- yapi.com.tr
- 21.06.2007
- GÜNDEM
- 2 okunma
Nükleer Darbe
Nükleer darbe Metni büyültün Metni küçültün
27 Nisan muhtırasından sonra içine girdiğimiz siyasi krizde, AKP'nin erken seçim talebiyle gündeme gel
27 Nisan muhtırasından sonra içine girdiğimiz siyasi krizde, AKP'nin erken seçim talebiyle gündeme gelen Anayasa değişikliği paketlerinin Meclis'ten geçişlerini dumura uğramış algımızla izlerken birden bire çok tanıdık bir yasa tasarısı Meclis gündemine düşüverdi. Ülkenin tüm nükleer karşıtları ekran başına sıralanıp, "Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin Kanun Tasarısı" hakkındaki Meclis görüşmelerini izlemeye başladık.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın konuşmasındaki, "nükleer tehlike yoktur demiyorum" diye başlayıp sonra bu tehlikenin nasıl absorbe edileceğini anlatan cümleleri çok eğitici formatındaydı. Özellikle nükleer santral yanında denize girenlerin bulunduğu resimlerle görüşlerini desteklemesi kimi rahatlatabildi bilmiyoruz ama bizim suratı-mızdaki korku ifadesi daha da büyüdü. Hani bu kadar basit mi nükleer tehlike iddialarını yanıtlamak. Lakin kendisi için neden bir namus meselesi haline geldiğini anlayamadığımız bu nükleer ısrarını, temellendirdiği tezleri aklı selim dinlemeye şaşkınlıkla devam ediyorduk.
CHP'NİN KAFA KARIŞIKLIĞI
CHP millevekili Tacidar Seyhan ise, tüm konuşmasında ısrarla "biz bu kanuna karşıyız" vurgusundan çıkardığımız aslında nükleer santrala karşı olmadıkları sonucu ise zihinlerimizi felç etti. Sürekli olarak bunun orta vadede sorun çözdüğüne işaret etmesi ise daha da şaşırtıcıydı ki milletvekili sıralarından bir ses yükseldi: "hem yapalım diyorsunuz hem olmaz diyorsunuz." Bu ne çelişki? CHP'nin nükleer santral konusundald kafa karışıklığı da böylelikle açığa çıkıyordu. En şaşırtan ise ANAP milletvekili Zuheyir
Amber'in, Greenpeace'in vekillere gönderdiği mektubu okumasıydı ki damarlarımızda duran kan tekrar biraz akmaya başladı. Milletvekili'nin okuduğu Greenpeace mektubu, "Gelecekte Türk halkı tarafından bu tasarının kabul edilmesini sağlamış ya da buna göz yummuş bir milletvekili olarak anılmaktansa, bu hatayı önlemiş olmanın gururunu taşımayı tercih edeceğinizden eminiz. Bu tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geri çekilmesi için elinizden geleni yapmanızı, Meclis Genel Kurulu'na gelmesi durumunda da tasarıyı reddetmenizi talep ederim" diye bitiriyor ve milletvekili sıralarına huzurla dönüyordu.
Ekranda bu kareleri izlerken Nükleer Karşıtı Platform'un sekreteryalığını yapan TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası'nın ve Türkiye Çevre Platformu (TURÇEP)'in basın açıklamaları da arka arkaya gelmeye başladı. EMO, bilim insanlarının ortaya koyduğu bildirge, nükleer santralların kurulmak istendiği Sinop ve Akkuyu'daki yöre halkının mitinglerle gösterdikleri karşı duruş, 100 bine yakın yurt çapında toplanan imzalar aracılığıyla ortaya konulan tepkiye karşın nükleer santral kurulumu konusunda ısrar edildiğini ve hükümetin, yangından mal kaçırırcasına yasalar çıkardığına dikkat çekiyordu.
AKP'NİN OLDU BİTTİSİ
Ve malum yasa Meclis'ten geçiverdi. İnanılmaz bir hızla tüm maddeleri oylanıverdi. Ve sonunda nükleer santral projesi yasalaştı. Geleceği bu kadar ilgilendiren bir yasa tasarısı, AKP'nin oldu bittisiyle, muhalefetin kafa karışıklığıyla yasalaşıverdi. Hükümetin dışındaki siyasi partilerin, özellikle de CHP'nin TBMM'inde görüşülen nükleer santral yasası hakkındaki görüşleri kaygı vericiydi. Ülkemizin hiçbir konuda kafa karışıklığına artık teamülü kalmamıştır. Her türlü kafa karışıklığı ancak ve ancak toplumsal kesimleri uyutmaya yönelik işliyor. Nükleer santral, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) gibi insan ve ekolojik yaşamı birebir etkileyecek güçteki projeler tamamen bir tercih meselesidir ve bu tercihler de ideolojik, politik dünyanın bir parçası. Bu nedenle ne kısa vadeli ne de orta vadeli olarak Türkiye'ye Nükleer Santral yapılamaz. Artık bize ne kısa vade de ne orta vade de nükleer yapılamaz ve ne AKP ne CHP demekten başka bir şey kalmıyor.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin enerji politikaları çerçevesinde; enerji sorunlarının çözümü için demokratik, katılımcı bir yönetimde, enerji varlıklarının etkin ve verimli kullanımı ile güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji varlıklarını savunmaya ihtiyaç vardır. Ne Kömür, Ne petrol, Ne Nükleer. Güneş, Rüzgar Bize Yeter!
İKBAL POLAT
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap