Kızılay, küresel ısınma ve enerji kaynaklarının azalması
sorununa yönelik "çevre dostu" çözümler konusunda örnek olma yolunda bir
uygulama yapıyor. ODTÜ Mimarlık Araştırma Tasarım Planlama ve Uygulama
Merkezi’nin (MATPUM) Kızılay için ODTÜ arazisi içinde yapımına
başladığı Ar-Ge binası, "enerji verimliliği"
yönünden, Türkiye’nin en büyük "çevre dostu" yapısı olacak.
Yıl sonuna kadar bitirilmesi öngörülen binada, elektrik, pencerelerde ve
duvarlarda kullanılan güneş panellerinden, çatıya konan rüzgar türbininden elde
edilecek. Aydınlatmanın büyük bölümü güneş ışığı ile yapılacak. Topraktan
sağlanacak ısı ile bina ısıtılacak veya soğutulacak. Yağmur suları ve
lavabolardan toplanan sular, bahçe sulamasında kullanılacak.
TOKİ’den benzer proje
Kızılay kaynaklarının yanı sıra yapı sektöründeki firmaların sponsorluğunda
yapımı devam eden binada, halen büyük bölümü ithalatla karşılanan güneş ve
toprak enerjisi teknolojileri kullanılıyor. Ancak, ODTÜ MATPUM’un yaptığı
araştırma çerçevesinde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) de benzer teknolojileri, 40
bin konutluk proje hazırladığı İstanbul Kayabaşı’nda da uygulamaya karar verdi.
TOKİ’nin bu kararının, Türkiye’de güneş, rüzgar ve toprak enerjisinden
yararlanmayı sağlamaya yönelik teknolojilerin geliştirilmesi ve pazarın
oluşturulması açısından önemli bir aşama olduğu belirtilirken, bu teknolojilerin
üretimi konusunda Ankara’da OSTİM sanayicilerinin harekete geçirilmeyi
çalışıldığı kaydedildi.
Haziran ayında başlayan, ODTÜ MATPUM’da yapımı devam eden Kızılay AR-GE
binasının enerji verimliliği danışmanı ve EDSM Enerji Danışmanlık Servis ve
Mühendislik Ltd. Şti. Genel Müdürü Arif Künar, proje ile ilgili olarak yaptığı
açıklamada, 370 metre karelik binanın, enerji verimliliği olan, çevre dostu
Türkiye’nin en büyük yapısı olacağını bildirdi.
Yüzde 90 tasarruf
Künak, binayı, ODTÜ MATPUM’un binasını da tasarlayan ve bu bina ile
2008 Yapı Endüstri Merkezi’nin (YEM) Enerji Verimliliği
Ödülü’nü Doç. Dr. Abdi Güzer’in tasarladığını
belirtti.
Binanın yapımında maksimum izolasyonu sağlayacak tuğlalar ve yalıtım
malzemeleri kullanıldığına işaret eden Arif Künar, böylece daha tasarım
aşamasında binanın enerji gereksiniminin yüzde 90 azaldığını vurguladı. Binanın
pencere boyutları da değişiyor. Güneşli cephede "kış bahçesi" yaratılıyor ve
burada toplanan ısı binanın içine veriliyor.
Pencere aynı zamanda elektrik de üretecek
KIZILAY Ar-Ge binasında, Türkiye’de ilk kez "binaya entegre şeffaf güneş
panelleri" kullanılacağını, ışığı geçiren bu paneller sayesinde bir taraftan
aydınlatma sağlanırken diğer taraftan elektrik de üretilebileceğini açıklayan
Künar, binanın teknolojik özellikleri hakkında şu bilgiyi verdi:
"Şimdiye kadar güneş panelleri çatıların üzerine konan ayrı sistemlerdi. Bu
binada, şeffaf cam şeklinde paneller kullanılacak. Bu camların içinde elektrik
hücreleri olacak. Binanın estetiği bozulmadan, güneşi engellenmeden, aynı
zamanda elektrik de üretilecek. Bu, yeni dünya teknolojisi. Belki 2010-2015’ten
sonra binalar güneş panelleri ile tasarlanacak. Ön yüzeylerde, bütün cephe bu
güneş panelleri ile kaplanacak, pencere aynı zamanda elektrik üretecek.
Avrupa’da ve ABD’de çok örneği var. Türkiye’de ilk örneği olacak. Başarırsak,
mimarlara da estetiği bozmadan bu paneller nasıl kullanılır göstermek istiyoruz.
Enerji panelleri, pahalı olması ve estetik kaygılar nedeniyle kullanılmıyor. Ama
artık renkli olanları ve binaya entegre olan sistemler de çıkıyor. Böylece,
binanın kullanılabilirliği artarken, mimari estetikle de örtüşme sağlanıyor. Bu
sistemler pahalı olmasın karşın, enerji krizi ve küresel ısınma nedeniyle artık
mimarların her şartta estetik yanında fonksiyon ve enerji verimliliğini birlikte
tasarlaması lazım. Bu binanın bir amacı da bu."
Binanın ısısı topraktan gelecek
KÜNAR’ın verdiği bilgiye göre, binanın aydınlatılmasında büyük oranda "güneş
ışığı bacaları"ndan yararlanılacak. Güneş ışığı, bacadan prizmalarla, aynalarla
yansıtılarak, bina gündüz saatlerinde elektrik yerine doğal ışıkla
aydınlatılacak. Binanın ısıtılıp soğutulmasında, "toprak ısı pompalarından" da
yararlanılacak. Toprağın üç metre altında 10 derece sabit asıcaklık bulunduğunu
belirten Künar, bu sıcaklıktan, binaların ısıtılmasında veya soğutulmasında
yararlanılabildiğini kaydetti. Künar’ın verdiği bilgiye göre, yer altına, 80-100
metreye yerleştirilen üç adet su veya hava boruları ile topraktaki 10 derecelik
ısıda dolaştırılan su-hava, sıcaklık veya soğukluk kaynağına iletiliyor. Yazın
soğutma yapmak için bu 10 derecelik su daha da soğutuluyor, kışın ısıtmak için
de 10 derecelik su ısıtılıyor. Böylece enerji verimliliği 1’e 6 artıyor.
Yeni bir sanayi oluşacak
Künar’ın verdiği bilgiye göre, halen, ODTÜ, TUBİTAK, Ege Üniversitesi Güneş
Enerjisi Enstitüsü, Bilkent Üniversitesi, Muğla Üniversitesi güneş panelleri,
güneş pilleri konusunda çalışmalar yapıyor. Güneş paneli üretiminde OSTİM’deki
firmaların devreye sokulması için görüşmeler sürüyor. pazarın oluşması halinde,
firmaların devreye sokulması mümkün görünüyor.
Künar, "Kamunun buna öncelik etmezse, özel sektör risk alıp bu işe girmiyor.
TOKİ çok ciddi boyutta konut projesini uygularsa, bu ürünlerin Türkiye’de
üretilmesi için potansiyel yaratır. TOKİ’nin Kayabaşı projesindeki kararı, çok
stratejik ve önemli bir karar. Böylece yeni bir sanayi oluşacak, yan sanayi
gelişecek, fiyatlar ve maliyet düşecek" dedi.
0 Yorum
Yorum Yap