Yapı Sektörünün Haber Portalı

süha özkan

Emanetedileck yapı 410 bibn metrekarelik bir yapı. Deneyimi olmayan herhangi bir mimara teslim edilemez. Üstelik 2010 istanbul kültür başkenti gündemi

süha özkan
Emanetedileck yapı 410 bibn metrekarelik bir yapı. Deneyimi olmayan herhangi bir mimara teslim edilemez. Üstelik 2010 istanbul kültür başkenti gündemine girmesi isteniyor bu yapının, yani bitirilmesi lazım o zamana kadar. Bu nedenle projeteklifine ehil olan bürolaraın girmesini istememiz normal. Üstelik uluslar arası bir ortamdam teklif bekliyoruz. Bu teklifi beklediğimiz için de uluslararlarası ölçütler koyduk. Ulusal ödülleri kabul ettik ama uluslar arası yayın ölçütü koyduk.

Eleştirilen noktalardan biri de bu. Bir mimarın uluslararası bir yayını olmaması onu daha az değerli mi kılıyor? Akademik bir kriter değil mi?


Evet. Bir yapı ilgi çektiyse yayınlanmıştır, mimarlık dergilerinin görevi bu zaten. Biz açıkçası uçsuz bucaksız alışveriş merkezleri, fabrikalar yapan mimarlar istemiyoruz. Kentsel ortamda bir mikro kent deneyimini bize yaşatabilecek mimarlar istiyoruz.

Kimler bu mimarlar?
Danışma kurulumuz seçecek.

Sizin kafanızdaki isimler?
Türkiyeden doğan tekeliden başlayıp behruz çinici, han tümertekin, emre arolat, murat tabanlıoğlu...
Doğan tekeli benim çok işim var jüride de olmak istemiyorum, danışma kurulunda yardımcı olayım bu projeye dedi.

Beşi de belli. Doğan Tekeli, Köksal Anadol, Emre Aysu, Levent Ergül, zorlu grubundan ve ben, yıldız üniversitesinden de deniz bey.

Jüriyi ilan etmememizi eleştirmekte çok haklılar, jüri belli olmadan yarışma olmaz. Fakat bizim jüriye layık gördüğümüz isimlerin çoğu zaten yarışmak istiyor. Bunu açıkça söyleyemediğimiz için sessizlik oldu. Ama iki tanesini söyleyebilirim: Fumiliko Maki ve Charles kOre. Üç yabancı, iki Türk jüri olacak. Danışma kurulu bu isimleri 4 temmuzda seçecek. Bu isimlerin tarihlerini ayarlamak çok zor. Kaliteli insanları jüriye çekme çok zor.

Vakitsizlik 2008de temel atma şartının getirilmiş olması yarışmanın bazı öğ

Çarrılı yarışm ayapıyorsanız açıklanamaz. Eleştirilen şey zaten seçme süreci. Biz dedik ki kendimiz seçmeyelim, Türk mimarlarına şans verelim, yabancı mimarlarla konsorsiyuma girsinler. Ve bu yüzden de dışarıda ilan etmedik yarışmayı, Türk mimarlın elinde olsun bu bilgi, onlar dışarıdan kendilerine ortak arasınlar istedik.

Eric owen moss buraya geldiğinde bu projeden bahsetmişti. Moss başvurdu mu?
O benim arkadaşım. Bu iş Türkiye’den kaynaklansın istedim.

Müracatlar ne durumda?
Dün akşam 50 kişi vardı. Zaha hadid müracaat etti, Bernardo Arkitektonika var. Kendileri müracaat ettiler. Danışma kurulunda belirledikten sonra çağırıcaz. Rem Koolhas’ın açalıştığını biliyoruz, Mecano’nun jean Nouvel’in çalıştığını biliyoruz.



Yargı süreci?
Beni hiç ilgilendirmiyor. Haklısınızdır ya da haksızsınızdır.



Devlet söz vererek satmış, bu arazinin içinde şunları yapabilirsiniz bunları yapamazsınız demiş, bunun için de 800 milyon dolar almış, bu 800 milyon doların günlük faizi 250 bin dolar.. satın aldığınız bir malı kullanmak için yargı sürecini nasıl beklersiniz?

Bu bir hukuk sürecidir, adaletin tecellisi söz konusudur, hukuk ne derse o yapılır.

Orada yapılması planlanan proje neleri kapsıyor?
Basına Ahmet Zorlu’nun açıkladığı burada bir tek ağaca dokunulmacağı. Arazinin dörtte üçü park ve açık alan olarak kullanılacak. Yapı alanı olarak kullanılan alanların üst katlarını yeşillendirerek halka açacağız.

Özel mülk olacak.

Ben burada yarışma yönmeticisiyim . en uygun projeyi en adil biçimde yetiştirilecek projeyi seçmekle yükümlüyüm.

Temel atma 2008, 2010a yetişecek mi?
Bilemem ama türkiye’deki konstrüksiyn endüstrisi çok gelişmiş durumda. Aynı işer Dubai’de kuveyytte yapılıyorsa burada niye yapılmasın?
2101a illa yetişmek için bir çabası yok ama öyle bir niyeti var. İstanbul’a bir armağan olsun istiyor.

Kimse proje tartışmıyor. O kadar acı ki. Gökkafes iyidir kötüdür bir yığın laf söylendi ama orası bir mimarlık ürünü olarak tartışılmadı.

Akm hakkında bir yığın laf var. Tek sovyetik binasıdır korunması lazım diyorlar. Ama yanındaki ucube otele kimse bir şey demiyor. Niye o konuşulmuyor? Taksim gezisinin, maçka parkının ne hale geldiği belli...

Büyükdere caddesi ciddi bir altyapı sorununa sahip. Bu projeye hazır mı?
Şu anda orada 12 tane proje var. Kimse onalra bir şey demiyor da niye buna deniyor?

Ayrıcalıklı imar haklarının oluşturulmasına karşı çıkıldığı için...

Ona mahkeme karar verecek. Devlet belediyeden aldığı yetkiyle bunu satarken imar durumunu belirlemiş. Buna göre, şimdiki mal sahibi bu arsayı almış. Bu şartların olup olmadığında Danıştay karar verecek. Diyorlar ki küçük parsel ölçeğinde imar planına karşıyız, peki tamam, ama 1/100 000 ölçeğine de karşı Mimarlar Odası. Bu şehrin planı nasıl yapılacak o zaman?

Bu eleştirilerde haksızlar mı?
İşverene bu arsanın satışıyla ilgili kurallar verilmiş. Bana sorasanız agyet sağlıklı. Düşük bir emsal olduğu için büyük bir imar hakkı yok. Çok dengeli bir kentsel karışım var. Yüzde 35 konut, yüzde 20 ticaret, yzüde 20 kültür olmak üzere bu alan içimn öngörülern. Burada bir mikro kent ayratma olanağı var. Zorlu biz istanula ne verebiliriz diye düşünüyor. Bir kent odası olabilir bu, bir agora, bir park olabilir. İnsanları buraya çekmek için ne yapabiliriz? İnsanlar buraya sadece alışveriş yapmak için değil de jogging yapmak için, günlerini geçirmek için gelsinler istiyoruz. Bunun için de yaşlılar evi yapılması düşünülüyor. Yaşlıları kentin dışına atmak yerine kentin içinde yaşamalarını sağlayabilecek bir yer planlanıyor. Aynı şekilde çocuklar için. Müzelerin artan kapasiteleri burada sergilenebilir. Dışarıdaki çağdaş koleksiyonlar getirilebilir. Bunların hepsi burada sağlıklı bir kentsel ortam yaratılması için gerekli koşullar. Yeterli mi bilmiyorum ama gerekli. İşverenin bunu sağlayacak parası da var, doğa aşığı bir insan. Mümkün olduğu kadar koruma yapılacak, anıtlar kurulu’nun kararına uygun, zaten çıkan dört proje kurula gidecek satış gereği.
Mimarlar ve sivil toplum kuruluşları özlemlerini dile getirmeliler ki biz daha sağlıklı bir proje belgesi hazırlayalım.


Büyükdere caddesi belli bir kesime hitap eden bir bölge. O alanı kullanacak insanların profili?

Oradaki gelişme kaygı verecektir. Bugün metro yapılmamış olsaydı orası bitmişti. Ama bu plansız gelişmenin soncuudur. Turgut Özal İstanbul’un antik kenti üzerindeki baskıyı çekmek için kurumsal şirketleri buraya getirdi, Paris la defense bölgesi örnek alındı. İyiniyetle yapıldı ancak planlı bir şey olmadığı için herkes istediği kadar yaptı.
O alanın tamamını kontrol etmek üzere bir yarışma çıkarılacak İMP. O aksın akışını rahatlamak için, tek aşamalı uluslararası bir master plan yarışması yapılacak. O proje olmadan yapılan herşey ektir, yüktür. Bunu inkar etmek, Zorlu Center’ın bölgeye yeni bir yük getirmeyeceğini söylemek de saflık olur. Ama yanında yeni bir hayat da getiriyorsa farklı bakmak lazım.

Ortaköy mesela zamanında hepimizin alkışladığı bir başarıydı. Kentsel çevre yeniden kente armağan edildi. Şu anda Boğaz’da geçilmez nokta orası. Kötü mü oldu?insanlar gittiği için trafik oluyor, ama ortaköy meydanı artık simgesel olmuş bir yer. Entegre planlarda bu gibi artılar eksiler olması normal.

Yarışamda istediğimiz bıradaki trafiğin bir an önce çevre yollarına deşarjı. Büyükdere caddesi aksına değil de çevreyolu’na akmasını istiyoruz. Bunu çözmek belediyelerin görevi, bugün İstanbul’da sırf züppelik nedeniyle arazi arabaları fink atıyor. Londra’da bu yasak, şehiriçine giremez. Singapur’da şehir merkezine girmenin ücreti vardır. New York’ta araçların çoğu taksidir, sokağa park etmek mümkün değildir. Bu tip kurallar getirilmeli. Ancak popülist politik yöntemlerler bu tür çözümlere ulaşılamıyor.

Trafik kontrolünün yarısı belediyenin yarısı valiliğin elinde. Denetim valilikte, altyapı belediyede.

10 yıl sornasını nasıl görüyorsuuz?
Benim esas türkiyeye gelme nedenim kartal projesidir. O tür çözümlere inanıyorum. Köprü, tünel, altgeçit yaparak trafik sorununu çözemeyiz. Biraz rahatlatır sadece. En iyi ulaşım modu pabuçlar, yürüdğünüz sürece mutlusunuz. Kartaldaki 2 buçuk milton insanı mutlu etmemiz gerekiyor. Gemi bğlantısı olacak, tamvay olcak, metro gelcek, demiryol ve totobüs duraklarını zeminin altına alınaak. Otobüs, tren ve gemi arasında bir alışveriş nodu oluşacak. Biz orada 2 buçuk milyon insanı yaşaıtsak herşeye değer. 3. köprüy,ü kurtarmaz ama 4. yü kurtarırla defenseda yapılan hatalaır kartal da yapmak istiyoruz. Bunun da tek çözümü kentsel karışım.
İş olanağı yaratmak lazım kartalda, insanlar eğlenceye gitmiyorlar işe gidiyorlar, iş hayaıtnın dışındaki saatler. Bu tür projeler istanbul’un iyiliği için.

Moleküler trafikle iş çözülmez. Otomobil zaten insanların sonu olacak.

O trafik içinde etrafımızı göremiyoruz.

Karayolları arazisinin karşısındaki kuleler.. burası hiçbir şekilde agresif yapılanmayı özelyen y ada isteyen bir proje değil.

Yatay bir düzelmede, biz istiyoruz ki herşey toprak düzeyinde, bir kat üstü bir kat altı olsun. İnsanlar heryere yürüyerek yetişsinler ve bu bopğaz peyzajıyla tamamlansın.

Orada bir gökdelen zaten yükselemez. Maksimum 24 kat veriyorlar. Biz cesaretlendirmeyeceğiz. Kule hevesiiz yok. Zaten fazlasıyla anlamsız kuleler var istanbul’da. Bizim amacımız burada bir kent dokusu, külliye oluşturmak. Hem mimari anlam hem düzey olarak çok seviyeli bir ortam olacak.

Ekonomik anlamda beklentileri karşılayacak mı?
Kendisinin de söylediği gibi, buradan bir para beklenmiyor. İstanbula ne armağan edebilirim, kente nasıl yeni bir alan kazandırabilirim kısmıyla ilgileniyor. Bu işin analizini yapanlar dünyanın en büyük firmalarından biri, ingiliz firması burada kalitatif tarafını tanımlayarak burada ne olmalı sorusuna cevap arıyor. Sonraki aşama ise mimari tarafı, birararya gelip bir çözüm üretilecek.



O yüzdeler içinde kalınacak zaten ama kalan alanın değerlendirilmesi, metrekareye girmeyen alanın kent içindeki anlamı nedir? Zaten bu yarışmanın amacı bu. Zorlu bana gelip bir mimar söyle deseydi de olurdu bu iş. Bu da yapılıyor. Ama katılımcı bir süreç olsun istedik, ama standartları yüksek tuttuk. Başka türlü değerlendirmemiz mümkün değil.

Ben mimar değilim ama fikir üretmek istiyorum diyenler...

Gerilla bri yarışma düzenleyin dedim. Neden olmasın ki? Maksat fikir üretmekse, eskiz düzyinde ya da fikir düzeyinde de olabilir.

İstanbulda 1915 yılında divan yolu uyarışması açıldı. Bruno tauttan tedoro holse a kadar 12 mimar katıldı. Katılan kişiler aynı zmaanda jüriydiler, ilk turda kendi projelerine oy veremiyorlardı. Vertmund mimari değil diye eric mendersonu çağırmadılar. O da ggerilla projesi yapıldı. O yarışmadan mandersonun projesi hatırlanıyor. Hepsinden daha çılgn. Demokratik süreçte yasak olmaz, daima bir alternatif vardır.

Bu ciddi bir iş. Niye ben değilim demek yerine ben nasıl bunun içinde olabilirim demeleri lazım. Herşeyim var ama uluslararsı yayınım yok diyen çok mimar var. O zaman yayını olan biriyle gir diyoruz biz de. Yani ortak işbirliğini özendiren bir şey.

Kolokyum?
Sorucevap süresinde kaybedilen zamanı telafi etmek için sabah arazi gezilecek, öğleden sonra işveren ve danışma kuruluyla yapılacak toplantının ardından sorular sorulacak. Sorucevap tutanağı da herkese dağıtılacak.

Halka açık olması konsunda düşünüyoruz.

Müthiş lobi yaptılar mimarlar. Masimiliano fuksak, kurokawa yılankavi binayı yapmı, yüzyılda yapamayız biz. Yasala sürecini çözmek 5 yıl alır. Zaha hadidin projesinde şimdiki yol panı aynen uygulanıyor. Farklı bir noktadan yaklaşmış.


Herkes kendi adına yapıyor.

Zorlu center’I kim yapsın?

Herbirinin farklı eksikleri var. Böyle bir kentsel komppzisyon kurma konusunda başarılı olan insanlara rasında mesela richard myer, jean nouvel, ta doanda girsin çok isterdim, zorladım da çünkü onun çok duru bir mimarisi var, bu ölçekte bir eseri yok. Burada uçuk kaşçık yeni formlar çok yapıldı bibaodan beri, kendi içinde bıkkınlık uyandırdı. Bizim kültürümüzden kaynaklanan açık mekanlar, avlular, insanların birbirini görebildiği alanlar yaratmak istiyoruz. Kanyon başarılı bir proje gibi görünüyoru ama insanların toplandıkları yerler kuyunun dibi çünkü paranın dibi. Dorothy perkinse chanele herkes gidemiyor, mcdonaldsa starbucksa verilen mekanlar yüceltici mekanlar değil.


Türk mimarlarından han, nevzat, emre, muratı da beğenirim. Hatta 3ünün brilikte yaptıkları santral porjesini çoık beğenirim. Müze binası çok hoş. Doğrudan doğruya sembolizmtaşıan bir proje.

Korunması gerekmeyen yapılar bile korunuyor. Herşeyin tarihi eser olması gerekmiyor. Her yapının bir varlığı var, taşıdığı simgeler var. Keşke biraraya gelip yapsalar. Hepsi bu kriterleri fazlasıyla taşıyor.


Projeye katılanlara bedel?
140 bin dolar ödenecek. Zaten bütün para oraya gidiyor. İki milyon euroyu geçiyor proje süreci. Doğru bir işveren olacak, türkiyedeki mimari gündemini etkileyecek 12 seçenek olacak. Tartışılacak, yayınlanacak... dedikouya giderse yazık olur.

Yargı sürecindeki dokunulmazlığı, saygınlığı ve iffeti var. Ona başcurduğunuz anda bir köşede ağlayamazsınız. Yargıyı etkilemek de kötüdür, toplmu önünde ağlamak da kötüdür.

Mimarlar odasından çok dayak yemiş olmama rağmen hiçbir zaman odayı suçlamadım. Kongrelerini ben düzenledim, kırgın olduğumu da söyledim ama odaya düşman olma ahlakıma aykırı. Bu dava açıldıktan sonra bu dava savunulur.

Odanın yaklaşımı

6 projeden yararlanaak 60 kişi var. 34 bin mimarın 33bini mimarlıkla ilgili değil. Ben bu projeye saldırıırsam iktidarı kurtarırım.

Ağahan mimarlık ödülleirnde 600 porje bavururu, 10 ödül verilir, 490 kırık kalp olur. Ve bu 490 kırık kalp aslında siizn etkilemek istediğiniz mimari camiası. Ama bunu nasıl birararada tutarsınız? Şeffaf vew adil bir süreçle.

Ağa han katılımının içinde hiçbir çıkar yok. Herşyei cebinizden ödüyorsunuz. Her yarışmada 500 proje seçip çıkartıyordum.


0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.