Yapı Sektörünün Haber Portalı

Seçim Vaadi Değil, Turizm Projesi Tac Mahal’i Boğaz’da Yüzdüreceğiz

Doğal güzelliği ile yüzyıllar boyu edebiyatçılara ilham kaynağı olmuş Boğaziçi, şanına yakışır bir proje ile dünya gündemine taşınmaya hazırlanıyor.

Seçim Vaadi Değil, Turizm Projesi Tac Mahal’i Boğaz’da Yüzdüreceğiz
Doğal güzelliği ile yüzyıllar boyu edebiyatçılara ilham kaynağı olmuş Boğaziçi, şanına yakışır bir proje ile dünya gündemine taşınmaya hazırlanıyor. Projenin sahibi kamuoyunun yakından tanıdığı bir işadamı: Ali Rıza Bozkurt. ‘Dünyanın en güzel su yolunda gezmek isteyenler neden sadece balıkçı teknelerine mahkum bırakılıyor?’ sorusundan yola çıkan Bozkurt, Boğaz’ın silüetini değiştirecek bir proje için kolları sıvamış.

Projeye göre 40 metre uzunluğundaki teknelere Tac Mahal, Elhamra Sarayı, Ayasofya, İshakpaşa Sarayı gibi mimari şaheserler daha küçük ölçekte; ancak birebir monte edilecek. Tekneler arasına köprüler ile geçiş yapılacak. Böylelikle tekneler sıra ile dizildiğinde ortaya 8 kilometre uzunluğunda seyir halinde ‘Minyaworld Müzesi’ çıkacak. İçinde restoran, kafe ve alışveriş merkezlerinin yer alacağı tekneler halka açık olacak.

Turizmciler ‘yüzen dünya harikalarını’ görmek için turistlerin dünyanın dört bir yanından İstanbul’a akın edeceğini söylüyor. Bozkurt, “Avrupa’ya başkentlik yapacak İstanbul’un böyle bir projeye ihtiyacı var. Ayrıca projenin finans sorunu da yok. Belediye isterse ortak olabilir.” diyor. Venedik’in adı gondollar ile birlikte anılır. Gondolsuz bir Venedik hayal bile edilemez. Venedik’in tüm büyüsü gondollarda saklıdır. Yine bir su şehri olan Amsterdam’a, güzellik katan şehrin kanallarıdır. Bir Amsterdam turu sadece bu kente özel, üstü cam kaplı botlarla gezildiği zaman bir anlam kazanır. Amsterdam’da kanal turu atmadan, ‘Bu şehri gezdim.’ diyemezsiniz. Fakat bu su krallıklarından hiçbiri Boğaziçi ile boy ölçüşemez. Hiçbiri Boğaziçi gibi iki kıtanın yakasını bir araya getiren doğal bir su yolu değildir. Yine hiçbirinde su, Boğaz’daki kadar temiz akmaz.

Ne yazık ki bu eşsiz güzelliği görmek için dünyanın dört bir tarafından gelen turistleri, Boğaz’da şehrin şanına yakışır bir şekilde ağırlamaktan uzağız. Boğaziçi’nin o eşsiz güzelliğini yudum yudum tatmak isteyenler için elimizde bol bol, balıkçı teknelerinden bozma botlar mevcut. Adı üstünde insan gezdirmek yerine balık tutmak için inşa edilmiş bu botların, zaman zaman fazla kapasitede yolcu aldıklarından dolayı üzerindeki yolcularla birlikte denizin dibini boyladığı da oluyor.

Bu nahoş görüntülere bir son vermek isteyen, Boğaz’ın 30 yıllık sakinlerinden işadamı Ali Rıza Bozkurt, tarihî su yolu için tasarladığı projesini hayata geçirebilirse şehir rengarenk bir silüete kavuşacak. Bozkurt, dünyanın belli başlı mimari harikalarını Boğaz ile taşımayı hedefliyor. Proje gerçekleştiğinde Taç Mahal gibi dünyaca ünlü baş yapıtlar Boğaz’da geçit töreni yapacak.

Projeye göre öncelikle 40 metre uzunluğunda tekneler inşa edilmesi gerekiyor. Ardından Taç Mahal, Elhamra Sarayı, Ayasofya gibi dünyanın mimari harikalarının daha küçük ölçekte bire bir kopyaları bu teknelerin üzerine monte edilecek. Hatta iç dizaynlarında bile mimari yapının gerçeğine sadık kalınacak. Bu devasa tekneler bittiğinde birbirlerine -Boğaz’a özgü ve korunaklı- merdivenlerle geçiş yapılacak. Böylelikle Boğaziçi’nde yaklaşık 8 kilometre uzunluğunda ve seyir halinde bir ‘Minyaworld Müzesi’ olacak.

Bozkurt, Boğaz’ın dingin suları göz önüne alındığında bu ‘Yüzen Dünya Harikaları’nın yılın 12 ayı hizmet verebileceğini söylüyor. Haliç’e yanaştığında tekneler Haliç’i boydan boya kaplamış olacak. Bu tekneler sadece gezinti için inşa edilmiyor elbette. Bozkurt, teknelerin içinde restoran, kafe ve alışveriş merkezlerinin de yer alacağını söylüyor. İşin güzel tarafı, bu tekneler halka açık olacak. Ailenizi alıp bir yandan dünya harikalarını tek tek gezerken, diğer yandan yorulduğunuz yerde çay molası verip Boğaz havası ile ciğerlerinize bir bayram ziyafeti çektirebileceksiniz. Yani Boğaz, lüks olmaktan çıkacak.

Şimdi aklınızdan projenin finansı, alınacak kredilerle ilgili soruların geçtiğini biliyorum. Lafı uzatmadan söyleyeyim. 500 milyon dolara mal olacak projenin finans sorunu da yok. Tek sorun burada belediye ile yetki meselesinde problem yaşanıp projenin çıkmaza girmemesi. Bozkurt, “Avrupa’nın başkenti olacak İstanbul’un bu konuda da modernizasyona ihtiyacı var. Bürokratik engellere takılmazsa hayata geçtiğinde İstanbul’a renk katacak bir proje. Öte yandan seyir halinde olması halinde bile boğaz trafiğini etkilemesi kesinlikle söz konusu değil. Sadece turistlere değil halka da açık olacak. Şahsen belediyenin de ortak olmasını arzu ediyorum.” diyor.

Dünyada ses getirir

Enis Akcan (Sultanhan Hotel Genel Müdür Yardımcısı): Proje muhteşem. Gerçekten hayata geçirilebilirse, İstanbul’un getireceği artıları da hesaba katarsanız mükemmel bir proje olduğu ortaya çıkar. Sektörde lüks müşteriye hitap ediyoruz. Halihazırda hizmet veren teknelerden müşterilerimiz memnun değil. Yarım yamalak hizmet veriyorlar. Boğaz turu adı altında yolcuları alıp gelişigüzel bir tur attırdıktan sonra en yakın durakta yolcuları tekneden indiriyorlar. Verilen hizmet yeterli değil. Boğaz’da kaliteli yemek için bize soruyorlar. Fakat fazla seçeneğimiz yok. Balıkçı teknelerine gönderemiyoruz. Bu projenin kendisi bile Avrupa’dan hafta sonu müşterisi çeker. Laila ve Reina için hafta sonu insanlar geliyor. Çünkü Avrupa’da, 24 saat yaşayan İstanbul gibi bir şehir yok. Proje sektörde ses getirir. Şahsen ben dünyanın başka yerinde böyle bir şey görmedim. Düşünün, bir gemi üzerinde yapılan fuara bile insanlar ne kadar yoğun ilgi gösteriyor.

Turizm adına tarihî adım olur

Cengiz Füson (Lady Diana Hotel Genel Müdürü): Boğaz sahilinde, balıkçı teknelerini bozarak restoran yapmışlar. Boğaz ile halk arasında bariyer gibi duruyorlar. Buralarda denetim problemi var. Turizmciler projeye büyük ilgi gösterir. İstanbul’da turizm adına atılmış en büyük adımlardan biri olarak tarihe geçer. Galata Köprüsü’nün bile turist çektiğini göz önüne alırsanız insanlar sadece bu projeyi seyretmek için dünyanın dört bir tarafından İstanbul’a akın eder.

Boğaz’da yüzen restoran; iyi fikir

Aykut Bakay (Yeşil Ev Genel Müdürü): Aslında ufak tefek tekneler turistlere enteresan geliyor. Ancak fazla güvenli bulunduğu söylenemez. Tekneler yerine turistler şehir hatları ile birlikte halkın arasına karışmak istiyor. Boğaz alışverişinin cazibesi konusunda tahmin yürütemiyorum; ancak restoran ve kafelerin iyi bir fikir olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’nin de tanıtımı olur

Barış Çayla (Retur Operasyon Müdürü): Bence dünyaca ünlü başyapıtlar yerine Türkiye’de bulunan Efes, Aspendos, Divriği Ulu Cami gibi tarihî ve mimarî değerlerimizi ön plana çıkarırsak daha iyi olur. Böylelikle İstanbul’a gelen turistlere Türkiye’nin de tanıtımını yapmış olmaz mıyız? Böyle bir proje Türkiye’ye turizm anlamında sınıf atlattırır. Büyük çaplı turizm operasyonlarında alternatif bir mekân olur.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.