Yapı Sektörünün Haber Portalı

Toprak Satışına Devam

Toprak Satışına Devam

Toprak Satışına Devam
...
Bugünlerde yaşamakta olduğumuz süreç, tarihteki uygulanan tuzakların yinelenmesidir. Tarımın AB dayatmalarıyla çökertilmesi ve toprakların yabancıların eline geçmesi hep aynı tuzağın parçası. Osmanlı'daki gibi borç ödemek bahanesiyle ülke topraklarını yabancılara satmaktayız. Anayasa Mahkemesi'nin defalarca iptal kararı vermesine karşın yeniden, ısrarla yasa çıkartılıyor.
Orhan ÖZKAYA Tapu ve Kadastro Genel Md. Yrd.

''Gâvur İzmir'':

İzmir tarihi incelendiğinde emperyalizmin, Batı Anadolu'ya Ermeni, Yahudi ve Rumlar aracılığı ile girmesi ve yerleşmesi aşaması karşımıza çıkmaktadır. Özellikle İzmir tarihi, Ermeni, Yahudi ve Rumların ekonomik ve sosyal gelişim süreçlerinin izlerinin ağırlık taşımasıyla değerlendirilebilir. Azınlıkların, bölgeyi iyi bilmeleri; Türk gelenek ve göreneklerini özümsemeleri, Türkçeyi iyi konuşmaları onları Avrupa sermayesinin vazgeçilmez ortağı yapmış, dışalım ve satım onlar olmadan yapılamamıştır. Bir köprü görevi görmüşlerdir. Onlar olmadan dışalımla alınan mallar içerde, üretilen mallar da dışarıda satılamazdı. Sanayi ve ticaret burjuvazisi konumundaydılar. En kozmopolit iller İstanbul ve İzmir idi. İzmir'in en lüks semti sahilde, Kordon'da Avrupalılar ve Ermeniler; kuzeyde Rumlar, güneyde Agora ve civarında Yahudiler, kent dışında Türkler yaşamaktaydı. Azınlıklar nüfusun yüzde 85'ini teşkil ederken Türkler, üçte birden daha az sayıda idiler. Bu durum İzmir ilinin ''gâvur İzmir'' olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Bu dönemde, Ortodoks kiliselerinin sayısı 7'den 12'ye, Rum okullarının sayısı da 12'den 28'e çıkmış; öğrenci sayısı da dörde katlanarak 8-9 bin olmuştur.

Ecnebilerin Gayrimenkul Edinimine Dair Kanun:

1866-1867 tarihleri arasında ''Düyun-u Umumiye'' borçlarını ödemek amacıyla çıkartılan ''Ecnebilerin Gayrimenkul Edimine Dair Kanun'' ile başta İngilizler olmak üzere, yabancılar batıda büyük arazileri; savaşlar nedeniyle yorgun düşmüş yoksul Türk köylüsünün elinden dönümü 1 veya 1.5 sterline kapatmışlardır. 1868 yılında ise, İzmir yakınlarındaki toprakların üçte biri İngilizlerin tapulu malı haline gelmiştir. 1877 Rus savaşından iyice yorgun ve bitkin çıkan köylü elinde ne varsa çaresiz, İngilizlere satmak zorunda kalmıştır. Örneğin; İzmir yakınlarında J. J. Wery, J. T. Smith, F. G. Vedova ile C. E. Tebbitt' e ait büyük çiftlikler mevcuttu. A. O. Clark 'ın 72 bin dekar Kuşadası, A. S. Perkins 'in 16.360 dekar Bornova, W. G. Maltass 'ın 122.592 dekar Tire, R. Wilkin 'in 130.228 dekar Tire, D.Baltazzi 'ye ait 247.000 dekar Bornova , A. Edwards'ın 80.000 dekar Buca , E. Lee 'nin İzmir, M. Baltazzi 'nin 82.000 dekar Bergama'da büyük çiftlikleri bulunuyordu.

Bunun dışında Aydın, Ödemiş, Nazilli ve daha birçok merkezde büyük araziler almışlar, çiftlikler kurmuşlardı. İzmir'deki İsveç Konsolosu dahi İzmir civarında çok büyük çiftlik kurmuştur. İngilizlerin Batı Anadolu'da satın aldıkları toprakların miktarı 2.800.000 dekar, yani 2.800 km2. Bir anlamda İzmir, İngilizlerin eline geçmiş sayılırdı. İngiliz Kraliçesi Victoria 'nın doğum günleri, İngiliz bayraklarıyla süslenmiş kentte, görkemli gösterilerle kutlanıyordu. Osmanlı, Türk halkının onurunu ayaklar altına alacak kadar kontrolü elden kaçırmıştı. Batı Anadolu'da Rum, Yahudi ve Ermenilerin aldığı yerler de eklenince 5-6 bin km2'lik bir toprak parçası yabancıların mülkü haline gelmişti. Osmanlı, borçlarını ödeyebilmek için yabancılara ülkenin topraklarını satmış, ancak yine de temizleyememiştir. Azınlıkların, Türk halkından sayıca üç misli yüksek olduğu İzmir ve civarı, toprakların satışı ile iyice yabancılaştırılmış, ''gâvur'' laştırılmıştır.

İflas etmiş Osmanlı Devleti'nin yeniden büyük önder Atatürk tarafından, '' Türkiye Cumhuriyeti'' olarak kurulması, bir ''Kurtuluş Savaşı'' na mal olmuştur. Böylece, İzmir dahil bütün Türk yurdu, ''gâvurlaştırılmak'' tan kurtulmuştur.(1)

Bugün de Benzer Tarihsel Süreç Yaşanmakta:

Bugünlerde yaşamakta olduğumuz süreç, tarihteki uygulanan tuzakların yinelenmesidir. Tarımın AB dayatmalarıyla çökertilmesi ve toprakların yabancıların eline geçmesi hep aynı tuzağın parçası. Osmanlı'daki gibi borç ödemek bahanesiyle ülke topraklarını yabancılara satmaktayız. Anayasa Mahkemesi'nin defalarca iptal kararı vermesine karşın yeniden, ısrarla yasa çıkartılıyor. Oysa, satacak toprak da kalmadı. Sahiller neredeyse yabancılar tarafından kapatıldı, GAP'ta dolaylı satışlar sürüyor, Kars'ta sınırda satışlar yapılmakta, ülkenin madenleri, stratejik bölgeleri, fabrikaları, tesisleri bitmek üzere. Mersin, İskenderun limanından sonra İzmir limanı da satılıyor. Kaleler birer birer tıpkı Atatürk'ün ''Gençliğe Hitabesi'' nde söylediği gibi düşmekte. Buna karşın borç, azalacağına artmakta. On binlerce esnaf kepenk kapatırken, işyerleri birer birer piyasadan çekilmekteyken, halka sanal bir rüya anlatılmakta. Çarşı-pazar bitmiş, açlık çeken insanımız artık, pazar artıklarını da bulamamakta.. zenginler aradaki makası iyice açmış. Ülkenin köylüsü ise en zarar gören durumda ve topraklarını yabancılara satabilmek için fırsat kollar hale düşmüş.

İzmir'de Dokuz Sinagog Restore Edilecek:

Bütün bunların yanında bir de ABD'den 3 milyon dolarlık bir hibe yardımı alınmakta, Musevi sanatçılar; Liza Mineli, Barbara Streisand ve Celine Dion'a İstanbul'da bir konser verdirerek 9 sinagogun onarımı için kalan paranın toplanacağı, İzmir Ticaret Odası yetkilileri tarafından açıklanmakta, Mimarlar Odası'nca desteklenmektedir.(2)

Ayrıca, Agora'nın ve 16 bin kişilik amfi-tiyatronun gün ışığına çıkarılması için ''Agora ve Çevresi Koruma- Geliştirme ve Yaşatma Projesi'' nin uygulamaya konacağı açıklanmıştır. Bu projeler kapsamında ''Havra Sokağı'' ve ''Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nı Koruma'' çabaları, Karen Fogg 'un misyonerlik çalışmaları uzantısı içinde yer alabilmektedir.(3)

Bartholomeos, İzmir'deki Aya-Vukla Kilisesi'ni de İstiyor:

Bir başka tuzak da İzmir'in Basmane semti Kapılar mevkiinde bulunan Aya-Vukla Kilisesi'nin Fener Rum Ortodoks Patriği tarafından onarılarak yeniden gündeme getirilmesi. Bartholomeos , bu kiliseyi ekümeniklik alanında görmek arzusunda. Kurtuluş Savaşı'nda çeşitli ihanetlere karışmış olan bu kilise yeniden gündeme getirilerek İzmir'e ne rol yüklenmek isteniyor?(4)

Sonuç:

Ülkenin bir kentini, ''gâvur'' imalı tanımlamalarla hedefe koymak, dinsel bir niteleme yakıştırmak haksız bir tavırdır. Esas yapılması gereken, yabancı azınlık vakıflarının kilise, sinagog ve patrikhanelerle ilgili istemlerine karşı çıkabilmektir. Toprakları yabancılara satmak, bir anlamda ülkeyi ''gâvurlaştırmak'' sayılmıyor mu? Kilise ve sinagog onarımları, Bartholomeos'un istemleri, İzmir'in tarihteki o eski konumuna özlem duymak olmuyor mu? Bu pervasızlığın cesaretini kimden alıyorlar?

Bütün bu düşüncede saklı kalan art niyetler, Atatürk ilkelerini, devrimlerini sonsuza kadar yaşatacak olan halkımızın engin bilge sabrına çarparak eriyip gidecek ve yanıtı çok sert olacaktır.

1- Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, Orhan Kurmuş , O

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.