Yapı Sektörünün Haber Portalı

Rant Projeleri Dar Gelirliyi Yaşadığı Semtten Kopardı

İstanbul’da Tozkoparan, Fikirtepe ve Kirazlıtepe’de kentsel dönüşüm adı altında yürütülen projeler, mahalle kültürünü ranta kurban etti. Yeşil alanların yerini rezidanslar aldı. Yüksek aidatlar ve borç yükü dar gelirliyi yaşadığı semtten kopardı.

Rant Projeleri Dar Gelirliyi Yaşadığı Semtten Kopardı

Kentsel dönüşüm adı altında yürütülen süreç, İstanbul’un hafıza mekanlarını birer birer rant sahasına çevirmeye devam ediyor. Tozkoparan’da zorla kesilen elektrikler, Kirazlıtepe’de yıkılan yuvalar ve Fikirtepe’de gökyüzünü delen ‘beton’lar… İktidarın ‘estetik’ ve ‘deprem hazırlığı’ maskesiyle sunduğu bu tablo, sermaye için devasa bir kâr transferinden başka bir anlam taşımıyor. Yeşil alanların yerini alan lüks rezidanslar, mahalleliyi o topraklardan söküp atıyor.

BirGün’den Meral Danyıldız’ın haberine göre; Tozkoparan, Kirazlıtepe, Fikirtepe gibi semtlerde yürütülen kentsel dönüşüm sonrası bu mahallelerde kutlama değil, binlerce insanın hak arayışı var.

İstanbul’un Güngören ilçesinde yer alan Tozkoparan Mahallesinde kentsel dönüşüm serüveni, 2020 yılında bölgenin riskli alan ilan edilmesiyle hukuki ve toplumsal tartışmalar eşliğinde başladı. Mahalledeki yapıların bir kısmının sağlam olduğu iddialarıyla bölge halkı karara itiraz etti. Hak sahipleri tarafından projenin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle pek çok dava açıldı. Ancak buna rağmen, yargı süreci henüz sonlanmadan mahalledeki su ve doğal gaz hizmetlerinin kesilmesi büyük tepki topladı. Altyapı kesintilerinin ardından bölgede yoğun polis müdahalesi gerçekleşti. Koçbaşıyla kapıları kırılan mülk sahipleri bir daha evlerine geri dönemedi. Verilere göre, süreç içinde yaklaşık 164 bin metrekarelik alan tamamen boşaltıldı.

O günden bugüne mücadelesini sürdüren 70 yaşındaki Mahmut Halis, zorla kentsel dönüşüme sokulan bölgede aslında bir “rantsal dönüşüm” yapıldığını belirterek şöyle konuşuyor: “Eskiden çevre güzeldi, yeşildi; ağaçlar, parklar vardı… Komşuluk ilişkilerimiz üst düzeydi. Birbirimizin kapısını rahatça çalabilirdik. Şimdi kimin gelip gittiği belli değil. Beş katlı binalardan 11 katlı binalara geçtik. Sitenin içine girdiğinizde sadece gökyüzüyle muhatap oluyorsunuz. Yaşadığımız yer yarı açık cezaevi avlusuna benziyor.”

Reklam Goruntulenme Bolumu

Ömer Kiriş ise 52 yıldır yaşadığı Tozkoparan’dan kentsel dönüşümle nasıl “kovulduğunu” anlatıyor. Koçbaşıyla kapısı kırılarak evinden zorla çıkarılan ve bir daha mahallesine geri dönemeyen Kiriş, eski Tozkoparan’ı şu sözlerle yâd ediyor:

“Zamanında burası çok çocuklu aileler için inşa edilmişti. Kaçak göçek bir yer değildi. Ama biz rant hırsıyla yıkıldık. Buradaki en büyük talihsizliğimiz, tapularımızın saçak izdüşümü olmasıydı. Bunu bilen yürütme erki, tamamen o yerleri imara açmak için yok etti. 40’a yakın insan kentsel dönüşümün yarattığı stres ve sağlık sorunları nedeniyle süreç içinde hayatını kaybetti, mahallenin son halini bile göremedi. Yanlış anlaşılan bir şey var: Biz kentsel dönüşüme temelden karşı çıkmadık; biz barınma hakkımıza sahip çıktık. Eskiden mahallede maçlar olurdu, yazlık kışlık sinemalarımız vardı, spor kulüplerinin turnuvalarına giderdik; müthiş bir komşuluk bağı vardı. Ama şu anda birbirini tanımayan, asansörde karşılaştığında sadece ‘iyi akşamlar’ deyip geçen insanların olduğu bir yere dönüştü. Tozkoparan’da eskiden 20 TL aidat ödemekten kaçınanlardan şimdi 3 bin TL aidat isteniyor. Ekonomik gücü olmayanlara dolaylı olarak ‘kalk git’ deniyor. Mücadelemiz bitmedi, hâlâ direniyoruz.”

Rantsal dönüşümün bir diğer adresi de Fikirtepe

İstanbul Kadıköy’e bağlı Fikirtepe’de kentsel dönüşüm süreci, 2005’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bölgeyi “Özel Proje Alanı” ilan etmesiyle resmiyet kazanmıştı. 2007’de bölgenin imar planlarına ilk kez "Kentsel Dönüşüm Alanı" ibaresi eklendi. 2011 Ocak ayında İBB tarafından onaylanan yeni planla Fikirtepe’ye 4.14 gibi oldukça yüksek bir imar emsali (inşaat hakkı) tanındı. Bu yüksek oran, yüzlerce müteahhit firmanın hak sahipleriyle anlaşmak üzere bölgeye akın etmesine yol açtı. 2013’te Fikirtepe resmi olarak “Riskli Alan” ilan edildi ve yetki İBB’den Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçti. 2014 - 2018 yılları arasında bölge adalar bazında parsellere bölündü.

Firmalar ile vatandaşlar arasında imza toplama yarışları başladı. Ancak bazı firmaların mali güçlerinin yetersiz olması, bazılarının ise iflas etmesi nedeniyle inşaatlar yarım kaldı, şantiyeler terk edildi. Binlerce insan evini boşalttığı için kiracı durumuna düştü ve taahhüt edilen kira yardımları ödenemez hale geldi.

2020’de dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, sürece doğrudan müdahale edeceğini ve yarım kalan projelerin TOKİ ile Emlak Konut GYO eliyle tamamlanacağını açıkladı. Ardından tüm “Yerinde dönüşüm istiyoruz” taleplerine rağmen bölgede hızlıca tahliyeler yapıldı.

2022’de Bakanlık koordinesinde “Yeni Fikirtepe” projesi adı altında altyapı, geniş yollar ve sosyal donatı alanlarını da içeren devasa bir şantiye süreci başlatıldı. 2024 - 2026 arasında inşa edilen 11 bin 729 bağımsız bölüm tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmeye başlandı. Teslim aşamasında büyük sıkıntılar yaşandığını kaydeden mülk sahipleri, kendilerine zorla devir sözleşmesi dayatıldığını ifade ediyor.

İtiraz yollarının tamamen kapatıldığını belirten Yeni Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı Engin Akgüzel, eski Fikirtepe’yi şu sözlerle anlatıyor:

“Burada insan ilişkileri çok sağlamdı, herkes birbirini tanırdı. Evler iki üç katlıydı, bahçeleri vardı... Buranın insanı genel olarak lüks yerlerde yaşamayan, kendi halinde, dar gelirli yurttaşlardı. Geriye dönük baktığımızda burası hep sistematik bir plan dahilinde bu noktaya sürüklendi. O dönemde herkesin evinin önünde bir ağaç yükselirdi. Kentsel dönüşüm başladığında ilk iş o ağaçları kestiler, ardından sosyal hayatı öldürdüler. Ben doğma büyüme buralıyken, nihayetinde buradan gitmek zorunda kalanlardanım.”

Reklam Goruntulenme Bolumu

Dernek Başkan Yardımcısı Menderes Yavuz ise tamamlanan lüks yapılarda da sorunların bitmediğini ifade ediyor. Bölgede derin bir sınıfsal ve sosyolojik ayrışma yaşandığına dikkat çeken Yavuz, tehlikeye şu sözlerle işaret ediyor: "Fikirtepe’de gelecekte ne olacak sorusu çok önemli. Emlak Konut arsa sahiplerine paylaşım yaparken, eski arsa sahiplerinin blokları ile kendi sattığı lüks dairelerin bloklarını birbirinden tamamen ayırdı. Peki bu ne demek? Çok ciddi bir sosyolojik kırılma yaşanacak. Yarın öbür gün ‘Onlar Fikirtepelilerin blokları, bunlar elitlerin blokları’ diye bir ayrışma doğacak. Bu durum mahalle içinde büyük bir kutuplaşmaya sebep olacak. Bloklar arasında ciddi fiyat ve nitelik farkları olacak; Fikirtepelilerin oturduğu daireler daha değersiz kılınacak. En başta konuşulması ve itiraz edilmesi gereken tehlike tam olarak budur."

Kentsel değil yerinde dönüşüm isterdik
Üsküdar Kirazlıtepe’deki kentsel dönüşüm süreci de 2015’te başlayıp Çamlıca Camii çevresindeki düzenlemelerle genişledi. Fakat mahalleli, konutların teslim edilmemesi ve yerlerinden edildikleri gerekçesiyle direniş ve protestolar düzenledi.

Günümüzde eski komşuluğun kalmadığına dikkat çeken Örs, dokunun değiştiği belirterek şöyle konuşuyor: "Hükümetin bakış açısında bir kentsel dönüşüme karşıyım. Neden bir Acarkent’te kentsel dönüşüm yapılmıyor? Neden riskli alan ilan ettiği bölgeler hep dar gelirlinin semti? Neden sadece rant odaklı, metronun, Marmaray’ın geçtiği kırsal bölgelere giriyorlar? Burada kent anlayışı tamamen ranta odaklı. Biz kentsel dönüşüm değil yerinde dönüşüm isterdik."

Haberin tamamına linkten ulaşılabilir.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.