Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin,
"Hükümetimizle kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara'dan
geçiremiyor" sözlerinin arkasında durmaya devam etti. Sert tepki gösteren
muhalefet, Adalet Bakanı Şahin'in vatandaşı tehdit ettiği görüşünde
birleşti.
Antalya'da AKP'nin seçim bürosu açılışına katılan
Adalet Bakanı Şahin, merkezi hükümetle işbirliği içinde olan
belediyelerin daha çabuk çözüm ürettiğini dile getirerek, “Hükümetimizle kavga
eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara’dan geçiremiyor. Maalesef
bu Türkiye'nin gerçeği. O nedenle halkıyla barışık, hükümetiyle barışık,
devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa bizim sorunlarımız daha
çabuk çözülür” dedi. Şahin Almanya Adalet Bakanı Brigitte
Zypries ve beraberindeki heyetle İstanbul'daki basın toplantısının
ardından bir gazetecinin sözlerinin tehdit olarak algılandığını' söylemesi
üzerine, merkezi hükümetle işbirliği halinde olabilecek yetenekteki belediye
başkan adaylarına atıfta bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Antalya milletvekiliyim, bakanım. Biri hariç, diğer partilere sahip belediye
başkanlarıyla tanışma fırsatı bulamadım. Ben bakanım, ilçesine gidiyorum, ilçe
belediye başkanı beni karşılamaya bile gelmiyor. Bir projesini bana getirip
Ankara’da yardımcı olur musunuz demiyor. Biz herkesin hükümetiyiz. Belediye
başkanlarının da herkesin belediye başkanı gibi hareket etmesi gerekir. Ben
Antalyalı seçmenlere merkezi hükümetle diyaloğu olan bir belediye başkanı
seçmeleri yönünde çağrıda bulundum."
Meclis gündemine taşındı
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Şahin'nin CHP Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü de Başbakan Tayyip
Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. MHP'li
Şandır, Bakan Şahin'e, "Mahalli seçimler öncesinde vatandaşları tehdit mi
ediyorsunuz? Hükümetinizde AKP'li olmayan belediyelerin işlerinin yapılmaması
için alınmış bir kararınız var mıdır? Bu açıklamayı siyasi etik açısından doğru
buluyor musunuz? Bu açıklamanızın Adalet Bakanı olarak Seçim Yasalarına uygun
olduğunu düaşünüyor muzsunuz?" diye sordu. CHP'li Çöllü de, Erdoğan'a, "Adalet
Bakanı'nın, seçim çalışmalarında yaptığı tehdit içeren bu değerlendirme ne
anlama gelmektedir? Bu açıklama, demokrasi ile bağdaşmakta mıdır, etik midir?
Hükümetiniz ile 'zıtlaşan yerel yönetimler' tanımının kapsamı, yalnızca
muhalefet partilerinin yönetimde olduğu belediyeler midir? Bu belediyelerin
porjelerine zorluk çıkarıldığı, Adalet Bakanınız tarafından açıklandığına göre,
iktidarınız döneminde hangi belediyelerin hangi projelerine engel
çıkarılmıştır?" sorularını yöneltti.
-Demokrasinin özümsenmediğinin belgesi-
Muhalefetin Şahin'in açıklamalarına tepkisi şöyle:
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş: Bu hükümet
vatandaşı baskı altına alıp, oyunu yönlendirmek için her çareye başvuruyor.
Demokrasi dediğimiz halkın özgürce iradesini orataya koyabilme rejimidir.
'İktidar partisi adaylarına oy vermezseniz başınız beladan kurtulmaz' gibi bir
tehditi demokrasiyle bağdaştırma olanağımız yoktur. Demokrasinin bu ekip
tarafından özümsenmediğinin de belgesidir. Basın tehdit altında, hukuk tehdit
altında, üniversiteler tehdit altında şimdi baktılar ki bütün bu tehditler
sökmüyor, bu kez direk vatandaşı tehdit etmeye başladılar.
-İstifa etmeli-
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin: Muhalefet partilerine oy
vermeyi düşenen vatandaşları açıkca tehdit etmiş, demokarsiden nasibini
almadığını ve adeletsiz Adalet Bakanı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Adalet
Bakanı'nın bu sözleri cezalandırma ve baskrının ülke genelinde yapıldığının ve
muhalefet partilerine oy veren tüm vatandaşlarımızın AKP'ye biata zorlandığının
itirafıdır. Sayın Şahin Adalet Bakanı sıfatını ve misyonuna yakışmıyor.
Demokrasi dışı, hak ve adaletle bağdaşmayan gözdağı ve tehdit içeren sözlerinden
sonra artık o kolutka oturmamalıdır.
-Düştüğü durum hazin-
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: Adalet Bakanını, taşıdığı
sıfatla bağdaşır görmüyorum. Bir Adalet Bakanı, bu kadar tehdidi ve şantajı,
makul görüyorsa, adaletin düştüğü durum hazindir. Yüz karası bir durumla karşı
karşıyayız. Bir de partinin adı Adalet ve Kalkınma. Sizin nereniz adalet? Bu bir
ayrımcılık, itirafıdır. Görülüyor ki Adalet ve İçişleri Bakanı, güçlerini yerel
yönetimler üzerine baskı yapmak için kullanıyorlar. Baskı, tehdit şantaj ve
rüşvetle seçimlerde, seçmen takdirini etkilemek istemektedirler. Bu, demokrasi
suçu ve ayıbıdır. Hükümet, elindeki imkanları, basını, iş adamlarını, sivil
toplum örgütlerini tehdit etmek amacıyla kullanmaktadır.
-Şantaj niteliğinde-
CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat
Karayalçın: Bunu ilk seslendiren Adalet Bakanı Şahin değil. Ondan önce
Sayın Başbakanın da, Melih Gökçek'in de benzer açıklamaları oldu. 'Bunları biz
yaparız', 'Bunlar ancak hükümetin izni onayı ile olur' türünden açıklamalardı
bunlar. Örneğin 'Metroyu hükümet yapacak' gibi, Sayın Başbakanın, Ulaştırma
Bakanı'nın açıklamaları oldu. Bunların tümü şantaj niteliğindedir. Seçmeni
tehdit ediyorlar. Açıklamanın, Adalet Bakanı tarafından yapılmış olması durumun
vahametini daha da artırıyor. Kabul edilemez bir şey, bu sindirmedir. Kınıyorum,
çok büyük bir üzüntü ile karşıladım. Turgut Özal da 20 yıl kadar önce,
bilbordlara sandalyede elleri, gözleri, kolları bağlanmış şekilde oturan bir
adam resminin altında, 'Eli kolu bağlı belediye başkanı istemiyorsanız Anavatan
Partisinin adaylarına oy verin' yazan bir afiş astırmıştı. Halk buna çok büyük
bir tepki gösterdi. Benzer bir tepkinin bu seçimde de yaşanacağını sanıyorum.
Meydayı ve seçmeni tehdit edeceksiniz, sindireceksiniz ve iktidarınızı bu
yöntemle sürdüreceksiniz. Bu, Türkiye'de işlemez.
-Şaşkınlık verici-
MHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş:
Adalet Bakanı'nın böyle bir demeç vermesi son derece şaşkınlık verici. Başka bir
bakan belki söylese... Ama mensubu olduğu bakanlık itibariyle onu kamuoyunun
takdirine bırakıyorum. Kaldı ki, ben 7.5 yıldır muhalefetteyim. Buna reğmen,
Sayın Beşir Atalay da dahil bir çok İçişleri Bakanı'na götürdüğüm projelere
ilişkin yardımları aldım. Bunları seçim nedeniyle söylenmiş sözler olarak kabul
ediyorum. Sayın Başbakan'ın da en yakın zamanda, 2004'teki gibi yeniden,
'Seçilecek tüm belediye başkanları başımızın tacı olacaktır' demesini
bekliyorum.
-Siyasi rüşvet-
Saadet Partisi Ankara Büyükşehir Büyküşehir Belediye Başkan adayı
Veysel Candan: Sayın Adalet Bakanı siyasi gaf yaptı. Aynı hatayı
zamanın da Anavatan Partisi yapmıştı. Hatta Anavatan, gazetelere tam sayfa ilan
verdi; muhalif belediye başkan adaylarını eli kolu bağlı sandalyade oturtup
ağızlarına bant yapıştırmıştı. Sayın Şahin'e biraz geriye dönüp, siyaseti
okumasını tavsiye ediyorum. Çok büyük hata yaptı. Siyasi rüşvetten bahsetti,
'hükümetin adayına verin ki, biz de verelim' dedi. Halbu ki AK Parti hep
adaletten bahsediyor, adıyla ters iş yaptı. Parti felsefesine ters düştü. Bana
göre bu tür açıklama yapan bakanlar Batı'da olsa hemen istifa eder. Eğer Sayın
Bakanın kafasına göre gidersen muhalefetten aday olmaması lazım, tek başına
kendileri çalıp kendileri oynasınlar o zaman. Yapılan iş demokratik teammüllere
aykırı, heyecanla söylenmiş yanlış bir cümle...
-Talihsizlik-
DTP Diyarbakır Milletvekili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı
Akın Birdal: Açıkça seçmenlerin iradesi üzerine bir baskıdır bu ve
doğrudan da tehdit unsuru taşımaktadır. Seçimlerin demokratikliği ve güvenliği
konusunda bir kuşku yaratmıştır Sayın Bakan. Bunu öncelikle seçimlerin adil
demokratik olması konusundaki hassasiyeti göstermesi gerekirken Adalet Bakanı,
buna ne yazık ki gölge düşürmektedir. Bir talihsizliktir bu açıklama ya da
maksadını aşmıştır sayın bakan. Eğer öyle değilse açıklama
yapmalıdır.
0 Yorum
Yorum Yap