- yapi.com.tr
- 28.09.2006
- GÜNDEM
- 2 okunma
Otomobilsiz Hayat, Oh Ne Rahat!
Otomobilsiz hayat, oh ne rahat! Metni büyültün Metni küçültün
DR. KEVSER ÜSTÜNDAĞ
Geçtiğimiz yıllarda aynı evde, aynı sokakta ve aynı mahallede y
DR. KEVSER ÜSTÜNDAĞ
Geçtiğimiz yıllarda aynı evde, aynı sokakta ve aynı mahallede yaşıyordunuz, yine aynı işte çalışıp aynı sokaktan yürüyüp otomobilinize binip aynı iş yerinize gidiyordunuz... Bugünlerde de eviniz ve işyeriniz değişmedi ama hayatınızda çok önemli şeylerin değiştiğinin farkına varıyorsunuz? Bir düşünün, sabahları daha erken kalkmaya başladınız, neden? Asık şurada, henüz çayınız bile bardaktayken kahvaltınızın son lokmasını elinize alıp, henüz aile ferderini bile öpemeden otomobilinize doğru koşuyorsunuz, neden? Bitmeyen çilenin içinde daha çok zaman geçirmeden işyerinize ulaşmak için... Hele uçan araba hayaliyle daldıkları uykularından servisin kornası ile sabahın köründe uyanmak zorunda kalan minikler; neden?
Daha bitmedi, bunlar henüz zorunlu olarak yaptığımız yolculuklardan birkaçı, taraftarı olduğunuz takımın en önemli maçını 90 dakika seyredebilmek için kaç saat yollarda otomobilinizin içinde, kentin göbeğinde aç susuz, tuvaletsiz kaldığınızı hatırlayın... Neden? Ya da en özel gününüzde nihah salonuna 1 saat geç gittiğinizi... Arkadaş toplantısına gidebilmek için yola çıkıp, kısa yolları keşfetmeye çalışırken kaybolduğunuzu ve eşinizle tartışıp eve geri döndüğünüzü... Neden? Kaç kez konsere, tiyatroya, sinemaya bilet alarak otomobilinizi park edecek yer bulamadığınız için seyredemediklerinizi düşünün... Neden?
Bu hatırlatmaların arkasında daha acıklıları da yer alabilir: Sadece yolda yavaş gittiği için sabrı tükenen başka bir sürücü tarafından yaralanan, hatta öldürülen sürücüler, trafik sıkışıklığında agresifleşen, depresif hale gelen, bunalan, akıl sağlığını yitiren şoförler... ve tüm bunların neden olduğu kazalar, yaralanmalar, ölümler... Neden?
YAŞAM ALANINI DARALTIYOR
Tüm bunların ortak cevabını hepimiz biliyoruz. Trafikte kaybettiğimiz zaman... Otomobilimizi almadan kenti yaşayamaz hale geldik, ama otomobil kullanarak da kenti yine yaşanmaz kılıyoruz. Otomobil, kendilerin yaşam alanını giderek yok etmeye başladı. Araç kullanımının fazlalığı trafiğin akışını yavaşlatırken neredeyse durma noktasına getirdi.
Kent yaşamının bir parçası olan sosyal ortam, otomobile yönelik yatırımların artması nedeniyle tümüyle ortadan kalkmaya başladı. Bir tercih olarak toplumsal kaynakların harcanmasında otomobil odaklı, karayolu bağımlılığını artıran yatırımlar kentliyi ulaşımda alternatifsiz bıraktı. Özgürlüklerin, yürümenin veya bisiklete binmenin kısıtlandığı şehirlerimizde aşırı otomobil kullanımının yarattığı trafik sıkışıklığı, kazalar, hava kirliliği, görsel kirlilik, gürültü vb, yaşam kalitesini düşürürken toplumsal gerilimi artırdı. Otomobil hareketliliğini merkeze alan trafik taleplerine göre kentier şekillendi ve yollar genişletilerek ve hâlâ noktasal kavşak çözümleriyle trafiğin azaltılacağı umudan kendiye benimsettirildi.
YAYALARIN YÜRÜME ORTAMI
Yürümenin en ucuz, en konforlu, en rahat, en sağlıklı, ulaşımın bütünleştirici parçası olduğu göz ardı edildi; yayaların yürüme ortamı yok edildi... Mahallelerde cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile yaşayan sokaklar, meydanlar insanlar yerine arabalarla doldu. Geçmişten beri var o-lan yeteneklerimizi teknolojinin esiri haline getirdik; yürürken, daha hızlı olanı, bisikleti keşfettik, sonra arabayı sonra daha hızlısını... Sonra ayaklarımızı unuttuk, yani asansörü keşfedince tüm merdivenleri yok ettik.
Kentsel yaşamın sunduğu olanaklardan vazgeçmeyi göze aldık; yeşil alanları, parkları otoparklara, sokakları caddelere, caddeleri otobanlara dönüştürdük ve kabullendik...
Sanki çözümün bu olduğu konusunda da alternatifsiz kaldık.
16-22 Eylül haftasında tüm dünyada bu amaçla gündeme gelen Avrupa Hareketlilik Haftası ve Dünya Otomobilsiz Şehirler Günü, etkinliklerini gerçekleştirdik.
Şehir mekânının insanlar için olduğunu yeniden vurgulamak ve otomobilli olmayan çoğunluk için rahat, güvenli ulaşım olanaklarının sağlanabilmesi için yapılanan bu etkinlik, İstanbul'da Kabataş'tan Aşiyan'a kadar alternatif ulaşım sistemlerinin bir şöle-niyle kutlandı. Beşiktaş Belediyesi, Bisiklet Sevenler Derneği, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi-Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Suat Ayöz trafik Mağdurları Derneği, Trafik Kazalarını Önleme Derneği, Özel Halk Otobüsleri, Açık Radyo ve Radyo D'nin öncülüğü ile gerçekleştirilen etkinliklerde, yürümenin, bisikletin ve deniz ulaşımıyla birlikte toplutaşımın bütünleştirilmesinin gerekliliği vurgulandı. Boğaz geçişlerinde ve sahil boyunca deniz ulaşımına verilen önemin artırılması ile bisikletin ulaşımın bir aracı olarak kent içinde yaya yolları ile birlikte planlanması gereği üzerinde mesajlar verildi.
BİSİKLET ULAŞIMIN PARÇASI
Bisikletin alternatif ulaşım sistemi olarak değil kentiçi ulaşımda sistemin bir parçası olarak var olması gerektiği ortaya konularak, cesaretli bisikletlilerin İstanbul gibi bir metropolde kenti nasıl kat ettikleri üzerine söyleşiler yapıldı. Toplanan yaklaşık 100-150 bisikletli güvenli akslarda bisiklet yolu yapıldığı takdirde İstanbul'da trafiğin daha rahatlayacağını belirttiler. Yürüme olanaklarının geliştirilmesi ve kentte özgürce dolaşımın sağlanmasının İstanbul'un yaşam kalitesini artıracağı ve bunun yanı sıra sağlıklı bir sosyal ortamın sağlanacağı vurgulandı. Bebek ve Kuruçeşme parklarındaki "Nefes al! ve Nefes ver!" etkinliklerinde yoga eğitmeni Bora Ercan hayatımızda otomobil içinde sıkışıp kalan bedenimize haksızlık ettiğimizi ve daha sağlıklı ve huzurlu yaşamak için özgürce nasıl nefes alıp vermemiz gerektiğini gösterdi.
Her yıl birçok ülkede aynı amaca yönelik, farklı etkinliklerin düzenlendiği 16-22 Avrupa Hareketlilik Haftası'nı (European Mobility Week) böylesine coşkulu kutlamak İstanbul için sadece başlangıçtı. Asıl amaç, bu alandaki çalışmaların bir araya getirilerek önümüzdeki yıllarda, hayalleri hayata geçirebilmek. İstanbul'un 2007 Eylül ayında Dünya Otomobilsiz Şehirler Konferansı'na (Towards Carfree Cities Conference VII) ev sahipliği yapacak olması, bu yıl yapılan projelerin daha uzun vadeli ve sürekli olması için motivasyon sağlayacaktır.
Günlük yaşamımızda otomobile bağımlı hale gelerek, neleri feda ediyoruz ya da feda etmeye devam edeceğiz?.. Adımlarımıza güvenelim...
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap