Yerel yönetimler, yerel kamusal hizmet birimleridir.
Yerel kamusal hizmetlerin en yüksek yurttaş katılımıyla ve en saydam yöntemlerle
halka ulaştırılması gerekmektedir. Tabii bunun için de katılımcılık kanallarının
güçlü olması, demokratik denetim olanaklarının varlığı ve hepsinden önemlisi
yüksek bir kentlilik bilinci temel koşullarıdır.
Toplumsal, katılımcı ve sosyal belediyecilik anlayışının temel ilkeleri
olarak çağdaşlığın, özgürlüğün, dayanışmanın ve katılımcılığın altını kalınca
çizmek gerekiyor.
Bunlarla birlikte, yerelin ve yerelleşmenin önemini sözde öne çıkarıyor gibi
görünen, ancak onu ulusal demokrasi ile karşı karşıya getiren cemaatsel
yaklaşımlarla; temel kamu hizmetlerini, ‘yerelleştirmeyi sağlıyoruz’ görüntüsü
altında piyasa koşullarına terk eden özelleştirmeci, liberal, sağ, tüccar
siyasetçi politikalara da dikkat çekilmelidir.
Ulusal düzlemdeki demokrasi ile yerel demokrasi, birbirinin tamamlayıcısı ve
bütünleyenidir. Toplumsal belediyeciliğin yerel demokrasi anlayışı ile, merkezde
ve yerel yönetimlerde kendi cemaatlerinin ve gerici kadrolarının çağdışı
anlayışlarını örtmeye çalışanların tutumu birlikte değerlendirilemez.
Kamu hizmeti insan odaklı olmalıdır. Kentlerde yerel yönetim hizmetlerinin
merkezinde de insan vardır, kentli vardır. Yurttaş ve kentli, asla ‘müşteri’
olarak görülmemelidir.
Üretken, verimli hizmet belediyeciliği
Toplumsal ve sosyal belediyeler, yerel yönetim birimleri; en geniş kesimlere
adaletli ve hakça hizmet götürmeyi kendilerine en öncül görev olarak görürler.
Asla savurganlık yapmazlar. Gösteriş harcamalarından kaçınırlar. Altyapı
hizmetini kaldırım yenilemekten, kültürel hizmeti de pahalı konser, festival
organizasyonu yapmaktan ibaret sanan tutumun, toplumsal belediyecilik anlayışı
ile ilgisi olamaz. Sosyal demokrat belediyeler, sürekliliği olan ‘toplumsal hak’
ve ‘toplumsal hizmet’ kavramlarını kendilerine rehber edinirler.
Sosyal demokrat ve toplumcu belediyecilik anlayışı, kamunun, halkın,
kentlinin çıkarlarını her şeyin üzerinde görür. Buna koşut olarak üretken,
verimli hizmet programları hazırlar ve kent planlamaları yapar. Doğayı ve
çevreyi korur. Kentlerin tarihine, tarihsel ve kültürel değerlerine sahip çıkar.
Saydamlığı temel ilke edinir. Böylesi bir anlayışla yönetilen belediyelerde tüm
akçeli çalışmalar, ihaleler ve satın almalar saydamdır ve başta kentlinin
denetimi olmak üzere, her türlü denetime açıktır.
Sosyal demokrat belediyecilik, yerelden evrensele uzanan ve tüm toplumu
kucaklayan bir belediyecilik anlayışıdır. Toplumsal, sosyal belediyeler,
aydınlanmanın yerel kaleleridir. Eşitliğin, özgürlüğün, toplumsal adaletin ve
sosyal demokrasinin kaldıracıdırlar.
Yerel demokrasi odakları
Küreselleşen günümüz dünyasında, yaşam kendi diyalektiğini yine kendisi
örmektedir ve yerelin önemi her geçen gün artmaktadır. Ancak bu etkinliğin
örgütlenme ve kullanım biçimi önemlidir. Kimi kötü örneklerde görüldüğü gibi,
yerel yönetimler, kişisel, grupsal, cemaatsel ya da çıkarsal yapıların güç ve
iktidar odakları mı olacaktır, yoksa gerçek demokrasinin, dayanışmanın ve
katılımcılığın yerel odakları mı? İşte bu soruya verilecek yanıt önemlidir.
Elbette yalnızca verilecek yanıtla sınırlı kalmayıp, hayatın içinde duruş ve
davranışları sınamak gerekmektedir. Bu aynı zamanda, yaşamın turnusolunda,
partilerin ve yerel yönetim kadrolarının-adaylarının, anlayışlarının ve
duruşlarının test edilmesi olacaktır. Bu test de, yerel yönetimlerin
programlarından kadrolarına, kararlarından toplumsal ilişkilerine kadar uzanan
geniş ve derin bir süreci kapsamaktadır.
Biz, önümüzdeki 29 Mart yerel seçimlerine böylesi bir pencereden bakıyoruz.
29 Mart’ın, ülkemiz ve halkımız için yeni ve umutlu bir dönemin başlangıcı
olmasını diliyoruz.
0 Yorum
Yorum Yap