- yapi.com.tr
- 02.08.2007
- GÜNDEM
- 2 okunma
Mimar Sinan
Şevki Vanlı: “Tanyeli Sinan’ın yüceltilmesini yadırgıyor. Ben de bu tartışmaların amacını anlayamıyorum ve yadırgıyorum. Sinan’ın mimarisi müstesnadı
Her şey Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Tanyeli'nin yeni yayınlanan Mimarlığın Aktörleri kitabı üzerine yapılan bir röportajda Mimar Sinan'ın aslında Türk mimarlık ve sanat tarihi içinde kurgulanmış bir karakter olduğunu ileri sürmesiyle başladı. Mimarlık camiasının önde gelen isimleri ise, Tanyeli'nin Mimar Sinan'ı; özellikle Cumhuriyet dönemine atıfta bulunarak; devletlerin kuruluş aşamasında kendilerini meşru kılabilmek adına ürettikleri tarih söyleninin bir parçası olarak değerlendirmesini çoğunlukla "anlamsız" karşıladı.
Daha önceki yazılarında 'fizyonomisi hakkında hiçbir şey bilinmeyen bir tarihsel kişiliğin heykelini nasıl ve neden yapmamız gerekiyor'* sorusunu soran
Tanyeli; Sinan'ın bu denli önemsenerek, Türkiye'de yüzlerce heykeli yapılmasının veya binlerce sokağın Mimar Sinan ismini taşımasının sebebini; ulus inşaatı kahramansız, kahraman üretimiyse ulusal pantheon olarak nitelendirdiği
"Sinan, estetik, fiziksel çevre ve mühendislik adına çağdaş Türk insanı ne tahayyül edebiliyorsa hepsinin personifikasyonu niteliğinde" cümleleriyle nitelendirdiği
Mimar Sinan'ııyor. Bu tanımı yaparken de "o günün olanaklarıyla bir mimarın bireysel tasarım iradesiyle bu kadar çok sayıda yapıyı gerçekleştirmesi mümkün olamaz" gibi tezler ileri sürüyor.
En az 20 yıl Osmanlı ordusunda savaşçı olarak görev yaptıktan ve büyük bir olasılıkla bir askeri mühendis olarak da ustalığı ile tanındıktan sonra Sultan’ın baş mimarı olmuştur. Bu sıralarda 40lı yaşlarda olduğu söylemenişir.
Sinan’ın mimarisi İslam kültürünü benimseyen Türkler’in, Anadolu ve Akdeniz’i de maddi kültürlerinde sindirerek yarattıkları sentezin mimarideki görüntüsüdür.
Geçti bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan’dır
Türkleşen anadolu’nun akdeniz ve özellikle balkan egemenliğinin politik örgütlenmesinin kültürel ve sanatsal en büyük gösterisi sinanın başmimar olduğu dönemim mimarisidir.
Sinanın ünü 50 yıllık mimarbaşılığının imparatolrukun ekonomik olarak en güçlü olduğu çağın bütün yapılarından sorumlu olmasından kaynaklanır. Fakat gerçek büyüklüğü kubbeli mekan mimarisine getirdiği yeniliklere ve büyük yapılarının etkili tasarımınadayanır.
Artiste- constructeur – viollet le duc
Mimarbaşılık bütün yapıların müellifi olmak değildir.
belki de Cemal Süreya'nın ironik ve fakat duruma uygun dizeleriyle bitirmeli yazıyı:
"Bütün mimarlar yüksek, mühendisler de
Bir sen kaldın alçak, ey Sinan usta!"
Tanyeli bu açıklamaları yaparken, Mimar Sinan'ın; Türk ulusunu var etme çabaları içinde Türk mimarlık ve sanat tarihi adına yazılan bir mitos olduğunu ileri sürüyor. Yani devletlerin kuruluş aşamasında kendilerini meşru kılabilmek adına ürettikleri tarih söyleninin bir parçası olarak değerlendiriyor Mimar Sinan'ı. Bunu yaparken de " o günün olanaklarıyla bir mimarın bireysel tasarım iradesiyle bu kadar çok sayıda yapıyı gerçekleştirmesi mümkün olamaz" gibi tezler iler sürüyor.
Tanyeli, geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlanan Arredamento mimarlık dergisinde irdelenen Mimar Sinan dosyasında da benzer bir şekilde görüşlerini ifade etmişti. Dosyada, Tayfun Gürkaş (YTÜ Mimarlık fak. Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Araştırma Görevisi) imzasıyla yayınlanan bir diğer yazıda ise, Mimar Sinan'ın mitolojiik bir karakter kazanmasının Doğan Kuban ve Kuban'ın pozitivist mimarlık tarihi yazımı sayesinde olduğu, dahi mimar kavramının toplumsal bir ihtiyaca cevap verebilmek adına icat edildigi ve Sinan'ı eleştirilemez kıldığı için asıl deha olarak nitelendirilmesi gerekenin bizzat Doğan Kuban olduğu ileri sürülmüştü.
Sanırım bu tartışma bir sonuca bağlanamayacak, ancak sizden ricam kıymetli fikirlerinizle katkıda bulunmanız. Bu tartışmalar ne kadar gerçeklik taşıyor? Neden böyle bir tartışmaya gidiliyor? mimarlık camiası içinde Mimar Sinan ne derecede tabu? Sinan'ı savunan söylemlerin yanında, Sinan'ı bir yarı-tanrı olarak görmeyen mimarların dayanak noktası nedir? Gerçekten de Sinan'ın dehasını kanıtlayan yeterli doküman yok mudur? yapılarına bakmak yeterli değil midir? öte yandan, milli benlik konusunda kafalarda soru işareti yaratabilecek bu tartışmanın sonuçlanması için yapılabilecek bir şey var mıdır?
Şevki Vanlı: “Tanyeli Sinan’ın yüceltilmesini yadırgıyor. Ben de bu tartışmaların amacını anlayamıyorum ve yadırgıyorum. Sinan’ın mimarisi müstesnadır, böylesi başarılı bir mimarın anılmasının rahatsızlık vermesi anlamsız. Tanyeli Mimar Sinan’ın fizyonomisi bilinmemesine rağmen heykellerinin yapılmasını da anlamsız buluyor.Yüzü bilinmeden yapılan milyonlarca heykel var. İsa’nın yüzünü kim biliyor? Bu bir gelenektir. Kültürler geleneğinde, iktidarı temsil eden kişilerin heykelleri yapılır. Türkiye’nin yakın geçmişine eleştirel yaklaşım gösteriliyor. Son zamanlarda politikada da olan bu kendimizi sorgulamak modasına uygun bir hareket olduğunu düşünüyorum. Bu tartışmaların kaynağının kişisel çatışmalar olduğunu düşünmek mümkün. Doğan Kuban ve Uğur Tanyeli’nin arasında gerilim olduğu uzun süredir bilinen bir durum. Bu insani bir şey, onu da anlıyorum ancak böyle bir düşünceye gerekçe olamaz.”
Doğan Kuban: " Türkiye dengesini yitirmiş bir toplum. Bu dengesizlik tartışma konularının seçimine kadar uzamış. Bu liberal, demokratik, çok cahil ve medyası dışarıdan manipüle edilen bir toplum için karakteristik olarak başlayan trajikomik bir olaydır. Sinan'ı tartışalım ama neyini? Fatih'i, Leonardo'yu, Michalengelo'yu da tartışalım. Bunların yüzyıllardır birikmiş bilgilere dayalı tarihi kimliklerini gerçekten yeni belgelere ulaşmış bir tarih araştırmacısının ciddi bir incelemesi olabilir. Ama gazete makalesi olamaz.
Sinan'ın tarihi konumu Osmanlı tarihinin bir parçasıdır. Tartışılması anlamsız boyutları var. Sinan, Kanuni, 2. Selim ve 1. Murat çağlarında baş mimardır. Yarım yüzyıl boyunca, İmparatorluğun ekonomik olarak en güçlü döneminde eserler vermiştir. Şehzade Camii, Süleymaniye, Selimiye ve pek çok kadın sultan, sadrazam ve sadrazam eşleri için yapılan yapıların belgeli mimarıdır. Yapıtları 16. yüzyıldan bu yana tartışılmakta ve değerlendirilmektedir. Bu yapılarla boyut olarak, estetik olarak karşılaştırılacak Osmanlı yapısı fazla yoktur. Eserlerin değerlendirmesi her zaman yapılır. bunu en cahil adamlar da yapar. Ve bugünkü Türkiye kültür ortamı en çatlak sese bile alkış tutabilen bir yozlaşma ortamıdır.
Sinan üzerine kuşkusuz pek çok soru var. Sinan listelerindeki yüzlerce yapıyı yaptı mı? Kuşkusuz yapmadı. Ama bu sorular yanıtlanalı uzun yıllar oldu. Neden Sinan'dan başka sanatçıları yüceltmiyoruz? Neden bizim mimarlık ve sanat tarihimizin bir tane primadonnası var? Bunu Osmanlı tarihine sormalı. Kaldı ki bizim başka sanatçı ve mimarımız da var. Onların yapıtlarını ve bulabildiğiniz ölçüde kimliklerini değerlendirin ve yayınlayın. Ben konuları Sinan'ın yapılarını açıklayarak anlatmaya çalışıyorum. Yapılarına bakarak karşılaştırmalar yapıyorum. Benim bir dil icat ettiğimi söylüyorlarsa onlar da başka bir dil icat etsinler.
Ben Sinan'ın dünya çapında bir sanatçı ve Selimiye'nin dünya mimarlık tarihinde önemli bir başyapıt olduğunu kitap ve makalelerimde bir çok defa yazdım. Sinan'ı tartışacaksanız onun bir yapıtını alıp iredeleyin. başka yapıtlarla karşılaştıırın. Başarısız yanlarını gösterin. Osmanlı tarihinde mimarlık mesleğini de tartışabilirsiniz. Fakat uzun ve özgün bir araştırma yapmalısınız. Gazete sayfalarında değil. Bu tartışmanın bugünkü içeriğini komik buluyorum. Ve bunu Türkiye'nin sayısız çağdaş mimari ve çevre sorunlarından saptıracak bir konu olduğu kanısındayım.
"
Doğan Hasol: " Bence Sinan konusunda böyle bir tartışma açmak yersiz. Sinan, tarih boyunca Türk ve Osmanlı toplumunun yetiştirdiği en önemli mimar. Değerlerimizi aşındırmanın doğru olduğunu düşünmüyorum, ama son zamanlarda böyle bir moda çıktı bütün değerlerimiz aşındırır hale geldik. Mimar Sinan o dönemin mimar başı. Yapılan pek çok eser ona mal ediliyor. Bir çok yapının mimari bilinmediği ve o dönemde yapıldığı için olsa olsa mimarı Sinan’dır deniyor. Ya da Sinan’ın onayıyla yapılmıştı diye düşünülen yapılar bunlar. Ancak Sinan kendisine mal edilen bütün eserleri yapmamış olsa bile, bir Şehzade Camisi'ni, bir Selimiye’yi yapmış olan mimar olarak zaten dünyanın en büyük mimarlarından biridir. Öteden beri övündüğümüz şey Türkiye’nin kendisini dünyaya kabul ettirdiği tek sanat kolunun mimarlık olmasıdır. Bunun da simge ismi Mimar Sinan'dır. Bilimsel olmak lazım. Mimar Sinan daha önce tanınmıyor muydu? Şehzade Camii’ini, Süleymaniye’yi, Selimiye’yi Ahmet Bey mi yapmış? Başka ülkelerin Sinan çapında yüzlerce mimarı mı var? Neyi tartışıyoruz ki? 400 yapıya lüzum yok, bir tek Selimiye bile Sinan’ı yüce kılmaya yeter. Sinan’ın 400 esere ihtiyacı yok. "
* Arredamento, Mayıs 2007, "Mimar Sinan Mitolojisi dosyası, "Sinan'ın Heykelini Yapınız" İyi de, Neden ve Nasıl*" yazısından...
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap