Yapı Sektörünün Haber Portalı

Türk Turizminin Kişiliği Bozuldu

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Türk turizminin en önemli sorununun kişilik olduğunu bildirdi.

Türk Turizminin Kişiliği Bozuldu
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Türk turizminin en önemli sorununun kişilik olduğunu bildirdi. Turizm sektöründeki gelişmeye paralel olarak Türkiye'de bir yabancılaşma modasının da başladığını savunan Neyişçi, 'Daha fazla turist çekebilmek için otellerin acentelere yabancı isimler konuldu. Plajlarımıza beach demeye başladık. Çevre düzenlemelerinde yerli bitkileri kaldırıp ithal süs bitkileri diktik. Turistlerle diyalogları Türkçe yerine yabancı dille kurmaya başladık. Bu yüzden turist, tatile geldiği ülkemizde Türkiye'de olduğunu hissedemeden ülkesine dönüyor. Bir daha da gelmiyor. Çünkü Türk kimliğini, özgünlüğünü, göremiyor' diye konuştu. Bu etkinin en fazla Anrtalya'da hissedildiğini bildiren Neyişci, 'Eğer, siz kendi değerlerinizi öne çıkarmayıp, turiste ayıp olur diye plajlarınıza yabancı isim takarsanız, yabancı dil konuşursanız­, kendi kültürünüzü tanıtma şansınız azalır. Yabancı isimler takmak ya da gelen turistle onların diliyle konuşmak, yabancılara yaranmaktır. Dil bilmek son derece iyidir. Ama, gidin Yunanistan'daki otellere, Yunanistan'daki otellerde çalışanlar, Yunanca dışında dili konuşmaz. Alfabeleri değişik olmasına rağmen, kendi isimlerini koruyorlar. Önce dilinin kültürünün kişiliğini koruman lazım. Yunanistan'a giden turist, Yunanca dışında dil konuşulmadığı için Yunanca'yı öğrenmek zorunda kalıyor. İspanya, İtalya, Fransa da öyle yapıyor. Turistin dilinden kimse konuşmuyor. Herkes gittiği yere uyuyor. Ama bizde Türkiye'de Türkçe konuşulmuyor. Otellerin isimlerine bakın. Acentelerin isimlerine bakın. Plajlarınıza bakın. Plajlar beach olmuş. Bu kadar yabancı ismin olduğu bir yerde nasıl olur da kendinizin Türk olduğunu söyleyebilirsiniz. Nasıl farklı olduğunuzu iddia edebilirsiniz. Siz güzelim Konyaaltı plajının adını kalktınız beach yaptınız' şeklinde konuştu.

PALMİYE KARAKTER VERMEZ

Yabancılaşma hatasına yerel yönetimlerin de düştüğünü bildiren Neyişçi, caddelere, bulvarlara hurma, palmiye dikerek, Antalya'nın hurma çöplüğüne çevirildiğini dile getirdi. 'Antalya'yı kendine yabancılaştırarak nasıl farklı olduğunuzu iddia edebilirsiniz' diyen Neyişçi; 'Eğer Antalya dünya kenti olacaksa, bunu hurma dikerek yapamazsınız. Bugün bütün dünya kentleri özgün bitkileriyle ünlüdür. Örneğin Nice mimozalarıyla ünlüdür. Barselona çınarlarıyla ünlüdür. Norveç'te erguvanlar vardır. Ama palmiye ya da hurma Antalya'nın bitki türü olamaz. Antalya'nın Akdeniz kuşağına uygun Antalya'yı anımsatacak ağaçlara yönelmesi lazım. Palmiye her yerde var. Ben palmiyeye karşı değilim. Palmiye dekoratif bir ağaçtır ama bulvar ağacı değildir. Antalya gibi sıcak bir yerde yazın gölge yapıp kışın güneşi engellememesi lazım. Antalya'ya yaprağını döken bir ağaç diktiğinizde bu ağaç çevreye her mevsimde bir başka güzellik katar. O kentin yaşadığını görürsünüz. Ama hiç değişmeyen her mevsim sabit bir görüntüsü olan ağaçlar, kentin ruhunu öldürür. Antalya'ya karakter vermek için ise bu hatadır. Kentin girişindeki gecekonduları gizlemek için deniyorsa, bu yalandır. Böyle bir iddia varsa bu ahmakça bir gerekçedir. Palmiyenin kapatıcı bir özelliği yok ki. Böyle düşünüyorlarsa, bunu söyleyenlerin gözleri de yok demekki. Dalı budağı olmayan bir ağacın kapatma özelliği de yoktur' dedi.

SOYULMUŞ PORTAKAL LOGOSU ÖRTÜŞMÜYOR

Antalya'nın tanıtımı için yarışmayla belirlenen soyulmuş portakal logosunun da Antalya'nın kimliği ile örtüşmediğini ileri süren Prof. Dr. Neyişçi, 'Ben rehberlik de yaptığım için Antalya'ya gelen turistlere logoyu gösterip bu portakalın kendilerine neyi çağrıştırdığını soruyorum. Bir Alah'ın kulu bana Antalya'yı çağrıştırdığını söylemedi. İspanya ve İsrail'i çağrıştırdığını söyleyenler oldu. Biz o zaman bu portakalı Antalya'yı tanıtmak için niye kullanıyoruz. Bana göre Antalya'nın logosunu tespit etmek için tarihine coğrafyasına bakılıp, karar verilmeli. Örneğin, Kaş'taki su içindeki Likya lahidi Antalya'nın logosu olabilir. Çünkü böyle bir lahit, dünyanın başka hiçbir yerinde yok' dedi. Bu kişilik probleminin devam etmesi halinde turizm sektörünün gelişmesinin imkansız olduğunu ileri süren Neyişçi, 'Şu andaki kriz konjöktürel filan da değil. Yapısaldır. Çünkü kendi kültürüne, kendi insanına önem vermeyen, ciddiye almayan bir turizmin, turizm olması mümkün değildir' ifadesini kullandı.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.