşı korunma hakkı bir ayrıcalık değil, devletin herkese eşit biçimde sağlamakla yükümlü olduğu evrensel bir insan hakkıdır. Deprem bölgesinde bu hakkın eşit sağlanmadığı açıktır. Yaşam hakkının korunması, hiçbir toplumsal kesim için bir ayrıcalık olamaz.
Adalet, herkesin eşit korunma hakkını koşulsuz güvence altına almaktır.
ADALETİN ZEMİNİ #ADALETİSTİYORUZ
Adalet, varsayımlar üzerine kurulmaz; kanıta dayanır. Yıkımın nedenleri, alınmayan önlemler ve ihmal zinciri ortaya konulmadıkça adalet tesis edilemez. Hakikat, adaletin ön koşulu değil; onun dayandığı zemindir. Gerçekler açıklanmadığı sürece adalet yerini bulamaz. Depremle ilgili verilerin, süreçlerin, hazırlıkların ve sorumlulukların eksiksiz biçimde kamuoyuyla paylaşılması, hesap verilebilir bir düzenin temel koşuludur.
Adalet, sorumluluğu kanıtlayan gerçeklerin eksiksiz biçimde ortaya konulmasını gerektirir.
Reklam Goruntulenme Bolumu
KAMUSAL SORUMLULUK #ADALETİSTİYORUZ
Devletin temel görevi, risk altında yaşayan herkesi eşit şekilde korumaktır. Bu yükümlülük, kentlerimizin güvenli yaşam alanlarına sahip olması için gerekli afet öncesi risk yönetimi, müdahale aşamaları, sonrası iyileştirme süreçlerinin tamamında eksiksiz biçimde yerine getirilmeli; hiçbir topluluk geride bırakılmamalıdır. Kamusal sorumluluk, zamana, koşullara ya da önceliklere göre askıya alınamaz.
Adalet, kamusal sorumluluğun gecikmeden, eksiksiz ve ciddiyetle üstlenilmesidir.
KIRILGAN TOPLULUKLAR VE RİSK #ADALETİSTİYORUZ
Yoksulluk, göçmenlik ve sosyal güvencesizlik, deprem etkisini katlayan en belirgin kırılganlık alanlarıydı. Bu topluluklar hem depremden önce hem de sonra en savunmasız kesimler olarak bırakıldı. Eşitsizlik, afetin kendisi değil; afetin sonuçlarını ağırlaştıran asli etkendir.En kırılgan olanın en savunmasız bırakıldığı yerde adalet tesis edilemez.
Adalet, eşitliği kırılgan olanı önceleyen politikalarla hayata geçirmektir.
HUKUKİ SÜREÇLER VE SORUMLULAR #ADALETİSTİYORUZ
Depremde sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlara yönelik hukuki süreçlerin belirsizliği devam ediyor. Gerçek sorunların tespit edilmediği, kamusal sorumluluğun alınmadığı, yaptırımların uygulanmadığı, sorumluların hesap vermediği bir ortamda adaletten söz etmek mümkün değildir. Soruşturma ve yargılama mekanizmalarının işlemediği her gün güvensizlik büyür.
Adalet, sorumluların hesap vermesi ve yaptırımların uygulanması ile mümkündür.
YENİDEN İNŞADA EŞİTSİZLİK #ADALETİSTİYORUZ
Deprem sonrası yeniden inşa süreci, eşitsizlikleri azaltacak açık ölçütler yerine, plansız bir inşaat, birçok yerde belirsiz öncelikler ve parçalı uygulamalar üzerinden ilerledi. Bazı bölgelerde ilerleme hızlanırken, bazı yerlerde en temel ihtiyaçların sürekliliği dahi sağlanamadı. İhtiyacın en yüksek olduğu yerlerin en az kaynakla baş başa bırakılması, yeniden inşayı yeni bir adaletsizlik alanına dönüştürüyor.
Adalet, yeniden inşanın seçici değil, hakkaniyetli olmasını zorunlu kılar.
KENT HAKKI #ADALETİSTİYORUZ
Herkesin güvenli, erişilebilir, sağlıklı ve nitelikli hizmetlere sahip kentlerde yaşama hakkı vardır. Deprem bölgesinde bu hak ciddi şekilde ihlal edilmiş; yurttaşlar eşit olmayan mekansal, sosyal ve ekonomik koşullara mecbur bırakılmıştır. Kent hakkı, sadece barınmayı değil; yaşam kalitesini belirleyen güvenli yapıları, sağlıklı bir çevreyi, erişilebilir kamusal hizmetleri, altyapıyı, ulaşımı ve birlikte yaşamı mümkün kılan tüm unsurları içerir.
Adalet, kent hakkının tüm yurttaşlar için eksiksiz tanınmasıdır.”
0 Yorum
Yorum Yap