Yapı Sektörünün Haber Portalı

Türkiye'nin Önde Gelen Mimarları, "Tasarım-Mimarlık" İlişkisini Tartıştı

Türkiye'nin Önde Gelen Mimarları, "Tasarım-Mimarlık" İlişkisini Tartıştı
Tasarım haftası (Design Week) etkinlikleri kapsamında Emre Arolat, Murat Tabanlıoğlu, Han Tümertekin ve Can Çinici, tasarım- mimarlık ilişkisini ve tasarıma bakışlarını "Mimari Tasarım Nereden Nereye Gidiyor" temalı buluşmada anlattılar. Han Tümertekin, mimari tasarımda görselliğin, verilen ürünün kalitesinin önüne geçmeye başladığından yakınarak, artık görselleştirmeye tasarımın daha ileri aşamalarında yer vermeye çalıştıklarını ifade etti. Tümertekin, olabildiğince ilk bakışta tüketilmeyen bir tasarım anlayışı ortaya koymaya çalıştıklarını ve kendisini mimarlık medyasından soyutlamaya çalıştığını belirtti. Bu noktada Murat Tabanlıoğlu söz alarak günümüzde "tasarımdan çok tasarımcıların konuşulduğunu" ekledi. Objeler dünyasının tasarımı zorladığını ifade eden Tabanlıoğlu, "aynılığı yarabilecek bir mimari hareket" beklentisi içinde olduğunu söyledi. Endüstriyel tasarımla mimari tasarımı karşılaştıran Tabanlıoğlu, mimari tasarımın nesneden çok durumu ilgilendirdiğini ve duruma tepeden bakabilme ve organizasyon becerisi gerektirdiğini ifade ederek, endüstriyel tasarımın daha öğretilebilir bir niteliğe sahip olduğunu söyledi. Toplantının sonraki kısımları soru-cevap şeklinde geçti. Konuşmacılara, “görev verdikleri genç meslektaşlarının tasarım anlayışlarını nasıl yorumladıkları ve bunun ofislerindeki mimari tasarım pratiğini ne yönde etkilediği” soruldu. Emre Arolat, genç kuşağın tasarım odaklı olduğunu doğrularken, kendi ofislerinde katılımcı bir tasarım pratiği oluşturarak, genç kuşaktaki bu eğilimden yararlanmaya çalıştıklarını belirtti. Can Çinici ise bu durumun kuşak ya da yaşla ilgili olmaktan çok “heyecanı” korumak ve yaşatmakla ilgili olduğunu belirtti. Han Tümertekin ise aralarına katılan meslektaşlarının genç olmalarından çok tasarımcı kimliklerinin kendileri için önemli olduğunu belirtirken, katılımcı bir yapıyı benimsemesine rağmen zaman zaman müdahale etme gereği duyduğunu ekledi. Murat Tabanlıoğlu ise kendilerini sınırlayan şeyin zaman olduğunu, bu nedenle tecrübelerine dayanarak yersiz tartışmaları önleyebildiklerini söyledi. Konuşmacılara yöneltilen bir başka soru da, “markaların tasarımlarını yönlendirip yönlendirmediğiyle” ilgiliydi. Han Tümertekin, markaların boşu boşuna var olmadıklarına inandığını dolayısıyla markalarla ilgilendiğini ancak hazır çözümlerin tasarımlarını yönlendirmesine yatkın bir anlayış taşımadığını ifade etti. Spesifik sorunları çözen marka arayışına girmediğini belirten Tümertekin, ancak bir sorunla karşılaştığında konuyla ilgili birikimi olduğuna inandığı markalara başvurduğunu söyledi. Can Çinici ise konuya farklı bir yorum getirerek, markalardan bağımsız olabilmek için ofislerindeki tüm katalogları attıklarını ve sadece malzeme numunelerini sakladıklarını söyledi. Marka konusuna değinildiği sırada konuşmacılara “mimarların markalaşması” hakkındaki düşünceleri de soruldu. Han Tümertekin, yatırımcıların çeşitli beklentilerle, kendileri dışında bir değerlendirmeyle belli ilişkileri önceden tasarlayarak kendilerine geldiğini, bu nedenle istemeyerek de olsa markalaştırıldıklarını ifade etti. Tümertekin, “mümkünse kendi hakkınızda olan bitenle ilgilenmemek gerektiğini” söyledi. Murat Tabanlıoğlu ise, kaçınılmaz olarak herkesin bir gün markalaşacağını iddia etti. Sena Özfiliz
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.