Yapı Sektörünün Haber Portalı

Moshe Safdie ile Söyleşi:"Mimari, Müziğin Yarattığı Etkiyi Yaratabilir mi?"

Moshe Safdie ile Söyleşi:"Mimari, Müziğin Yarattığı Etkiyi Yaratabilir mi?"
Bitirme tezi Habitat 67'nin 1967 Montreal Dünya Fuarı'nda uygulanmasından sonra dünya mimarlığının önemli adlarından biri olan Moshe Safdie ile mimari anlayışı üzerine konuştuk.. Tasarımlarınızda sizi besleyen nedir? Projelerinizde ışığın ve gölgenin hareketine önem verdiğinizi görüyoruz.. Öncelikle gözlem önemlidir benim için; incelemelerde bulunurum. Elbette bu, projeye göre değişir. Çoğu proje öncelikle onu yapacağınız yeri tanımakla başlar. Örneğin bir nehrin yanında tasarım yapıyorsam, binayı tam olarak nereye koymalıyım, binaya nereden girmeliyim, bunlara dikkat ederim. Size şunu söyleyeyim gözlemin gizemlerini keşfetmelisiniz. O yerin ruhunu anlamalısınız. Sonraki aşama ise hangi malzemeyi kullanacağımdır. Orada kullanabileceğim teknoloji nedir? Örneğin bazı yerlerde "biz betonun nasıl yapıldığını bilmiyoruz" ya da "biz yalnızca taş kullanabiliriz" diyebiliyorlar. Örneğin İsrail Havalimanı'nı betonla, Torino Havalimanı'nı çelikle yaptık; çünkü çelik İsrail'de kolay bulunabilen bir malzeme değil. Projeleri tasarlarken ortaya çıkardığım ilk şey program. Program, yer, inşaat yöntemleri benim beslendiğim kaynaklar. Her proje farklıdır. Örneğin şu anda Arkansas Bentonville'da bir müze projesi yapıyorum; tamamı ahşap. İlk andan itibaren ahşap olması gerektiğini düşünmüştüm zaten. Projenin arazisi tam nehrin kıyısında. Orayı ilk ziyaret edişimde şemayı hemen çıkarmıştım, ama bazen bu ilk şemayı çıkarmak altı ayımı alabiliyor. Arkansas'daki bu müze projesinden biraz söz eder misiniz? Kültür merkezini de içeren bu müze yaklaşık 10.000 m2 yapı alanına sahip. İç ve dış mekânlarda etkinliklere evsahipliği yapacak. Projenin en önemli bölümü çevresiyle ve peyzajla uyum içinde bir tasarım oluşu. Köprüler, havuzlar ve su bentlerinden oluşan bir tasarım bu. Tasarımın amacı arazinin doğal güzelliğini korumak, artırmak ve gün ışığını en yüksek düzeyde kullanmaktı. Biz burada çevredeki bitki örtüsünü mimarinin içine entegre etmeye çalıştık. Mimari burada yörenin bir ifadesi olacak şekilde bölgenin fauna ve florasını yansıtıyor. İnşaat 2006'da başlayacak. 2009'da da açılması planlanıyor. Biz buranın, insanların toplanacağı ilham alacağı bir yer olması için çabalıyoruz. Müze; insanlar, sanat ve doğa arasında bir bağ kuracak. Projelerinizde özellikle kullanmayı çok sevdiğiniz bir malzeme var mı? Betonu kullanmayı çok seviyorum. Çelik, ahşap, taş genelde sürekli kullandığım malzemeler... Özellikle taşın dokusunu çok seviyorum. Projelerinizde sürekli kullanmayı tercih ettiğiniz bir şekliniz var mı? Ben düzeni severim, şekilleri değil. Daha doğrusu düzenden, strüktürden çıkan şekilleri severim. Özellikle geometriyi kullanırım. Geometri, projeleri anlaşılır kılar. Geometride keşfedilecek pek çok sır var. Oysa şekiller insanı sınırlıyor. Çatı sistemlerine gelirsek, sizin pek çok projenizde çatı biçimleri dikkat çekici oluyor. Işık, toprak, gökyüzü ve su öğelerini kullanıyorsunuz. Amacınız ne; ışık ve gölge için bir mekân yaratmak mı? Amacım deneyim oluşturmak, ışık bir enstrümandır. Çok popüler bir enstrüman olan ışık yaşamdır; ışık olmadan yaşam olmaz. Görmek için veya gölge yaratmak için ışığa gereksinimimiz var. Işık mimari için çok önemli. Kare şeklinde bir büro binası yaptığınızda, örneğin 60 metreye 60 metre, orta kısımdaki insanların yüzde 80'i penceresiz kalıyor, çalışırken mavi gökyüzünü görmek, dışarıya bakmak çok önemlidir, bunu anlamamız gerekir. Işık yaşama rehberdir; özellikle okul tasarımı yaparken pencereleri en üst düzeyde kullanmak gerek, böyle olmazsa depresyonlara, başağrılarına neden olur. Doğaya bakmak, temas kurmak çok önemli. Berlin'deki yeni açılan Soykırım Anıtı hakkında ne düşünüyorsunuz? Mayıs'ta açıldı biliyorsunuz. Açılış sırasında oradaydım; bence çok güçlü. İnsanların nasıl kullanacakları önemli. Ben her zaman kendi kendime şunu sormuşumdur: "mimari müziğin yarattığı etkiyi yaratabilir mi?" Bundan emin değilim, müzik o kadar fantastik ki, biz mimarlar böyle bir şey yaratabilir miyiz bilemiyorum. Berlin'deki soykırım anıtını siz tasarlıyor olsaydınız farklı olarak neler yapardınız? Her proje saygı duymayı hak ediyor. Soykırım tarihteki çok kötü bir olay. Bazı projeler çok yüksek duygusal bağlılık talep eder. Bence, benim yaptığım Washington'daki barış projesi çok önemli; çünkü orada barışın simgesini yapmak istedim. Örneğin İsrail'de çok küçük bir proje yaptım; çoğu insan onu bilmez, engelli insanlar için bir merkez burası; benim için çok önemli bir proje. Son yapılarınızdan Yad Vashem Soykırım Müzesi'yle ilgili şu anda bir şeyi değiştirmek isteseniz, o ne olurdu? Projeden biraz söz eder misiniz? Müze 2005 Mart'ta açıldı; bu soruyu sormak için çok erken.. Şu anda projeden çok hoşnutum, bir şey değiştirmezdim. Yad Vashem Soykırım Müzesi geçici sergi mekânları içeriyor. 18 metre yüksekliğinde, 200 metre uzunluğunda bir prizma. Yad Vashem tepesini ikiye kesiyor ve tepenin altında uzanarak kuzeyden yeniden dışarı fırlamış gibi duruyor. Galerilerin üzerinde sürekli bir bant olarak devam eden çatı ışıklıkları tepenin dışına uzanıyor. Tarih müzesinin sonunda yer alan "İsimler Salonu" 10 metre yüksekliğinde konik bir strüktür, burada soykırımın bilinen bütün kurbanlarının kişisel kayıtları yer alıyor. İstanbul'daki şehircilik hakkında ne düşünüyorsunuz? Çevreyi görme şansınız oldu mu? Çok kereler burada bulundum. Örneğin Sao Paolo'ya gitmiştim, beni helikopterle gezdirdiler, bir kenti iyice tanımanın en iyi yolu bu bence.. Her şeyi görebiliyorsunuz. Bir saat dolaştım, bütün varoşları, trafiği gördüm. Normalde turist olarak girilemeyecek yerlere girdim. İstanbul için hiç böyle bir fırsatım olmadı. İstanbul'u yalnızca bir turist olarak tanıyorum. Çok zaman harcamak, sistemi anlamak gerekiyor. Sao Paolo da İstanbul kadar büyük ancak bu kadar güzel değil. Sizin kentiniz çok daha fantastik, ama elbette ki, her kentte olan sorunlar sizde de var. 11 Eylül sizin tasarımlarınızı nasıl etkiledi? Düşüncelerimi, dünyaya bakışımı etkilemiş olabilir, ama tasarımlarımı etkilediğini söyleyemem. Orada olanlarla ilgili hayal kırıklığına uğradım doğrusu.. Bence problemler değişmedi, her şey aynı; ama ben yine de iyimserim. Kongreyle ilgili düşünceleriniz neler? Kongrenin tamamını izleyemedim; yalnızca birkaç ana konuşmacıyı dinleyebildim, oysa çok fazla küçük toplantı da vardı. Pek çok genç öğrenci izledi; onları çok ilgili buldum. Her şeye tam anlamıyla katılmasam da kongrede şunu hissettim: genç mimarlar çok memnundular ve onlar için çok yararlı bir kongre oldu, onlara cesaret verdi. Sizin bu kongreyle ilgili dileğiniz ne olurdu? Benim dileğim mimarlıkla ilgili iyi gazetecilik yapılması.. Çünkü gazetelerde mimarlıkla ilgili çok az haber yapılıyor. Halkın da bu konuda daha çok eğitilmesini isterdim. Örneğin Amerika'da bunu yapan birkaç gazeteci var.. Böyle kişilerin artmasını, çok daha fazla eleştirel yazı yazılmasını isterdim gazetelerde. Söyleşi: Alper Akkaya Y. Mimar Söyleşi: Burçin Yılmaz Mimar
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.