- yapi.com.tr
- 01.12.2005
- GÜNDEM
- 2 okunma
Steven Holl Binalarında Tasarım Deneyimleri
Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi ile Minnesota Üniversitesi Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi:
Günümüz çağdaş mimarlarından Steven Holl, bu makalede, modern tasarım örneklerini oluşturan binalarından; sanat ve eğitimle ilgili Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, mimarlık ve eğitimle ilgili de Minnesota Üniversitesi Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi'nin tasarım fikri ve uygulama deneyimleriyle ele alınmaktadır. Steven Holl'un mimarlık anlayışı, tasarımları incelendiğinde ve yaşantıya katıldıklarında, mimari tasarımda mutlak olağanüstü bir oluşum yaratma iddiasında değildir. Holl'un plan şemalarının yataydaki gelişimi, düşey/yatay kesitlerdeki mekân boşluklarının oluşturulmasındaki zenginlik; özellikle günümüz mimar adaylarına teknolojinin her soruna çözüm olacağı fikrinin, kendiliğinden yaşam deneyimlerimizde yer etmesinden kaynaklanan tasarım yanlışlarına düşmemelerini işaret eden doğal ışık/doğal havalandırma gibi temel tasarım sorunlarına verdiği bilinçli yanıt karşımızda sağlam bir görüntüyle durmaktadır. Bu anlayış daha çok kendi birikim ve bilinciyle insan/mekân arasında daha iyi ilişkiler kurma becerisi ve ustalığıdır. Bu yaklaşım; mimarın kendi bilincini iç mekân/dış mekânlar ilişkisinde inceleme ve zenginleştirme amaçlıdır. Mimarlık; eğer bir projenin bütün önemli gerçekleri üzerinde etkinse, kendi öz fikirleriyle yaşayacaksa, tarihsel olarak bilginin değişik formlarının ve deneylerinin, toplum içindeki düzeyinin, öngördüğü ideal ve gerçekleri yorumlayış biçimlerinin bir araya gelmesidir. Bu nedenle dış olasılıklara yanıt verirken iç gereksinimleri izler.
"Bir yeraltı mahzeninden yeryüzüne çıkıvermek."
"Başı hafifçe eğmek, vücudu döndürmek,
bir gözü kapamak ve bir adım ileri gitmek."
İlk bakışta anlamsız, bölük pörçük, biraz zorlayınca "şiirsel" olarak nitelendirilebilecek bu anlatım biçimi, aslında Steven Holl'ün mimarlık anlayışının doğal bir parçasıdır. O'nun yazdıklarını okumak, O'nu konuşurken dinlemek, özellikle de Manhattan izlenimlerini anlattırmak dinleyenler için her zaman unutulmaz bir deneyim olmuştur. Washington yakınlarında, Bremerton'da doğan Holl, mimarlık öğrenimini Washington, Roma ve Londra arasında tamamlayıp meslek yaşamına Kaliforniya'da başlamış, ilk mimarlık bürosunu 1976 yılında New York'ta açmıştır. New York'ta mimarlık yaptığı yıllarda, Columbia Üniversitesi'nde mimarlık ve planlama dersleri veren Steven Holl, Manhattan'da geçirdiği yıllar boyunca kentsel mekânı kendisine özgü yöntemlerle inceleyip farklı boyutlarıyla öğrencilerine tanıtma olanağı bulmuştur. Steven Holl'ün inşa edilmiş çalışmaları kadar mimari çizimleri ve buna bağlı gelişen mimari söylemi de etkileyicidir. Holl'ün çizimleri yalnızca deneysel bir gösterim olarak yorumlanmamalı, kendi mimarlık anlayışının doğal temsili olarak değerlendirilmelidir.
Steven Holl, mimari dilini içgüdü ile oluşturur. "İçgüdü benim esin kaynağımdır" diyen Holl, bu esin kaynağını yalnızca Manhattan gibi algılanması güç, karmaşık mekânları anlamak ve anlatmak için yaptığı çizimlerinde değil, ürettiği mimarlıkta da kullanır. İçgüdü, var olan fiziksel çevreyi incelemek için etkili bir yönteme dönüşebilecekken, mimarlık üretmek adına kullanıldığında, "el yordamı ile" oluşturulmuşluğun rahatsızlığından kurtulamaz. Steven Holl da mimarlığı öteki yaratıcı etkinliklerden ayıran en önemli özelliğin, yapıların bir durumunun, bir yerin ayrılmaz parçaları olmasından kaynaklandığını söylüyor. O'na göre sözcükleri kavramak, sonsuz ilişkilerin bir araya gelişinde olduğu gibi; geçmiş ve gelecek, gerçek veya olası varlıkları da kavramak demektir. Bilinçli yaşamında Holl sürekli akıcıdır; her nekadar amaçlamasa da deneyimlerini bir kolye zincirine parça parça eklemekte, ancak halihazırdaki ve önceki projeleri, düşünceleri bir bütün olarak eşzamanda gerçekleştirme çabası göstermektedir. İleriye doğru hareket eğilimi, karar ve uygulamaya geçiş yeri burası olmaktadır. Bu yolla topluluğa katılan yeni malzemeler ötekilere göre yeni kalmakta ancak daha öncekilerle de ilişkilendirilmektedir.
Holl'un, sürekli tanıtım gereksinimiyle, anladıklarının ifadesini yeniden oluşturmak için geriye dönmesi gerekir. Taze ifadeler aramak, fikirlerini, kavramlarını oluşturmak için zorlanır. Holl, mimarlıkta kendisinin olduğu kadar bizim dünyamız için de mekânın temsili ve düzenlenmesi problemiyle uğraşır. Hepimizin ortak gerçeklik kavramı üzerinde çalışması bu bakımdan bizi felsefi spekülasyonlara yaklaştırır. Her proje, olayın bir kalıntısı değil ancak başka projelere girilerek kendi çözümlerini tekrarlayacak veya kendini geliştirecek bir varlığın imgesidir. Bu fikirlerin aktarılması içgüdüsü yeni yöntemlerin/yeni çalışma olanaklarının aktarılmasını beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda değişik görüşlerin tartışmalarına yeni bir bakış, bilgi ve deneyim kazandırmaktadır. Steven Holl'ün bugüne kadar gerçekleştirdiklerine bakıldığında, Aldo Rossi'den Adolf Loos'a, pek çok mimarla ya da "Yeni Vernaküler" mimarlıktan "Yeni Klasisizm"e kadar pek çok sınıflanmış tutumla özdeşleştirmek olası. Ama en çok göze çarpan, yapı bazında, yapının özgün çevresel koşulları ve programıyla birlikte gelen, bir dil ve imaj farklılığıdır. Geri planda Modernizm'in yalın diline, basit geometri kullanımına referans veren bir süreklilik olmasına karşın, sonuç ürün imajlarında süreklilik gözlenmemesi nedeniyle Holl kolay sınıflanan bir mimar olamamıştır. Belki bu nedenle mimarlık pazarında yeterince yer almayan Holl, bugün kendi kuşağı ile karşılaştırıldığında çok az sayıda yapıyla karşımızda. Steven Holl'ün; Bellevue Sanat Müzesi, Minnesota Üniversitesi Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi, Knutt Hamsun Müzesi, Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Makuhari Konut Blokları Tasarımı, Storefront Sanat ve Mimarlık Galerisi, Kemper Müzesi, Parallax Kuleleri, Massachusetts'te Konut Projesi gibi birçok projesi bulunmaktadır. Bunun yanısıra Berlin'de AGB Kütüphanesi Yarışma projesi gibi çalışmaları da vardır.
Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi; Helsinki, Finlandiya
Steven Holl'ün çalışmaları bedensel referanslara güçlü şekilde yer veren projeleri de içerir. En önemli örneği bükümlü ve çift eğimli Helsinki'deki Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi'dir. Zamanında, Maurice Merleau-Ponty'nin "Visible and Invisible" adlı kitabının ilk bölümü olan "The Intertwining - The Chiasm"da yer alan "birlikte bükülmek" anlayışından yola çıkılarak yapılmıştır. Projenin gelişiminde egemen unsur olan birlikte bükülmenin algılama ve amacı sürecinin sonuna doğru kod adı olarak "Chiasma" verildi. Fince'de "ch" sesinin bulunmaması nedeniyle projenin yarışmayı kazanması ve müze olarak kabul edilmesi sonrasında adı yeniden, bulunduğu yer olan Kiasma Meydanı'ndan esinlenerek "Kiasma" olarak değiştirilmiştir.
Töölö Körfezi'nden uzanan su, müzeyi sarar ve içinden geçer. Batı cephesi boyunca uzanan dikdörtgen havuz, su düzeyini derecelerle düşüren dolaşım sisteminin kaynağıdır. Bütün yıl boyunca geçiş için açık olan bir pasaj görünümündeki bina kesitine teğet bir şekilde yürürken, hareket eden suyun yumuşak sesi duyulabilir. Havuzların sürekli akması istenmemekte; bunun yerine havuzlardaki suyun kışın donmasına izin verilmektedir. Geceleri, batıdaki havuz müzenin içinden yayılan ışığı yansıtır. Helsinki Çağdaş Sanat Müzesi pek çok deneyimin oluşmasına katkı sağlar. Odaların genel karakterine bakıldığında, çağdaş sanatın sergilenmesi için dramatik bir fon oluşturacak şekilde hemen hemen hepsi tek duvarları kavisli dikdörtgenlerdir. Bu odaların sakin ancak durağan olmaması istenmiş; odalar düzensizlikleriyle farlılaşmışlardır. Helsinki'de kuzey kutbuna yakın bölgelere özgü ufki doğal ışık görülür. Hafif eğimli olan bina kesitinden kaynaklanan odaların şekil ve boyutlarındaki çeşitlilik, doğal ışığın birkaç farklı biçimde içeri girmesini sağlar. Bu asimetri, mekânlardaki sıralamalarda hareketi sağlar. Bu gözönüne alındığında, bütün tasarım yatay ışık kombinasyonunu ve iç mekânın sürekliliğini sağlayan galeri odalarından oluşmuştur. Kavisli olarak yayılan bu sıralama tipik sekizgen mekân düzenlemelerinde olmayan gizem ve sürprizler oluşturur.
Birçok katında galerileri olan sanat müzelerinin tasarımındaki ortak problem, kesitte doğal ışığın yalnızca üst kattaki galerilere girebilmesi, alt kattakilerin ise yapay aydınlatmaya mahkum olmasıdır. Helsinki'deki Çağdaş Sanat Müzesi'nde bu sorun iki yolla çözülmüştür. Birincisi; eğimli çatı ikincil çatı pencereleri yaratarak, kesit boyunca merkeze doğru yatay ışığın alınmasına izin verir. Böylece doğal ışık hem alt, hem de üst katlara ulaşır. İkincisi; ışığı kıran ve çatı pencereleri yaratan eğimli çatının kesiti üst ve alt katlardaki galerilere ışığı dağıtır. Kiasma, aynı zamanda bir "sanat forumu" olarak da hizmet verir; müzik, dans performansları ve seminerler gibi pek çok etkinliğe açık ve esnek bir mekândır. Zemin katındaki kafeteryanın yerleşimi bahçeye ve lobiye açılacak şekilde yapılmıştır. Oditoryum, en son video teknikleriyle donatılmıştır. Arka cephesinde kullanılan sürekli cam, binaya doğru olan geçişleri dışarıdan görünür kılar.
Minnesota Üniversitesi
Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi; Minneapolis, ABD
Bu yapı, Steven Holl ile ortağı Pablo Castro-Estévez (proje mimarı) ve yardımcı mimar Vincent James'in tasarladığı, daha önceden var olan Mimarlık Fakültesi'ne ek olarak; kütüphane, atriyum, bürolar ve dersliklerin oluşturduğu bir programdan ortaya çıkmıştır. Toplam ek alan 47.710 metrekaredir. 2002 güz döneminden itibaren kullanıma açılmıştır ve aynı yıl 2002 Amerikan Mimarlar Enstitüsü Tasarım Ödülü (NY AIA Design Award)'ne değer görülmüştür. Bina hem iç, hem dış mekânlarıyla kampustaki etkinlik ile yaya akışını, uyum içinde birleştirilmiş olan Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi'ne yönlendirmeyi, başarıyla eklemlenmiş bir projeyle sağlamaktadır. 1958 yılında Thorshov and Cerny tarafından tasarlanan merkezi avlulu bina tam bir karşı nokta olarak alınmış ve ek yapı bu avlunun köşegenine oturtulmuştur. Biçimsel olarak da bu mevcut merkezi ve homojen kurgunun aksine yeni bina çokyönlü ve yüzeysel bakış açıları yaratmaktadır. Aynı avlu ile ilişki içindeyken dört kollu bir tasarım içeren form böylece dört farklı dış mekân alanı da oluşturmaktadır. Kampustaki konumu gereği iki yol üzerinde bulunan iki çakışan "L" biçimli bu yeni ek bina toplam dört katında yeni bir kütüphane, oditoryum, seminer odaları, bürolar ve stüdyo mekânlarını içermektedir. Bodrum katı ve ilk iki katın mekânları aynı düzeydeki eski bina katlarıyla bağlantılıdır. Bununla birlikte dört kattan da asansör yoluyla eski binaya ulaşılabilirlik sağlanmıştır. Binanın ana girişi olan batı yönünde Church Caddesi üzerindeki "Boreal Garden" ve kuzey yönündeki Pillsbury Drive üzerinden olan öteki giriş merkeze doğru dengeli bir çift dağılım/buluşma ekseni oluşturmaktadır. Yeni ek binanın bu dinamik merkezi "L" biçimli kolların üst üste gelmesiyle ve bu aşamada merkezi bir noktada yükselen kütüphane mekânlarına geçiş merdiveninin öncü konumlanması aşağıdaki boşlukların yukarıda tanımlı bir etki yaratmasını sağlamaktadır. Çatıdaki stüdyo mekânı geniş ve açılabilen ışıklı çatısı ile aşağıdaki kütüphaneye yakın ve mevcut binada yer alan stüdyolara da komşudur. Tasarlanan bütün mekânlarda öteki önemli ve tasarımcılar tarafından önemsenmesi kaçınılmaz olan noktalar; doğal ışık ve ince plan kesitleri sayesinde yeni binanın çapraz kollarının her birinin karşılıklı doğal havalanma olanağına sahip olmasıdır. Bu ek bina prekast beton strüktür elemanlardan ve renkli brüt betondan inşa edilmiştir.
1960 yılında, Minnesota'da tasarım okulu olarak açılan binanın projeleri incelendiğinde; bina boş bir kare formun çevresine yapılan birimler ve o mekâna bakan asma kattan oluşmaktadır. Bu binaya ek olarak 1990 yılında, Steven Holl tarafından Minnesota Üniversitesi Mimarlık ve Peyzaj Mimarlığı Fakültesi binası tasarlanmıştır. Tasarımın birinci aşamasında, merkezi açık avlu ile kare-daire formlarını birleştirmek yer almaktadır. Bunun içinde Peyzaj Mimarlığı Fakültesi'nin programının iyi tanımlanması gerekmektedir. Daire ve karışık geometrileri kullanarak kendine özgü mekânlar yaratmak, Steven Holl'ün çalışmalarının karakteristik özelliğini oluşturmaktadır. Farklı büyüklükteki ve geometrideki binaların yanında yapılmış olan "X" formlu yapı, çevredeki dikdörtgensel olan tasarımı kırmıştır. Tasarımlar bir kez daha gözden geçirildiğinde, Holl; yalın oluşundan dolayı duvarların dış yüzeylerine Kasota bölgesi taşını ve beton blokları önermiş, fakat dekanla yapılan görüşmeler sonucunda maliyeti daha düşük olan bakır ve cam malzeme kullanılmasına karar verilmiştir. Bakır levhalar yalıtım malzemeleriyle uygulanmış ve planlardaki birleşim noktalarında kesin doğruluklara önem verilmiştir. Öteki önemli kaplama malzemesi ise kanallı camdır. Yarısaydam cam tabakalar arasına köpük yalıtım malzemesi yerleştirilmiştir. Doğal ışığı mekân içerisine alan malzeme öteki malzemelere göre kısmen daha ucuzdur. Doğal ışık huzmeleri iç mekânda ışık oyunları oluşturmaktadır. Cephe önündeki ağaçlara takılan doğal ışık bu cephe malzemesi sayesinde iç mekâna aktarılabilmektedir. Holl, "X" biçimli binayı tasarlarken; dört avlunun her birinin peyzaj tasarımına önem vermiş ve farklı etkinlikler yüklemiştir. Kuzey avluda kış bahçesi, güney avluda havuz, doğuda sarı bitkiler ve batıda kırmızı bitkiler düşünmüştür. Fakat bu peyzaj tasarımı bütçeyi zorlamış ve hepsi uygulanamamıştır. Eski ve yeni bina arasındaki öğrencilerin kullanacağı alanlar belirlenmiş ve bu alanlar çakıllarla ve havuzla biçimlenmiştir. Daha sonraki tasarımlarda artan bütçeden dolayı ertelenen yaşama meclisi holü kabul edilmiştir. 1990'da yapılan çalışmalardan sonra ortam canlanmaya başlamıştır. Holl ve çalışma arkadaşlarının "X" biçimli projesi indirgenen programla ilerlemiştir. Merkezde bulunan avluya çevresindeki alanlardan kapılar açılarak mevcut kare forma daha da anlam yüklenmiştir.
Holl başlangıçtan itibaren binaların tasarımının deneyime dayalı olması gerektiğini savunur. Holl günümüze ait ele aldığı konseptte, sonsuz sayıda aksonometrik ve öteki çizim elemanlarını karakterize etmiştir. Yapmış olduğu projelerinde çevreye uyum sağlama, konseptinin başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Holl doğallıktan ve yalınlıktan yanadır. Mekân içerisinde esnek kullanım alanları yaratmıştır. Projelerinde doğal ışığı iç mekâna alabilecek cephe tasarımları yapmakta ve ona uygun malzemeler kullanmaktadır.
KAYNAKLAR
- Steven Holl; Boyut Çağdaş Dünya Mimarları Dizisi, İstanbul.
- http://www.stevenholl.com
- Sommerhoff, E.W.; Architecture, s.90-99,
- VNU Business Media, New York, Mayıs 2003
Yapı Dergisi, 289.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap