Teknolojiden modaya, mekan tasarımından ev gereçlerine
kadar, hergün bir ürün çıkıyor piyasaya. Bunları birbirinden ayırmak ve tekrara
düşmemek için özgün fikirler, değişik tarzlar, farklı tasarımlar ortaya koymaksa
oldukça zor bir iş. Dünyaca ünlü markalar için birçok ürün tasarlayan
Türkan Arpacı, tasarımcıları en çok yoran bu konuya değişik bir
çözüm bulmuş. Gezdiği, gördüğü tüm mekanları en ince ayrıntısına kadar
fotoğraflayarak, yeni ürünler için farklı tasarım fikirleri geliştiriyor. Bu
kimi zaman bir kapı tokmağı oluyor ya da değişik tarzda imar edilmiş bir bina,
bazen bir bisiklet bazen de yerel kıyafetler içinde oyun oynayan bir çocuk.
Eşsiz bir fotoğraflar arşiv oluşturmak için de deklanşöre bastığını söyleyen
Türkan Arpacı, altını çizdiği ayrıntıları ve çektiği görüntüleri internette de
yayınladığını ifade ediyor.
Şimdilerde, Avrupa ve Amerika pazarına kendi markası için de kupon ürünler
yapan sanatçı, fotoğraf çekmek için dünyanın önde gelen şehirlerinde konaklıyor.
St.Petersburg, Moskova, Valencia, Roma, Paris, Taronto, Siracusa, Prag, Dubai,
Viyana, Madrid, Barcelona, Lyon, Milano, Venedik ve Budapeşte'de gibi şehirlerde
yüzbinlerce fotoğraf çeken Arpacı, Gaziantep'e de anneannesinin evini
görüntülemek içn gelmiş. Yıkılmak üzere olan evin son fotoğraflarını kaydeden
tasarımcıyı, Sicilya ve Gaziantep'in benzerliği çok şaşırtmış. Gaziantep'le,
Sicilya, Güney İtalya'nın iklim ve mimarî özelliklerinin benzeştiğini söyleyen
Arpacı, kapı koleksiyonu için çekimler yaparken kapı tokmaklarının da aynı
olduğunu fark ettiğini anlatıyor. Dar sokaklar, motosikletli halk, bisikletli
yaşlı insanlar, geniş avlulu evler ve evlerde kullanılan taşların dahi aynı
olduğunu belirten Arpacı, "Ama bir fark var, Gaziantep'te çocuklar fotoğraf
çektirmek için can atıyor. Etrafımı sarıp 'beni de çek' diye bağrışıyorlar
coşkuyla.
Sicilya'da yaşadığım ev, tıpkı babaannemin evi gibiydi." diyor. Gaziantep'e
gelmişken tarihî bölgeleri, dar sokakları ve nasırlı elleri fotoğraflamadan
gitmek istemediğini söyleyen Arpacı, 3 günde iki bine yakın fotoğraf çekmiş.
Şimdilerde İstanbul'da yaşayan genç fotoğrafçı, sokak sokak, cadde cadde gezerek
şehrin saklı bölgelerini fotoğrafları ile keşfederken gördüğü bir farklılağa da
dikkat çekiyor Arpacı: "Özensiz detaylarla bilinçsiz restorasyon yapılan onlarca
ev gördüm sokaklarda kaybolurken. Yazık olmuş kalanlara, diğerleri de yıkılmayı
bekler. Oysa Avrupa'da olsa duomo dedikleri eski şehir merkezi hep korunur, hep
saygı duyulur. Ruhu vardır her şehrin ve o ruhu korumak lazım. Yazık olmadan. Bu
şehrin ruhu dışarıdan gelenleri de çekecektir kendine, içindekiler de fark
edecektir değer verdikçe."
Fotoğrafçılıktan ve tasarımdan büyük haz duyduğunu anlatan sanatçı,
mühendislik eğitimi alırken okulu yarıda bırakarak, tarifsiz zevk aldığı
endüstriyel tasarım bölümüne girmiş. Şimdiye kadar Marks&Spencer, H&M,
Best Seller, Banana Republic, GAP, Nokia, Motorola, Rim (Blackberry), FujiFilm,
Leica, Carl Zeiss, Canon, Nikon, Penti gibi önde gelen markalara ürün tasarlayan
Arpacı, "Mimarî detaylar ve farklı dokular, işlerim için bana zenginlik katıyor.
Tasarımcıyım; işim önce dünyayı algılamak. Farkında olmak ve farkların altını
çizmek. Fark etmek benim için zenginliktir. Fotoğraflar internette yayınlandıkça
dünyanın her yerinden ulaşılabilecek kadar yakın oluyor bana." diyor.
0 Yorum
Yorum Yap