Mimarlar Odası’nın
Konya ve Antalya Şubelerince Konya Ticaret
Odası’nda 8-9 Ağustos 2008’de düzenlenen “Anadolu’da Konut ve TOKİ
Mimarlığı” etkinliğinde, ülkenin tüm yörelerini “tek
tip” ve “tipsiz” bir mimariyle donatan toplu konut
projeleri tartışıldı. Son yetki yasalarıyla TOKİ’nin “imar
imparatoru”na dönüştüğü belirtilen toplantıda, bu gücün “kimlikli
yapılaşma” ve “kent kültürü” yerine “rant siloları” “pazarlama projeleri” için
kullanılması, şehircilik, çevre, insani değerler ve hukuk ilkeleri açısından
sorgulandı.
İki şube başkanı M. Serdar Işık ile Osman
Aydın, Genel Başkan Bülend Tuna ve Konya Büyükşehir
Bel. Başk. Tahir Akyürek’in konuşmalarıyla başlayan etkinliğin
ilk oturumu “tematik sunum”lardı.
Prof. Dr. Ataman Demir, geleneksel Anadolu evlerindeki
yöresel farklılıkları ve nedenlerini anlatırken aynı erdemin neden çağdaş konut
projelerine de yansımadığı, herkesin ortak sorusuydu.
Doç. Dr. Ali Cengizkan, Ankara’da Cumhuriyetin ilk toplu
konut örneklerini, ilerleyen dönemlerdeki “anlayış değişikliği”nin sonuçlarıyla
birlikte anlattı. Bendeniz de yurdun değişik yerleşmelerindeki birbirlerine
benzer TOKİ yapılarından örnekler sunarak bu kamu kurumunun “ülkeye yabancılaşan
konut mimarisi”nden artık vazgeçmesi gerektiğini vurguladım.
Uzmanların gözlemleri
Etkinliğin izleyen oturumlarında farklı bölgelerdeki benzer projeler,
Mimarlar Odası’nın bölgelerdeki yöneticileri ve uzmanlarca tartışıldılar.
Prof. Cevat Geray TOKİ’nin geçmişteki olumlu çabalarını
anımsatarak “neden emlakçı gibi davranıyor” diye sordu. Mimar Doğan Tekeli,
projelerdeki “TOKİ müdahaleleri”ni anlatırken mimarlık yerine pazarlamanın
hedeflerine göre tasarım istendiğini söyledi.
Planlamanın 30 yıllık kamu emektarı Feridun Duyguluer’in,
son yetki yasalarıyla ülkenin imar düzeninin nasıl daha da karmaşaya itildiğini
sergilediği bildirisi; mimarlık ve şehircilik hocası Prof. Dr. Emre
Aysu’nun, TOKİ’nin sadece kendi mülkünde rantı gözeten planlama
anlayışının şehirciliğin inkârı anlamına geldiğini belirtmesi o denli çarpıcıydı
ki oturumu yöneten Prof. Dr. Ahmet Alkan sonunda şunu söylemek
zorunda kalmıştı: “Madem ki yerleşme planından konut tiplerine kadar sadece
TOKİ’nin kararı geçerli olacak, o halde mimarlık, şehircilik okullarına ne gerek
var?”
Oturumlara TOKİ’yi temsilen katılan Tuba Aydın ise bütün bu
değerlendirmelere karşı sadece üretilen konut sayısından ve kültür varlıklarının
onarımına yardım fonundan söz etmekle yetindi.
Etkinliğin ilerleyen bölümlerinde Karabük, Konya, Antalya, İzmir, İstanbul,
Denizli, Samsun ve Adana’daki TOKİ uygulamaları aynı bölgelerin Mimarlar Odası
uzmanlarınca irdelenerek yorumlandı.
[Sayfa]
‘Sonuç bildirgesi'nden...
Mimarların Konya buluşmasındaki “forum” bölümünde derlenen “Sonuç Bildirgesi”
ise Türkiye’nin tarihsel derinliğinden esinlenilmiş bir yapılaşma sürecine
kavuşabilmesinin gereklerini anımsatıyor. Bildirgenin ilk bölümünde şunlar
vurgulanıyor:
“Bu etkinliğin temel amacı, yeryüzünün en zengin tarihsel sivil mimari
zenginliğine sahip Türkiye’de, Anadolu uygarlıklarının bu eşsiz kimlik ve kültür
kazanımlarına yakışır nitelikteki bir mimarlık ve şehircilik anlayışının TOKİ
uygulamalarında gözetilmesinin sağlanmasıdır.
Katılımcılar, ülkeye egemen kimliksiz apartman yapılaşmasının yeni
olmadığını; yaklaşık 50 yıldır izlenen ranta dayalı ve ‘kat karşılığı
yapsatçılık’la bütünleşmiş imar politikalarının bir ürünü olduğunu saptamakla
birlikte, TOKİ’nin bu yanlışı daha da abartarak sürdürmesini, kamu kurumu
niteligiyle bağdaşmayan bir tutum olarak saptamaktadırlar.
TOKİ, yılların imar duyarsızlığını simgelemek, hatta yapsatçılığın doruğa
çıkan örneklerini yaratmak yerine, ulusal değerlerle bütünleşmiş, farklı seçenek
oluşturacak daha mimarca bir duruş göstermeli ve ülkedeki yeknesak yapılaşmaya
alternatif projelere önderlik etmelidir.
Bu nedenle süregelen toplu konut projelerindeki, tüm ülkede tek tip ve
karaktersiz bir mimariyi egemen kılan tasarım ve yerleşme tarzı çizgisinin
gözden geçirilerek; bir kamu kurumu olan TOKİ eliyle Türkiye’nin tekdüze
yapılaşmasına artık son verecek; yöresel ve ulusal değerlerle birlikte çevreye
saygılı, kentsel dengelere ve özelliklere bağlı ve saygılı bir gelişmenin ülkeye
kazandırılması katılımcıların ortak dileğidir.”
[Sayfa]
Sonuç Bildirgesi’nde, bu amaç doğrultusundaki öneriler ise
özetle şunlar:
1- TOKİ, 57. maddesindeki “şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını
gözeten bir planlama”yı temel alarak “çevreye ve insan haklarına saygılı bir
mimarlık kültürünü” gözetmek zorundadır.
2- TOKİ’ye devredilen imar yetkileri, kent ve çevre ile uyumsuz; şehircilik
ilkelerini gözetmeyen yapılaşma kararlarıyla kullanılmaktadır. Belediyeler,
yerel toplumun imar haklarına sahip çıkmalıdırlar.
3- Hazine arazilerinin rant projeleri için TOKİ’ye devredilmesi, emlak
pazarına arsa yaratılması sonucunu doğurmaktadır. Oysa bu alanlar geleceğe daha
yaşanılır çevreler bırakılmasının güvenceleridir.
4- Anadolu birikimlerinden esinlenilen yeni yerleşme dokuları için akademik
ve mesleki kurumlarla işbirliği içinde çalışmalar başlatılmalıdır.
5- Doğal, ekolojik ve kültürel değerleri açısından yasalarla korunmaları
öngörülen bölgelerdeki tahrip edici TOKİ projeleri önlenmelidir.
6- Kimi TOKİ projelerindeki “Osmanlı-Selçuklu mimari tarzı” vb. yaklaşımlar
“kişiliksiz taklitler”dir. Gelenekselin çağdaş yorumlarını içeren projeler için
“mimarlık yarışmaları” düzenlenmelidir.
7- TOKİ konut sektöründe “devlet olanaklarını dilediği gibi kullanan
ayrıcalıklı patron” olarak değil, kamusal önderliklerle katkıda bulunan bir
önder olarak yer almalıdır.
Karabük durdurulsun
Konya buluşması katılımcıları; bütün bunlar için “ilk adım” olarak da TOKİ’ye
“Karabük projesini durdurma” çağrısı yaptılar:
“19 Ağustos 2008’de ihale edileceği öğrenilen ve Karabük’ün Cumhuriyet dönemi
anıları ile doğal mirasını barındıran Orman İşletme Müdürlüğü arazisindeki,
çevreye yabancı, dokuyu hiçe sayan ve çok özel bitki-ağaç zenginliğini olumsuz
etkileyecek konut projesi durdurulmalıdır.”
sayın mimarlar ve toki yöneticileri binlerce konut üretip yüzbinlerce esnaf ve orta ölçekli firmalarla haksız rekabete girdiniz kaç tane firma ve buna bağlı mimar mühendis ve inşaat sektöründe sayabileceğiniz yüzlerce kalemle ifade edilen mamül ve hizmeti üreten insanları batırdığınızı, vatandaşla haksız rekabet yaptığınızı ve gelir dağılımındaki dengeyi bozup insanların ekmeğiyle oynadığınızı biliyor musunuz?.. dağı taşı konut yaparken hiç düşünmediniz mi bu insanlar nerden geçinecek diye?.. bundan sonraki göreviniz marketçilik mi, vatandaşın yararına olan demir çeliği satın alanlar da demiri 2.3 tl`den sizin tokinize satsın, ondan sonra iş yaptık diye caka satın. 100 tl,lik konutlara biz de talibiz fakat işimizi de ayarlayın, siz inşaat yapın biz de uçak yapalım fakat parayı siz cebinizden koyun çünkü bizim paramızla bizi yokediyorsunuz.
toki konut mimarilerinin her bölgenin yaşam biçimine göre tasarlanması taraftarıyım. katılıyorum. gündeme getirdikleri için sayın hocalarıma teşekkür ederim.