Yapı Sektörünün Haber Portalı

Plan Zamanı

Plan Zamanı
2000’lerde iyice hızlanan bu vahşi yapılaşma, büyük sermayenin “benden sonrası tufan” adamsendeciliği, doğallıkla kamu otoritelerine “sürdürülebilirlik” ilkesini anımsatacak ve harekete geçirecekti. Bu kadar yağmalanır gibi tüketilen İstanbul’a bir “plan” ile müdahale etmek , “İstanbul’u satmayı” planlı yapmak gerekirdi!.. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı “İstanbul Çevre Düzeni Planı” (Özet Rapor,Temmuz 2006) adıyla 2006’da hazırlanan planda yağmanın itirafı, Başkan Kadir Topbaş’ın Önsöz’ünün ilk paragrafında şöyle yer alıyordu: (Özet Rapor,Temmuz 2006) “ Ayrıcalıklı bir coğrafyanın sağladığı doğal güzellikler ve tarihsel zenginliklerle bezenmiş İstanbul’un son yıllarda maruz kaldığı plansız girişimler sonucu anılan değerlerinin kısmen maskelenmiş, kısmen de yitirilmiş olduğu üzüntüyle gözlenmektedir. İstanbul’a hak ettiği tarihsel ve çağdaş konumunu planlı yaklaşımlarla yeniden kazandırmak kuşağımız siyasilerinin, bilim adamlarının ve uzmanlarının erteleyemeyeceği bir görev olmaktadır.” Plan, geç de olsa, gidişattaki vehameti görmüş gibidir: “Mevcutta Tarihi Yarımada’dan başlamak üzere, Büyükdere aksı boyunca Maslak’a kadar uzanan ve üst düzey hizmetlerin yoğunlaşma eğilimi yüksek tek merkezli çekim noktası olarak gelişen MİA, kentin doğal alanlarını tehdit eden kuzey gelişiminin temelini oluşturduğu gibi, iki kıta arası kentsel trafiğin yoğunluğunu arttırmaktadır…” Plan, bu tesbitten sonra yönelimini de şöyle ifade edecekti: “MİA’nın Maslak aksından kuzeye doğru ilerlemesi sürdürülebilirlik ilkesi ile ters düşmektedir. Bu çerçevede, bu merkezin rahatlatılması, merkezi kentsel dokulardaki fonksiyonların yer seçim süreçlerinin yeniden tanımlanması ve köprü geçişlerinin azaltılması politikası benimsenmektedir. Bu nedenle, Maslak aksında daha fazla gelişmeye izin verilmemesi ve mevcut yüksek yoğunluklu yapısının rehabilite edilmesi öngörülmektedir. Planda MİA gelişimi ve bağlantılı yol ağı, tarihi merkezden daha batıya, coğrafi merkeze ve yoğunluk merkezine doğru çekilmektedir. Bu karar ormanların korunması yönünde temel bir araç olduğu gibi, MİA’nın rahatlatılması, Tarihi Yarımada ile Boğaziçi üzerindeki baskının azaltılması ve tarihi dokunun korunması hedefini de desteklemektedir.”(s.93) Burada önemli olan, Plan’ın stratejik hedefinin değişmediği, aynı stratejik hedef doğrultusunda mekana bazı müdahalelerin yapılmak istenmesidir. Hedef ise Plan’da şu cümlelerle özetleniyor: “İstanbul için öngörülen, küresel üst bölgenin yönetim hizmetlerine de talip olması ve üst bölge ekonomisinden daha fazla pay almasıdır. Bu üst bölge Avrupa, Balkanlar, Karadeniz havzası, Kafkaslar ve Türki Cumhuriyetler, Ortadoğu ve Akdeniz havzasını kapsamaktadır. Dolayısıyla, İstanbul’un anılan üst bölgeyle ekonomik, sosyal, tarihi,kültürel, diplomatik, iletişim ve ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesi öngörülmekte ve uluslar arası bölgesel merkez olarak hizmet vermesi hedeflenmektedir.” Küresel metropollerin, sanayi üretiminde yoğunlaşmayı bırakıp, bilgi ve teknoloji üretimine ağırlık vererek, üst düzey hizmetler, finans ve bilişim sektörlerinde küresel pazarın en rekabetçi öğelerini geliştirdiklerini ifade eden Plan, İstanbul’u hizmet sektörü eksenli, hem de oldukça nitelikli işgücü istihdam eden üst düzey hizmet üreticisi olarak tarif etmektedir. Planın yapısal dönüşüm hedefi doğrultusundaki önemli bir politikası ise tek merkezli yapıdan çok merkezli bir yapıya geçerek, Anadolu ve Avrupa yakasında çekim merkezleri ve gelişme alanları oluşturmak.. Avrupa Yakası’nda Çekmece’nin batısında, Anadolu Yakası’nda ise Sabiha Gökçen Havalimanı’nın doğusunda kalan alanlar, yeni çekim merkezleri ve gelişme alanları olarak tanımlanmakta, İstanbul’un, güneyine lineer olarak yayılan bir mekansal dönüşüm öngörülmektedir. Marmaray’ın da dahil olduğu raylı sistem ve deniz taşımacılığı ulaşım projelerinin de bu mekansal dönüşümü destekleyen tamamlayıcı projeler olarak düşünüldüğü anlaşılmaktadır. Plan, kilit paragrafı şöyle kurmaktadır: “Vizyon Bileşeni I: Güçlü ve Rekabetçi Bir Ekonomik Büyüme Sürecini Yakalamak Kentin Rekabetçi Üstünlüklerini Ön Plana Çıkarmak • İstanbul’un tarihsel olarak ‘Doğu-Batı Arasında Bir Ana Geçiş Kapısı’ olma üstünlüğüne dayanan imajını çağdaş yorumlara konu etmek • İstanbul’da rekabet üstünlüğü taşıyan veya taşıyabilecek sektörleri desteklemek • Farklı kültürel coğrafyaların ortasında konumlanan ve prestijli bir tarihsel geçmişi olan İstanbul’u, sürekli etkinliklerin yer aldığı bir Kültür Turizmi ve Kültürlerarası Diyalog Merkezi olarak ön plana çıkarmak • İstanbul’un Batı’dan Doğu’ya doğru açılan geniş bir coğrafyanın Üst Düzey Hizmetler ve Yönetim Merkezi olma potansiyelini vurgulamak • Kentin rekabetçi üstünlük taşıyan ‘Geçiş Kapısı’ konumunu değerlendirerek, İstanbul’u uluslararası ulaşım ilişkilerinde bir Yolcu ve Yük Transfer Merkezi olarak geliştirmek..” (s.122) Fotoğraflar, BZ am Sonntag dergisinden alınmıştır.
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.