Yapı Sektörünün Haber Portalı

Türkiye Markalaşamadı

Cengiz İnşaat yedi binin üzerinde çalışanıyla dev bir kuruluş. Sadece Türkiye'de değil, sınırlar ötesinde de taahhüt işleri alıyorlar. Cengiz İnşaat

Türkiye Markalaşamadı
Cengiz İnşaat yedi binin üzerinde çalışanıyla dev bir kuruluş. Sadece Türkiye'de değil, sınırlar ötesinde de taahhüt işleri alıyorlar. Cengiz İnşaat'ın ülke içinde inşaat, enerji, madencilik ve turizm sektöründe önemli yatırımları var. Ekrem Cengiz yurtdışında yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlatıyor: "Yüksek kalitenize karşın düşük fiyat vermeniz yeterli olmuyor. Farklı ülkelerde farklı siyasi kararlar rol oynuyor ve bazen siyasilerin işine gelen firmalara iş verilebiliyor." Altından kalkamayacağımız işlerde yabancı sermayenin önemli olduğunu inkâr etmediğini söyleyen Cengiz, "Ama altından kalkabileceğimiz işler için aynı şeyi söyleyemem. Bunları iyi planlayamazsak dünyada yerimizi iyi alamayız" diyor.

Ekrem Cengiz , Rizeli bir ailenin 10 çocuğundan birisi. Cengiz İnşaat AŞ adlı kuruluşun yönetim kurulu başkanvekili. Bir şapkası daha var. O da Rizespor Kulübü Başkanlığı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu. Ekrem Cengiz baba mesleğini seçmiş. 1960'lı yıllarda emeklemekte olan aile şirketini 1987'de resmen hayata geçirmişler. Bugün Cengiz İnşaat yedi binin üzerinde çalışanıyla dev bir kuruluş. Sadece Türkiye'de değil, sınırlar ötesinde de taahhüt işleri alıyorlar. Cengiz İnşaat'ın ülke içinde inşaat, enerji, madencilik ve turizm sektöründe önemli yatırımları var. Karadeniz otoyolları, İstanbul Metrosu sinyalizasyon işlerini üstlenmişler. Yakında da çok önemli olan Ilısu Barajı ve Ankara-İstanbul demiryolu yenileme projelerine başlıyorlar.

Samsun'da Cengiz İnşaat Oymapınar Barajı'nı işletiyor. Ekrem Cengiz diyor ki: ''Uygun kömür yatakları da bulduğumuz zaman ileride enerji alanında büyümeyi düşünüyoruz.''

Bir başka önemli işe daha imza atmışlar. Kuzey Irak'ta 200 milyon dolarlık Erbil Havaalanı inşaatı. Cengiz İnşaat olarak Nahcivan'da hidroelektrik enerji santralı ve barajı, kültür sarayı inşaatlarını üstlenmişler. Ekrem Cengiz, Nahcivan'daki çalışmalarını anlatıyor:

''Orada faaliyet gösterirken insanlarına da çalışma eğitimi verdik. Çok önemli katma değer yarattık. Ayrıca Nahcivan'ın şehir planında katkılarımız oldu. Çevre düzenlemesinde de emeğimiz geçti. Üç yıl öncesine kıyasla Nahcivan bugün bambaşka bir görünüme sahip. Bunları bir Türk firmasının başarmasından doğrusu büyük mutluluk duyuyoruz.''

Düşük fiyat yeterli olmuyor

Cengiz İnşaat Azerbaycan'a da gitmek üzere. Ekrem Cengiz bu konuda biraz ketum davranıyor ve sadece şunları söylemekle yetiniyor: ''Orada takip ettiğimiz yol ve baraj işleri var. Bir işi almadan, aldık demek yanlış olur. Ama bunlar artık imza aşamasında. Sadece onu söyleyebilirim.''

Aklıma gelen bir soruyu hemen soruyorum:

''Orta Asya'daki Türki cumhuriyetlerde iş almaya yöneliyor musunuz?''

Ekrem Cengiz başını iki yana sallıyor:

''Biz şirket olarak her tarafta cephe açmıyoruz. Birkaç cephede iş yapmayı yeğliyoruz. Seçtiğimiz birkaç ülkenin ekonomilerine katkıda bulunmak bizim için daha iyi. Bir ülke var. Onun ismini açıklamıyorum. Ama orayla çok ciddi ilgileniyoruz.''

Ekrem Cengiz yurtdışında yaptıkları işlerde sıkıntılar yaşadıklarını şöyle dile getiriyor: ''Yüksek kalitenize karşın düşük fiyat vermeniz yeterli olmuyor. Farklı ülkelerde farklı siyasi kararlar rol oynuyor ve bazen siyasilerin işine gelen firmalara iş verilebiliyor. Yaşadığımız sıkıntılardan birisi bu. Bu, Batı'da da böyle, Doğu'da da böyle.''

Planlama yapılmalı

Turizm işinde de ünlü Sungate Oteli'ni yapmışlar. Ekrem Cengiz anlatıyor: ''Sungate Türkiye'nin en önde gelen otellerinden birisi. İnşaatını yaptık. Şimdi de işletiyoruz. Türkiye böyle bir oteli aslında hak etmiyor gibi. Hep yabancı sermaye peşinde koşup yerli sermayemizi küçümsüyoruz. Altından kalkamayacağımız işlerde yabancı sermayenin önemli olduğunu inkâr etmiyorum. Ama altından kalkabileceğimiz işler için aynı şeyi söyleyemem. Küreselleşen dünyada biz bunları iyi planlayamazsak o dünyada yerimizi iyi alamayız. Demek istediğim, birçok alanda yerli firmalar olarak markalaşmalıyız. Türkiye turizm alanında marka olabilseydi bugün Türkiye'de 150 dolara sattığımız odayı Batı ülkelerinde 1000 Avro'ya satardık. Biz işin fazla parasal yanına bakmadan o oteli yaptık ve başarılı olduk. Şimdi önemli olan o oteli iyi işletip o bölgeye kazandırmak. Türk işadamları olarak kazandığımız parayı ülkede en ekonomik, en rantabl şekilde yatırıma dönüştürebiliyorsak ne mutlu bize. Bizim gayretimiz bu ülkeye iyi yönetici, kaliteli işçi yetiştirebilmek, aynı zamanda da onlara iş ahlakı değerlerini verebilmek. Yatırımlarımızın dışında kurum olarak bu konuda bundan sonra hem turizm, hem inşaat, hem sanayi alanında çaba göstereceğiz.''

Ekrem Cengiz'e şirketin cirosunu soruyorum. Net bir yanıt vermekten kaçınıyor. Yoksa nazar değer diye mi çekiniyor? Yanıtı: ''Biz öyle kendimizi anlatmayı pek sevmeyiz. Sağlam duvar yıkılmaz. Tanımayan insanlar zamanla bizi tanır. Bugüne kadar üzerimize her kesimden çok çamur atıldı. Ama hiçbirisine üzülmedik. Vicdanınız rahatsa, güzel işler de yapıyorsanız sizin için yanlış düşünen günün birinde gerçeği anlayıp üzülecektir. Ben kendi reklamını yapmayı, ön planda olmayı seven birisi değilim. Önemli olan toplumun refahı, huzuru, barışı, ülkenin çıkarları için çalışmaktır. Bu bizim ilkemiz. Bugün bir savaş veriyoruz.''

Özümüze dönmeliyiz

Ekrem Cengiz toplumu, bütün katmanlarıyla birlik ve bütünlük içinde olmaya çağırıyor ve istikrarın ancak böyle sağlanabileceğinin de altını çiziyor:

''Devletin, özel sektörün birikimi var. Sendikalar, sivil toplum kuruluşları, işçiler artık belli noktalara geldi. Biz bunları bir karma yapabilirsek, özümüze dönebilirsek, kendimize saygı gösterirsek, kendimizi seversek, insanımızın refah seviyesini yükseltmek için çalışmamız gerektiğine inanırsak ve kendimizi de aşarsak beş yıl sonra Türkiye'ye altın çağını yaşatırız. Aksi halde bu durum inişli çıkışlı böyle sürer.''

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.