Trakya Platformu, Trakya Kent Konseyleri Birliği ve Trakya Belediyeler Birliği'nin ortaklaşa düzenlediği “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” paneli, 18 Nisan Cumartesi günü Kırklareli'nin Vize ilçesinde yapıldı. Bilim insanları, yerel yöneticiler, hukukçular ve bölge yurttaşlarının bir araya geldiği etkinliğin ardından yayımlanan sonuç bildirisinde, bölgede kurulması planlanan yaklaşık 14 bin dönümlük nükleer santral projesinin anayasal güvence altındaki sağlıklı çevrede yaşama hakkını ihlal ettiği belirtildi. Bildiride, yaşam hakkını riske atan söz konusu projenin kamu yararı ile gerekçelendirilemeyeceği ve derhal iptal edilmesi gerektiği vurgulandı.
Hazırlanan ortak metinde, santralin kurulmak istendiği alanın çevre düzeni planlarında orman, tarım arazisi ve mutlak içme suyu koruma alanı olarak geçtiği anımsatıldı. Istranca Ormanları ve dünya çapında nadir bir ekosistem olan Longoz Ormanları Milli Parkı'nın doğrudan tehdit altında olduğuna dikkat çekilen bildiride, soğutma suyu deşarjının deniz ekosistemlerinde ve deniz çayırlarında geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açacağı, bunun da balıkçılık faaliyetlerini bitirme noktasına getireceği kaydedildi. Ayrıca, yöredeki Panayır İskelesi ve çevresinin henüz 15 Nisan 2026 tarihinde "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" ilan edildiği de anımsatıldı.
Reklam Goruntulenme Bolumu
Nükleer santrallerde kaza riskinin hiçbir zaman sıfırlanamayacağının altı çizilen açıklamada, olası deprem, sel ve iklim krizine bağlı aşırı hava olaylarının teknik güvenlik önlemlerini aşabileceği uyarısı yapıldı. Radyasyonun sınır tanımadığı, olası bir sızıntının Marmara ve Karadeniz havzalarına yayılarak gıda zinciri ile su sistemlerini zehirleyebileceği ifade edildi. İyonize radyasyonun özellikle çocuklar üzerinde kanserojen ve uzun vadeli genetik etkiler yaratacağı da bilimsel verilere dayandırılarak aktarıldı.
Türkiye’nin mevcut elektrik kurulu gücünün gereksinimin üzerinde olduğu belirtilen bildiride, kısa ve orta vadede nükleer enerjiye zorunlu bir ihtiyaç bulunmadığı saptaması yapıldı. Nükleer enerjinin yüksek maliyetli ve dışa bağımlı bir model oluşturduğuna değinilerek, rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının daha ekonomik ve güvenilir seçenekler olduğu yinelendi. Sürecin şeffaf yürütülmediği ve halkın karar alma süreçlerinden dışlandığı belirtilerek, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle çeliştiği vurgulandı.
Trakya'nın, başta İstanbul olmak üzere geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarımsal gıda deposu olduğu anımsatılan bildiride, Istranca Ormanları’nın ivedilikle UNESCO koruma statüsüne alınması talep edildi. Açıklama, "Yaşam hakkını ve doğayı savunan tüm paydaşlar olarak, hukuki ve demokratik haklarımız çerçevesinde bu sürece karşı durmaya devam edeceğiz. Başta Vize olmak üzere tüm Trakya halkı, yaşam alanlarına yönelik bu tehdide vize vermeyecektir" ifadeleriyle son buldu.
0 Yorum
Yorum Yap