Seçim yaklaştıkça, kentin sokaklarında daha çok tur atmaya başlayan seçim otobüslerinin insanı canından bezdiren gürültüsünden, sokaklarımızı boydan boya saran pankartlardan, sanki kime oy vereceğimizi belirlemekte etkisi varmış gibi iki bina arasına gerilmek suretiyle gözümüze sokulan bayraklardan ve duvarlarımızı canından bezdiren afişlerden arınmış bir seçim sabahına uyandık 22 Temmuz günü.
Seçim yasaklarının başlamasıyla birlikte yaklaşık bir aydır afişlerin, pankartların, bayrakların altına gömülmüş olan kent, nihayet rahat bir nefes almıştı. Tabii İstanbullular da...
Görsel ve işitsel kirlilik nedeniyle yaşadıkları sinir harbinin ardından “arınmış” bir siyaset ümidiyle, sabahın erken saatlerinde oy kullanmak için yollara düşenlerin seçim telaşını, çok da yadırgamadı İstanbul. Zira günün her vakti koşuşturmacaya alışıktı.
Afişler, pankartlar, bayraklar hiçbir işe yaramıyor
Oy kullanmak için sokağa adım atan vatandaş, artık kararını vermiş görünüyordu. Partilerden bahseden pek yoktu. Yakınmalar daha çok “yakın okullar dururken isimlerin neden uzak okullara yazıldığı” yönündeydi. Hal böyle olunca da taksicilerin yüzü güldü...

Sandık başında sıra olup olmayacağı tartışması, bir kişinin ortalama kaç dakikada oy kullanacağı varsayımları ve bu varsayımdan yola çıkarak olası bir kuyrukta ne kadar bekleneceği sohbet konularındandı. Kulaklara çalınan bir başka konu ise bayrakların, afişlerin ve pankartların siyasi anlamda hiçbir işe yaramadığıydı. Seçim dönemlerinde bu unsurların, ayrıca kentin kirlenmesine neden olduğu için yasaklamak gerektiği fikri ortak fikirdi.
Siyasi bir eyleme ev sahipliği yapan okullar bir yandan da uzun zamandır birbirini görmeyen tanıdıkların sohbetlerine mekan yaratıyordu. Bazı sandıkların başında sıralar oluşmuştu. Sıcak, sırada bekleyenleri hayli etkilemişti. Sırası gelen sınıfa girip derme çatma yapılmış, etrafı kartonla kaplanmış oy kullanma bölmelerinde, tercihlerine mühür basıyorlardı.
Oyu sandığa atma işleminden sonra gelen parmak boyamanın ise ne kadar çağdışı olduğu konusu oy kullanıp dönen vatandaşların sohbet konusu idi genellikle.
Oyunu kullanan insanlar vatandaşlık görevlerini yerine getirmenin huzuru içinde ve tercih ettikleri partinin ya da adayın meclise girmesi umuduyla evlerinin yolunu tutarken, sokaklar kalabalıktı ama en azından sessiz ve temizdi...
Kent bir seçim dönemini daha böylece atlatmış oldu...
0 Yorum
Yorum Yap