İyi ve tanınmış isimlerin tasarımlarının ulaşılamayacak
kadar pahalı olması, onların yarattığı güzel nesnelerin hayatımızın bir parçası
olmasını engelliyor. Geçtiğimiz hafta açılan 888 markasının
hedefi bu tabuları yıkarak tasarımı herkesin evine sokup ulaşılır hale
getirmek.
Çalışan, entelektüel genç ve orta yaşlı bir kesime hitap etmeyi hedefleyen
marka ilk aşamada Türkiye’nin önde gelen üç tasarımcısıyla çalışmaya başladı:
Aziz Sarıyer, Aykut Erol ve Defne
Koz. Bu isimler koltuktan yatağa, sandalyeden büfeye kadar pek çok ürün
tasarladı. Peki "ulaşılabilir tasarım" kavramı malzemeyi,
ürünün çizgilerini ve tasarım dünyasını nasıl etkileyecek? Aziz
Sarıyer ve Aykut Erol sorularımızı cevapladı.
888 markası geçtiğimiz hafta 20 yıldır mimari projelerin içinde olan
Fırat Metal’in sahibi Deniz Kadiroğlu
tarafından kuruldu. Türkiye’de insanların pek çok marka için ödedikleri paranın
karşılığını alamadıklarını düşünen Deniz Kadiroğlu, ulaşılabilir tasarım
kavramını uzun yıllardır hayata geçirmek istiyordu. Amacı kullanılan malzemenin
kalitesini düşürmeden kâr oranını azaltarak tüketiciye uygun fiyatla sunmaktı.
Bunun için 888 adlı yeni markanın şemsiyesi altında, hızlı kurulup toplanan,
nakliyesi çok pahalı olmayan ama kaliteli malzemeden üretilmiş mobilyalara yer
vermek istedi.
Neden 888 ismini koydular
Kadiroğlu ilk olarak bağlı olduğu İki Nokta Vizyon Tasarım Ajansı
aracılığıyla ünlü mobilya tasarımcısı Aziz Sarıyer ile tanıştı. Sarıyer, teklifi
kabul etti. Bu işin içine girmesinde, zaten dünyanın bu yönde ilerlediğinin
etkisi olduğunu söylüyor: "Artık insanlar her şeye ulaşmak istiyor."
Sonra markanın isim çalışmalarına başlandı. 8 Ağustos 2008’de 8 kişilik bir
ekip masaya oturdu. İsim arıyorlardı. Bu kadar sekizle karşılaşınca, ismi de 888
koydular.
Defne Koz üretimi internetten izledi
Sarıyer kendisiyle birlikte aynı marka için çalışacak başka tasarımcılar
gerektiğine karar verdi. Daha önce tanıdığı ama bir arada hiçbir projede yer
almadığı iki isim kafasında belirdi. Önce markaya bir kadın dokunuşu ve
hassasiyeti verecek Defne Koz’a teklif götürüldü. Ardından genç müşterilere
hitap edecek hareketli ürünlerin ortaya çıkması için de Aykut Erol’un kapısı
çalındı. Tasarımcıların ikisi de projeyi heyecanla karşıladı.
Üç tasarımcı sıcak ve renkli evler yaratmak için kendi tarzlarını kullanarak
bir bütün oluşturacak koleksiyon için kolları sıvadı. ABD’de yaşayan Defne Koz,
tasarımların hayata geçişini web cam aracılığıyla izledi. İnternet üzerinden
mikrofonla sürekli Aziz Sarıyer ile görüşlerini paylaştı.
İşin ilginç tarafı, tasarımın ulaşılabilir olması, malzeme konusunda
karşılarına hiç bir sınırlama çıkarmadı. Öyle ki Sarıyer, bu tasarımlarda
şimdiye kadar kullandığı en iyi paslanmaz metali kullandığını söylüyor. Aykut
Erol da ürünlerinde çevreye daha duyarlı malzemelere ağırlık vererek seri
üretimde fiyatı düşürdüğünü belirtiyor. Sonuçta ortaya fonksiyonel ve hareketli
tasarımlar çıktı.
Marka bundan sonra da farklı tasarımcılarla çalışmaya devam edecek. Kısa süre
sonra yurtdışından tasarımcılarda markaya dahil olacak.
Peki tasarım denince aklımıza zor sahip olunan özel objeler gelir. Şimdi
"ulaşılabilir tasarım", mobilyaları özel ve biricik olmaktan çıkaracak mı? Aziz
Sarıyer, ürünlerin esas ulaşılabilir olması gerektiğini söylüyor:
"Zaten mobilya bir sanat eseri değildir. Ama bir tasarımcı öyle fonksiyonel
bir parça yapar ki, bunun içinde çok güçlü bir sanat da olabilir. Bu da zaten
seri üretilip satılamaz. Türkiye’de tasarımı yeni keşfettik ve son 10 yılda bu
alanda büyük değişimler geçirdik. Oysa gelişmiş ülkelerde tasarım hayatın
kendisi. Örneğin İkea’nın tüm dünyada uygun fiyata sattığı mobilyalar gibi.
Aslında kullandığımız her şey birer tasarım; telefonumuzdan çakmağımıza,
kalemimizden defterimize kadar."
Zaten Aziz Sarıyer tasarımcıların kitlelere seslenen firmalarla iş
yapmalarına seviniyor ve tasarımın genelleşmesi adına güzel buluyor. Aykut Erol
ise, herkese ulaşmayı istediğini ama çalıştığı firmanın da dünya görüşünün çok
önemli olduğunu ekliyor: "Bunu lüks olarak görebilirsiniz ama gerekirse domates,
peynir yerim fakat çalıştığım firmayı dikkatli seçerim."
Lüks markalar her zaman olacak
Ulaşılabilir tasarım fikri aslında her zaman hayal ettiğimiz bir kavram.
İnsanlar, mağazalarda gördükleri yüksek fiyatlı etiketler yüzünden bazen mobilya
alırken büyük isimlerin ürünlerine bakmaya bile korkuyorlar. Aziz Sarıyer
tasarımın pahalı olduğunu düşünmemizin sebebini dünya çapındaki çok büyük bazı
markalara bağlıyor:
"Birkaç firma var. Onlar zaten dünyadaki en iyi tasarımcılarla çalışıyor.
Değerli parçalar yapıyor. Markanın ismi tepelere çıkınca da ürünleri lüks haline
geliyor. Aslında daha az markalaşmış, tasarım ürünleri satan ve fiyatları bu
kadar yüksek olmayan mağazalar da var. Kısaca marka, ürünün fiyatını
yükseltebiliyor."
Aykut Erol da lüks ve pahalı tasarıma karşı olmadığını vurguluyor: "Tasarımın
entelektüel kesim için olduğunu düşünen insanlar her zaman olacak. Zaten gücün
alması gereken bir şeyler olmalı."
Aykut Erol imzalı koltuk 350 YTL, Aziz Sarıyer imzalı sofa 2500
YTL
888 markası, İstanbul Kadıköy’de bir mağazada ürünlerini satıyor. Varlık
nedenleri, ünlü tasarımcıların imzalı mobilyalarını ucuz fiyata satmak.
Mağazadaki en ucuz ürün Aykut Erol imzalı yumuşak bir katlanabilir koltuk 350
YTL. En pahalı ürün ise, üzerine Ipod’unuzu taktığınızda yatak başındaki
kolonlarıyla müzik dinlemenizi sağlayan Defne Koz tasarımı yatak: 6.500 YTL.
Ayrıca Aziz Sarıyer imzalı bir sandalye 255, üç kişilik bir sofa 2.500
YTL.
0 Yorum
Yorum Yap