İzmir'in her geçen gün daha da ağırlaşan ve giderek
kronikleşen ulaşımdan kentleşmeye, sağlıktan eğitime, işsizlikten toplumsal doku
bozulmasına, yaşanabilir çevreden fiziksel ve sosyal altyapıya kadar birçok
sorununa çözüm bulmak amacıyla elimi taşın altına koymayı yurttaşlık bilincinin
ve İzmir halkına karşı duyduğum sorumluluğun gereği saydım.
Ayrıca; toplumun ve siyasetin bazı kesimlerinde yaşanan kirlenme, yozlaşma ve
çürüme karşısında halkımızın saydam ve temiz siyaset özlemi, İzmirli
hemşehrilerimizin, sivil toplum örgütlerinin ve her kesimden sade yurttaşın
şahsıma duyduğu güven, beni 29 Mart yerel seçimlerinde Büyükşehir Belediye
Başkanı aday adaylığı noktasına taşıdı.
Bu süreçte, geçmişte İzmir'e kazandırdığım projeler, edindiğim deneyim ve
birikimler ile modern, çağdaş ve bir dünya şehri İzmir'i nasıl yaratacağıma
ilişkin tasarılarımı kamuoyuna, basınımıza, diğer sivil ve örgütlü kesime
sundum. Hiçbir siyasi partiye resmi bir aday adaylık başvurum olmamakla birlikte
dolaylı da olsa İzmir için hizmete hazır olduğumu gösterdim.
İzmir'i markalaştırmak
25 yılda her türlü fiziksel, sosyal ve kültürel altyapısı, yeşil çevre
dokusu, eğitim tesisleri, alışveriş merkezleri, ulaşım ve iletişim
olanaklarıyla, İzmir'e Avrupa standardında 7 modern kent kazandıran, bu
kentlerde 100 bin insanımızın mutlu, sağlıklı ve yarına güvenli bir biçimde
özgürce yaşamalarına ortam hazırlayan ve İzmir'i 7 ayrı noktada gerdanlık gibi
süsleyen Ege-Koop'un Genel Başkanı olarak İzmir'i yaşanabilir, modern ve marka
kent yapmak en büyük idealimdir. Ege-Koop'un oluşturduğu her kent parçası,
modern ve çağdaş bir belediyecilik örneğidir.
Belediyecilik hizmetinin alfabesi, insan odaklı yaklaşım, insana saygı, kenti
ve kentliliği sevmek ve onlarla gönül ve akıl bağı kurmaktır.
Öte yandan, dürüst, şeffaf, hesap verebilen, (ben) merkezli değil, ortak aklı
kendisine rehber kabul eden projeci bir anlayış; çağdaş belediyeciliğin ana
eksenini oluşturmalıdır.
Temiz siyaset
Geriye bakanlar, ileriyi göremezler. Düne saplanıp kalanlar, yarının
güzelliklerini yaşayamaz, umudunu soluyamazlar. Bundan sonraki süreçte,
projecilik deneyimimi ve Ege-Koop'un kentçilik birikimini seçilecek belediye
başkanlarımızın ve dolayısıyla İzmir halkının hizmetine sunmaya her an
hazırım.
Ayrıca, 29 Mart'a kadar geçecek zaman diliminde, tüm adaylara eşit uzaklıkta
ve eşit yakınlıkta bir duruş sergileyeceğimi, sadece temiz siyasetten,
açıklıktan, etik değerlerden, ortak akıldan, projeci anlayıştan ve İzmir'i marka
kent yapacak düşünce ve eylemlerden yana olacağım.
Çoğulcu ve katılımcı demokrasilerde esas olan, halkın desteği ve örgütlü
toplumun gücüdür. Siyasi partilerin aday tespitinde halkın ve örgütlü toplumun
eğilimlerini dikkate almadan, Ankara'da ve parti kulislerinde halktan kopuk
karar almaları, demokrasiye de, projeci anlayışa da aykırıdır. Böylesine bir
siyasi yaklaşımın zararını önce halk, sonra da o kararı alanlar görür.
Sonuç olarak: Her şey İzmir için, her şey İzmir halkının
sağlıklı, mutlu, huzurlu ve barış içinde yaşayacağı mutlu bir geleceği
içindir.
Hüseyin Aslan / Ege-Koop Genel Başkanı
0 Yorum
Yorum Yap