Mimarlık Örgütleri, Ölümünün 438. Yılında Mimar Sinan’ı Andı
Türk mimarlık tarihinin en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Mimar Sinan, ölümünün 438. yılında Ankara’da mimarlık örgütlerinin katılımıyla saygıyla anıldı.
Türk mimarlık tarihinin en büyük ustalarından biri olarak kabul edilen Mimar Sinan, ölümünün 438. yılında Ankara’da mimarlık örgütlerinin katılımıyla saygıyla anıldı.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türk Serbest Mimarlar Derneği (TSMD), Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) ve Mimarlar Derneği 1927 tarafından, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki Mimar Sinan heykeli önünde anma gerçekleştirildi.
Mimarlık örgütleri, etkinlikte Mimar Sinan’ın bıraktığı değerlerin yaşatılması ve korunması gerektiğini vurguladı.
Etkinliğe; Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkan Yardımcısı Görkem Aytekin, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Oğuzhan Bozdağ, Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri Şeyda Emekçi ve Duygu Tekin Özel; Mimarlar Derneği 1927’den Esin Boyacıoğlu, Feryati Malatyalı ve Zehranur Göçer; Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği’nden Ayça Özmen; Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı’ndan Ömer Selim Vanlı, Türk Serbest Mimarlar Derneği’nden Filiz Cingi Yurdagül, Zeynep Ünsal ve Mesut Kıyak katıldı.
“Mimar Sinan mekân üzerinden düşünen bir bilge, zaman ile mekânı yorumlayan kurucu bir akıldır”
Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Oğuzhan Bozdağ, anma etkinliğine yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
“Eşsiz yapıtlarıyla dünya mimarlık tarihinde kalıcı izler bırakan Büyük Usta Mimar Sinan’ı, aramızdan ayrılışının 438. yılında saygı ve minnetle anıyoruz. Mimar Sinan, yalnızca bir yapı ustası değil; medeniyet tasavvur eden bir mütefekkir, mekân üzerinden düşünen bir bilge, zaman ile mekânı yorumlayan kurucu bir akıldır.
Balkanlar’dan Türkistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada geliştirdiği mimarlık pratiğiyle, yerel olanı evrensel bir dile dönüştürmüş; Osmanlı Türk Klasizmi’ni, strüktürel bütünlük, mekânsal hiyerarşi ve güçlü bir kentsel bağlam üzerinden kurumsallaştırmıştır.
Osmanlı coğrafyasında inşa ettiği yapılar, mimarlığın kamusal yaşamı örgütleme kapasitesini de ortaya koymaktadır. Bütüncül bir kurgu içinde ele alınan bu yerleşimler, sosyal etkileşimi destekleyen ve kentsel sürekliliği güçlendiren nitelikli mekânsal organizasyonlar üretmiştir. Sinan’ın yapılarında anıtsallık ile insan ölçeği arasında kurulan denge, mimarlığın gücünü değil; sorumluluğunu hatırlatır. Bu anıtsal yapılar, bir medeniyetin mekân üzerinden kurduğu düşünsel ifadenin doruk noktalarıdır.
Günümüzde kentleşme süreçleri çoğu zaman kısa vadeli ekonomik önceliklerle şekillenmekte; bu durum tarihsel çevrelerin bütünlüğünü zedelemekte ve kültürel mirasın korunmasını güçleştirmektedir. Sinan’ın mimarlık pratiği; bağlamsal uyum, uzun erimli düşünme ve kamusal yarar ilkeleriyle, günümüz mimarlık ve şehircilik politikaları için güçlü bir referans sunmaktadır.
Cumhuriyet döneminden itibaren yürütülen koruma çalışmaları, bu mirasın bilimsel bir çerçevede ele alındığını göstermektedir. Ancak bu yaklaşımın sürekliliği, toplumsal bilinç ve ortak sorumlulukla mümkündür. Sinan’ın eserlerinin bulunduğu coğrafyalarda yaşanan çatışmaların kültürel mirası tehdit ettiği günümüzde, tarihsel çevrelerin korunması ortak insanlık değerlerinin korunması anlamına gelmektedir.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, Mimar Sinan’ın insan odaklı ve kamusal yararı esas alan mimarlık anlayışını rehber edinmeye, kültürel mirası koruma ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
“Mimar Sinan eserlerinden yüzyıllardır ilham alıyoruz”
Mimarlar Derneği 1927’den Esin Boyacıoğlu, “Mimar Sinan’ın huzurunda olmak ve hâlâ mirasını zenginliğimiz olarak sunmak gerçekten çok önemli. Mimar Sinan’ı anma gününün bu şekilde gelenekselleşmesi, Mimarlar Derneği 1927’nin katkısıyla gerçekleşmiştir.” diye konuştu.
Türk Serbest Mimarlar Derneği’nden Filiz Cingi Yurdagül, “Mimar Sinan, tasarımcı kimliğiyle yüzyıllar boyunca hâlâ kullanmaktan keyif aldığımız yapılarının yanı sıra, inanılmaz bir şantiye kültürünü yönetmesiyle de bizim için öncü olmuştur. Çok farklı, öncü ve dâhi yaklaşımlarıyla birlikte şantiye yönetimi, tasarımın ve detayların doğru uygulanması konusunda bizlere ilham vermektedir. Mimar Sinan’ın bizim için öneminin yüzyıllar boyunca devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.
Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı’ndan Ömer Selim Vanlı da, “Vakfımız, çağdaş mimarlığı desteklemeyi amaç edinmektedir. Mimar Sinan kültürel değerimizdir; evet, ona sahip çıkmamız gerekir. Ancak bu değer sadece bıraktığı eserler değil, aynı zamanda çağdaş eserler bırakmış olmasıdır. Döneminin en çağdaş yapılarını taklit ederek ona sahip çıkmış olmuyoruz; aksine, fikirlerine ters düşmüş oluyoruz. Kültürel eserlere sahip çıkmak, aslında onun düşüncelerine sahip çıkmak demektir.” ifadelerini kullandı.
Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği’nden Ayça Özmen ise, “Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği olarak hâlâ Mimar Sinan eserlerinden öğreniyoruz. Çünkü meslek pratiğimizde yer alıyorlar; şantiyelerimizde ve projelerimizde hâlâ varlığını sürdürüyorlar. Onun gibi bir üstadın mesleğine sahip olmaktan da gurur duyuyoruz.” dedi.
0 Yorum
Yorum Yap