- yapi.com.tr
- 07.11.2006
- GÜNDEM
- 2 okunma
Romanlar AİHM'de
20 Ağustos 2006 tarihli Radikal İki'de yayınlanan Korhan Gümüş imzalı yazı, Romanların Türkiye'deki sorunlarına dikkati çekiyordu. Romanlar sadece Tür
20 Ağustos 2006 tarihli Radikal İki'de yayınlanan Korhan Gümüş imzalı yazı, Romanların Türkiye'deki sorunlarına dikkati çekiyordu. Romanlar sadece Türkiye'de değil, birçok Avrupa ülkesinde sorunlarla mücadele ediyor. Romanların Avrupa ülkelerinde karşılaştıkları sorunların giderek ciddi bir nitelik kazandığının ve yaygınlaştığının bir göstergesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Romanların yaptığı başvurular.
Ancak Romanların maruz kaldıkları ayrımcılık, ırkçı şiddet, resmi otoritelerin kötü muamelelerinden doğan şikayetlerinin yansıdığı tek forum AİHM değil. Pek çok Avrupa forumu Romanların durumunu düzeltmek için çaba gösteriyor.
Örneğin, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi 1993 yılında kabul ettiği bir kararda Romanların özel korumaya gereksinmeleri bulunduğunu belirtti ve devletlere Romanlara karşı ayrımcılık yapan yasalarını değiştirmeleri yolunda çağrıda bulundu. Parlamenter Asamble 2002'de kabul ettiği tavsiye kararında aynı görüşleri doğruladı ve bunların yanında Romanların eğitim, iş, mesken gibi alanlarda sorunları bulunduğunu gözönünde tutarak devletleri bu sorunlara çözüm getirecek önlemleri almaya davet etti.
1998 yılında Avrupa Konseyi'nin Irkçılıkla Mücadele Komitesi (ECRI) 3 No.lu Genel Tavsiyesinde Romanların, Avrupa toplumlarında derin kökleri bulunan ırkçılığın kurbanları olduklarını, Romanların temel haklarının düzenli bir biçimde ihlal edildiğini belirtti ve devletlere ayrımcı uygulamalara son verecek yasaları çıkarmalarını, kentsel planlamaların Romanların yaşamını etkilemeyecek biçimde yapılmasını tavsiye etti. Bunların yanında AGİT Yüksek Komiseri raporlarında, AB Asamblesi kararlarında Romanların durumundan duyulan kaygıları dile getiren ve önlemler alınmasını isteyen ifadelere geniş ver veriliyor. Roman sorununa insan hakları hukuku açısından ya da azınlık hakları açısından eğilmek olanağı var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) azınlık haklarını içermediğinden AİHM'nin yaklaşımı doğal olarak bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması yönünde.
Açılan davalar
AİHM'e Romanlar tarafından açılan davalar birkaç bölümde toplanabilir:
1. Romanların fiziksel bütünlüğüne ilişkin davalar (adam öldürme, işkence, kötü muamele):
Nachova ve diğerleri/Bulgaristan (6.7.2005) davasında, Bulgar güvenlik güçleri silahsız iki Roman'ı tutuklamaya gelirler. Romanlar kaçmaya çalışırken polis ateş ederek Romanları öldürür. Polislerden birinin "Allahın belası Çingeneler" dediği bir tanık tarafından ifade edilir.
AİHM kararında, Sözleşmenin yaşam hakkına ilişkin 2. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı. Gerekçe olarak aşırı güç kullanılmasını, mevcut koşullarda ateş edilmesine gerek bulunmadığını gösterdi. Ayrıca, sorumlularla ilgili soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle de 2. maddenin ihlaline karar verdi. AİHM ayrıca, 2. madde ile birlikte ayrımcılık nedeniyle Sözleşmenin 14. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi. Bunu yaparken şu gerekçelere dayandı: Devletlerin yaşam hakkını herhangi bir ayırım yapmadan korumak yükümlülüğü vardır. Bu, yaşam hakkının ırkçı şiddete karşı korunmasını da içerir. Devletler, kendi ajanlarının yol açtığı ölümlerle ilgili soruşturma yaparken, etnik kin ya da önyargının bir rol oynayıp oynamadığını araştırmak zorundadırlar. Olayda bir güvenlik görevlisinin "Allahın belası Çingeneler" diye bağırdığı bir tanık tarafından ifade edildi. Bu konunun araştırılması ve 'kin ve nefretten kaynaklanan bir şiddetin mevcut olup olmadığının' soruşturulması gerekirdi. Oysa yetkililer bu konuda hiçbir soruşturma yapmadılar. O nedenle Sözleşmenin 14. maddesi 2. madde ile birlikte ihlal edildi. AİHM kararında aynı zamanda, bu konunun Bulgaristan'da Romanlara karşı bir önyargı ve husumetin bulunduğunu gösteren birçok olay çerçevesinde görülmesi gerektiğine işaret ediyor. Söz konusu karar, devletin güvenlik güçlerince Romanlara karşı şiddete başvurulması durumlarında, devlet ajanlarının ırkçı saiklerle hareket edip etmediklerinin araştırılması yükümlülüğünü getiriyor. Bu bakımdan, karar Romanların korunması açısından yeni ve önemli bir gelişme.
Bunun dışında, Romanların Bulgaristan'a karşı açtıkları bir dizi davada (Assenov/Bulgaristan 28.10.1998, Velikova/Bulgaristan 18.5.2000, Anguelova/Bulgaristan 13.6.2002) AİHM, etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle Sözleşme'nin 2. maddesinin (yaşam hakkı) ya da 3. maddesinin (işkence ve kötü muamele) ihlal edildiğine karar verdi. Anguelova'da AİHM, aynı zamanda devleti ölüm olayından sorumlu buldu.
2. Konuta, özel yaşama ve aile yaşamına saygı gösterilmesi hakkına ilişkin Roman davaları (Sözleşme'nin 8. maddesi):
Romanların İngiltere'ye karşı açtıkları Buckley/İngiltere (25.9.1996) ve Chapman/İngiltere (18.1.2001) davalarının konusu, karavanlarını istedikleri yerde park ederek normal bir aile yaşamı sürdürmelerine İngiliz makamlarınca izin verilmemesi. Her iki davada da Romanların konut hakkına, özel yaşam ve aile yaşamına saygı gösterilmediği yolundaki şikayetlerini inceleyen AİHM Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna vardı. AİHM kararlarında, Romanların yerleşme istemlerinin kent planlamasına uygun olmadığını dikkate aldı ve genel kamu çıkarı ile Romanların çıkarları arasındaki dengede genel kamu çıkarına daha fazla ağırlık verdi. Her iki karar da sonuçları bakımından Romanlar lehine olmasa bile, kararların gerekçesinde yer alan Romanlarla ilgili ifadeler Roman kimliğinin tanınması ve Roman yaşam biçiminin korunması açısından önem taşıyor.
Buckley kararında AİHM Romanların özel yaşam biçimlerinin doğurduğu gereksinmelere değinmedi. Oysa daha önce, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu Romanların geleneksel yaşam biçimlerinin kent planlamasında dikkate alınması gerektiğini belirtmişti.
Chapman kararında ise, sonuç aynı olsa bile, AİHM'in Romanlarla ilgili tutumunda önemli bir değişiklik meydana geldiğini görüyoruz.
AİHM bu kararında, "Geleneksel yaşam biçimine sahip bir azınlık üyesi olmak çevre gibi bütün topluma ait malları korumak amacıyla çıkarılan genel yasalardan bağışıklık sağlamaz ancak bu yasaların uygulanması üzerinde etkili olabilir" dedikten sonra şu ifadeye yer verir: "Çingenelerin bir azınlık olarak içinde bulundukları savunmasız durum nedeniyle... 'gereksinmelerine ve değişik yaşam biçimlerine özel bir dikkat gösterilmelidir'. Bu bakımdan, 8. madde taraf devletlere Çingene yaşam biçiminin kolaylaştırılması amacıyla pozitif bir yükümlülük getirir'." (para. 96)
Devlet ihmali
Karar iki yeni unsur getiriyor:
a. Bu karar ile AİHM, Romanların çoğunluğun yaşam biçiminden farklı bir yaşam biçimine sahip olduklarını ve farklı gereksinimleri bulunduğunu kabul ediyor. Ayrıca, devletlerin bu konuyu dikkate almalarını, kent planlamalarını buna göre yapmalarını istiyor.
b. AİHM bununla yetinmeyip, devletlerin, Romanların değişik yaşam biçimlerini korumak amacıyla gerekli önlemleri almalarını öngörüyor. Bu konuda devletlere 8. madde çerçevesinde bir pozitif yükümlülük getiriyor. Bunun anlamı şu: AİHM içtihadına göre, devletlerin, bireylerin konutuna, aile ve özel yaşamına müdahale etmemek dışında bir de bunları korumak yükümlülüğü var. Bu koruma devlet ajanları ile sınırlı değil. Özel kişilerin müdahalelerine karşı da devletin koruma yükümlülüğü var. Devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğü, konutu, aile yaşamını, özel yaşamı korumak amacıyla gereken yasal önlemler alınmasını kapsıyor. Devlet, bu önlemleri almayı ihmal ediyorsa, AİHM 8. maddenin ihlal edildiği sonucuna varabilir.
Chapman kararındaki bu ifadeleri Thlimmenos/Yunanistan (6.3.2000) kararı ile birlikte okumak gerekir. Thlimmenos kararı ayrımcılığı yasaklayan 14. madde ile ilgili. Bu kararda, AİHM devletlere farklı durumlardaki kişilere farklı işlemler yapılması yükümlülüğünü getirir. Kararın 44. paragrafında şöyle der: "14. maddedeki, Sözleşmede öngörülen haklardan yararlanmak bakımından ayrımcılığa maruz kalmamak hakkı, aynı zamanda devletler nesnel ve makul bir gerekçe göstermeden farklı durumlardaki kişilere farklı işlem yapmamaları halinde de ihlal edilmiş olur." Dolayısıyla, devletlerin, Romanların farklı yaşam biçimlerine saygı göstermemeleri ve bunları korumak için gerekli önlemleri almamaları, Sözleşmenin hem 8. maddesinin, hem de 8. madde ile birlikte 14. maddesinin ihlaline yol açabilir.
Chapman kararında AİHM'in ortaya koyduğu ölçütler başka bir davada sınanmadı. Kararda yer alan Romanların farklı yaşam biçimlerinin korunması ilkesinin, uygulamada somut olarak ne gibi önlemleri kapsayacağı henüz açık değil. İleride açılabilecek başka Roman davalarında AİHM'in bu konuya açıklık getirmesi beklenebilir.
3. Roman çocukların eğitimine ilişkin sorunlar
D.H. ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti davasındaki 18 başvurucu Roman kökenli Çek vatandaşı. Şikayetleri çocuklarının bazı testlerden sonra, öğrenme bozuklukları olan çocuklar için mevcut özel okullara yerleştirilmeleri. Başvurucular, bu yerleştirmenin çocuklarının öğrenme yeteneğinden çok etnik kökenlerinden kaynaklandığını, bir ayrımcılık oluşturduğunu iddia ediyorlar. AİHM'in ilgili dairesi 7 Şubat 2006 tarihli kararında Sözleşmenin eğitim hakkı ile ilgili 1 No.lu Protokolün 2. maddesi ile ayrımcılıkla ilgili 14. maddenin ihlal edilmediğine karar verdi. Şimdi dava Büyük Daire önünde. Ocak ayında sözlü duruşma yapılacak.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, Romanların bulundukları ülkelerde karşılaştıkları sorunların değişik yönleri var. AİHM'de açılan davalar da bu değişik yönleri yansıtıyor. Roman davalarının ileride de sürmesi beklenmeli. Avrupa'da Romanların sorunlarına karşı artan duyarlılığa paralel olarak, AİHM kararlarında da Romanların haklarının korunması yönünde gelişmeler meydana gelmesi şaşırtıcı olmaz.
RIZA TÜRMEN: AHİM yargıcı
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap