- yapi.com.tr
- 20.01.2010
- GÜNDEM
- 4 okunma
Türkiye Çölleşiyor HES'ler Gürleşiyor
Rize’nin İkizdere ilçesinde bir otelde 16-17 Ocak’ta yapılan, Türkiye’nin 81 ilinden yaklaşık 300 demokratik kitle örgütü temsilcisinin katıldığı Türkiye Su Meclisi Genel Kurul Toplantısı sonucunda hazırlanan Su Manifestosu’nda, suyun dünyada ve üzerinde bulunulan coğrafyada yaşamın temel koşulu olduğu belirtildi.
Rize’nin İkizdere ilçesinde bir otelde 16-17 Ocak’ta
yapılan, Türkiye’nin 81 ilinden yaklaşık 300 demokratik kitle örgütü
temsilcisinin katıldığı Türkiye Su Meclisi Genel Kurul
Toplantısı sonucunda hazırlanan Su Manifestosu’nda,
suyun dünyada ve üzerinde bulunulan coğrafyada yaşamın temel koşulu olduğu
belirtildi.
Türkiye’nin dereleri, nehirleri, gölleri ve yer altı sularının son 50 yılda
artan bir hızla talan edildiği ileri sürülen manifestoda şöyle
denildi: "Kısa bir süre içinde Marmara Denizi’nden daha büyük bir göl
alanı kurutulmuş, yüzlerce nehir ve derenin doğal işleyişi bozulmuş, yer altı
sularımız onlarca metre aşağı inmiştir. Bu nedenlerle sayısız canlı türünün
nesli tükenmiş, tarım alanları çoraklaşmış, coğrafi belleğimiz parçalanmış ve
atalarımızdan miras aldığımız çok sayıda doğal ve tarihi alan sular altında
kalmıştır. Barajlar, hidroelektrik santraller, doğal göllerin kurutulması ve
yanlış sulama uygulamaları bu yok oluşun ana nedenleridir."
‘Su Yasası temel bir zorunluluk’
Manifestoda "Kendi var oluşumuza, ait olduğumuz topluma, yaşadığımız gezegene
ve gelecek nesillere karşı duyduğumuz vicdani sorumluluğun sonucu olarak suya
ilişkin tüm faaliyetlerde bazı esasların uygulanması gerektiğini savunuyoruz"
denilerek, şöyle devam edildi: "Doğa hakkı ve buna bağlı olarak su hakkı, insan
haklarının gerçekleşmesi için bir zorunluluktur. Su, günübirlik değişen yasal
düzenlemelerin öznesi olamaz. Kesin düzenlemelere sahip ekolojik temelli bir su
yasası, su ihtiyacının doğru ve adil temini için en temel zorunluluktur. Su
korsanlığı ile buna aracılık eden hiçbir ulusal veya uluslar üzeri örgütlenme
desteklenemez. Yer altı sularından, doğal dolum hızından daha fazlası çekilemez.
Kurak iklime sahip bölgelerde salma sulama yapılamaz. Suyun havzalar arasındaki
veya bulunduğu havza içerisindeki doğal döngüsünü parçalayan faaliyetler,
oluşturdukları ekolojik, ekonomik ve sosyolojik zararlar nedeniyle kabul
edilemez. Suya erişim hakkı toplumun tüm kesimleri için sürekli ve eşit
olmalıdır."
HES'ler ve barajlar doğa katili
Manifestoda, Türkiye’nin dört bir yanından gelen sivil toplum kuruluşları,
hukukçular ve bilim insanlarının Rize’nin İkizdere ilçesinde buluştuğu, yukarıda
tanımlanan koşullar ve nedenlerden dolayı Türkiye Su Meclisi’ni
kurduğu belirtilerek şunlar kaydedildi:
"Amacımız doğa hakkını anayasal güvence altına alarak suyun kamu tarafından
sahiplenilmesini sağlamaktır. Bu gerçekleşene kadar tüm hidroelektrik santral,
baraj ve drenaj projelerinin havzalar arası su transferi ve sulama projelerinin
karşısındayız. Türkiye Su Meclisi yukarıda belirtilen esasların
tamamı uygulanana kadar çalışmalarını sürdürmeye kararlıdır. Meclis havadan,
topraktan ve sudan aldığımız yaşam enerjisinin insan eliyle üretilen
enerjilerden çok daha önemli olduğunun farkındadır."
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap