"Nakitte olan beklemesin". Bir
gayrimenkul firmasının yöneticisinin gazeteye yansıyan sözleri bunlar. Yorum şu:
Konut fiyatları çok düştü. Bundan daha fazla da düşmez. Elinde biraz parası olan
bu olanaktan yararlansın ve hemen dairesini alsın. Bir diğer gayrimenkul
firmasının yöneticisi ise hemen yerel seçimler sonrasında konut fiyatlarına zam
geleceğini, bu nedenle şu andaki fırsatın kaçırılmaması gerektiğini
söylemiş.
Eh malını satan, "malım kara" diyecek değil ya! Mutlaka şu anda satın almanın
avantajları anlatılacak. Biz de bir süre kıyısından köşesinden gayrimenkul işine
bulaştığımız için bu söylemi biliyoruz: Konut satışında her zaman aslında en
uygun zamandır. Bugüne kadar, "Yok yahu biraz bekle. Fiyatlar daha da
gevşeyecek" diyen bir konut satıcısına rastlamadık; sanırım gelecekte de
rastlamayız...
Öte yandan piyasada "kelepir mal" olursa alıcısı var. Yani
elinde nakit parası olan ya da elindeki nakit para ile konut kredisi alabilecek
gücü (ve daha da önemlisi cesareti) olan bir kitle var. Bu kitle piyasada
kelepir ve prim yapacak mal (konut) arıyor. Zaten bu talep sayesinde yeni lanse
edilen projeler (fiyatları da eskiye göre oldukça makul olduğu için), kolayca
satılıyor ("maketten ön satış" diye tanımlanan olay). Ama lansmanının üzerinden
bir süre geçmiş projeler ise satış anlamında "kan ağlıyor".
Peki "kelepir" nedir? Yani bir yıl önce 300 bin liraya satılan daire eğer
bugün 200 bin lira ise kelepir midir? Baksanıza fiyat yüzde 50 azalmış. Kelepir
olsa gerek değil mi?
Kelepir kavramı kişiye göre değişir. Ben gayrimenkul işindeyken "Şimdi konut
satın alma zamanı mıdır?" diye soranlara hemen bir soru ile karşılık verirdim:
"Evi ne yapacaksınız? Oturacak mısınız yoksa yatırım amacı ile mi
alıyorsunuz?"
"Oturacağım" diyen herkese yanıtım tek ve standarttır: "Zamana ve ekonomik
krize göre de değişmez: Oturacağınız evi satın almanın şimdi tam sırasıdır!"
Eğer evin hanımı o evi beğendi ise ve ekonomik olanaklarınız o evi satın almaya
yetiyorsa hemen evi satın alın. Bir an bile düşünmeyin. Çünkü şimdi (ve her
zaman) oturulacak evi satın almanın tam zamanıdır.
Türk insanı, sanırız asırlarca göçebe yaşamanın acısını çıkarmak için olsa
gerek, yaşadığı evin kendisinin olmasını çok ister. Hemen hepinize babanız ya da
anneniz, ilk çalışmaya başladığınızda, "Aman paranı çarçur etme, biriktir de
başını sokacak bir ev alırsın" demiştir. Hatta bazılarınızın uzun yıllar çalışma
amacı, baş sokulacak evi satın almak için tasarruf etmek olmuştur!
Yok eğer bir konutu yatırım için satın alıyorsanız, size görüş bildirmek
zordur. Çünkü aşağı giden piyasalarda kelepiri en kelepirken yakalamak çok
maharet ister (bu satırların yazarı kendi evini konut fiyatları yükselme
döngüsünün yeni başladığı 2003'te satmış ve yenisini de fiyatların en yüksek
olduğu 2008'de satın almıştır!).
Ama yine de şunu söyleyebiliriz: Bankacıların ve ekonomi uzmanlarının
beklentisi, Türkiye'de konut fiyatlarının daha dip yapmadığıdır. Çünkü özellikle
büyük kentlerde hâlâ satılmayı bekleyen ciddi bir konut stoku vardır. Bu stok,
pahalı zamanda üretilmiş olmasına karşın, nakit akışına sıkışan firmalarca
mutlaka kısa dönem içinde piyasaya getirilecektir.
Ayrıca, son dönemde bankalarca kişi ve firmalardan teminat olarak alınan
ipotekli birçok gayrimenkul de ne yazık ki piyasaya gelecektir. Çünkü bu
ekonomik durgunluk ortamında işler (aslında nakit akışı), hiç kimsenin beklediği
gibi gelişmeyecektir. O zaman da kişi ve firmalar, gayrimenkullerini (zararına
bakmadan) buldukları fiyata satarak gelen parayı işlerine sermaye olarak
katacaklardır (böylece adlarını ve işletmelerini kurtaracaklardır). Daha da
kötüsü, kredilere teminat olarak verilen gayrimenkullerin, krediler geri
ödenmeyince bankalarca haciz yolu ile satılmaya çalışılmasıdır. Ama sanırız
yakın zamanda bu dalgayı da göreceğiz...
0 Yorum
Yorum Yap