Yapı Sektörünün Haber Portalı

Liman Kentlerinde Dönüşüm Anlayışı -Kopenhag, Oslo, Bergen, Helsinki, Girit- / Vedat Tokyay

Liman Kentlerinde Dönüşüm Anlayışı -Kopenhag, Oslo, Bergen, Helsinki, Girit- / Vedat Tokyay

Yazı başlığındaki ikili ve farklı konuların birlikteliği yazı konusunun içeriğini ve temasını belirliyor. Kıtanın kuzeyinden ve güneyinden iki liman kentinin, Kopenhag ile Girit’in konu-tema birlikleri ve İskandinavya’dan aldığım izlenimlerin Akdeniz liman kentleriyle çakıştırılması sonucunda gerçek yazı içeriği oluşuyor. Konu, başka bir araştırmacı tarafından, başarılı dönüştürme projeleri olan İzmir Konak Pier veya Londra Dockland bölgesi kapsamında da ele alınabilir. Önemli olan, liman bölgelerindeki özel işlevli tarihi yapıların, dönüştürme projeleriyle, kent planını ve kentli bireyin yaşam biçimini ne şekilde değiştirdiğinin tartışılmasıdır. İskandinavya kentlerinden gözlemlediğim Kopenhag, Oslo, Bergen, Helsinki örneklerinde, kentin liman bölgesinde yer alan bazı yapıların dönüşümünü ve kentin liman bölgesinin yeni yüzünü anlamaya çalıştım. Bergen dışında (1) öteki liman kıyısındaki yapıların doğum tarihi 18. ve 19. yüzyıllara dayanıyor. Ticaret eksenli olan bu yapıların (depo, ticarethane, gemi yapımı vb.) 20. yüzyıl ekonomi-politiğinin değişimiyle atıl duruma düştükleri, işlevsiz kaldıkları anlaşılıyor. Bu olgunun bütün Akdeniz liman kentlerinde de yinelendiğini, Cenova, İstanbul, İzmir, Girit gibi tarihi nitelikleri olan eski liman kentlerinde de aynı sorunların yaşandığını anmalıyız. İskandinavya kentlerinde, yaşanan yüzyılın çağdaş gerekleriyle işlevsizleşmiş eski yapılar arasındaki çelişki, öncelikle bu yapıların korunması, ardından başka bir işleve dönüştürülmesi ilkesiyle giderilmiş. Bu başka işlev ise geçmiş kültürün yeni kuşaklar tarafından algılanabilmesini en iyi sağlayacak biçimde tasarlanmış. Bazı mahalleler açık müze biçiminde var olurken, bazı yapılar otel vb. gibi işlevlere dönüşmüş.. Ancak gözlem odağımızı, tek tek yapılardan çok, bu yapıların çevreleriyle (komşu binalarla, yollarla, doğa ve denizle, deniz kıyısı etkinlikleriyle, yaya ilişkileriyle) kurduğu kentsel örgünün içine yerleştirdiğimizde gerçek başarıyı görmekteyiz.

• Kentsel örgü, ilkesel olarak insan unsurunun liman kıyısına kadar kesintisiz ulaşmasını, liman kıyısında eğlence, kongre, sanat, dinlenme türü kültürel etkinlik alanlarının geliştirilmesini hedeflemekte (2)..

• Tarihi yapıların dönüştürülerek sürekli koruma altına alınmasını garantilemekte (3),

• Tarihi yapıların, içinde yer aldıkları liman bölgesindeki modern yapılarla ve modern meydan düzenlemeleriyle kurduğu tematik birliktelikleri güçlendirmektedir.

Gezimize Kopenhag Kenti Liman Bölgesinden Başlayalım.. Örnek yapımız, liman kıyısında yer alan ve otele dönüştürülmüş bir 18. yüzyıl yapısı... Kopenhag Admiral Oteli, liman kıyısındaki Kraliyet Sarayı’nın yakınında, büyük yolcu gemilerinin kalkış bölgesinde ve modern opera binası ile karşı karşıya durmakta... 1787 yılında, kraliyet ailesi tarafından, 30.000 varil kapasiteli ve kurutma fırınları olan büyük bir mısır kurutma deposu olarak inşa edilmiş olan bu yapı, yüzyıllar boyunca bütün tarihsel değişim ve olayların yer aldığı bu tarihsel limanın en önemli bölgesinde yer almakta. Yapıyı özgün kılan büyük kesitli ahşap kolon ve kirişler ise Kuzey Almanya-Polonya bölgesindeki büyük ormanlardan getirilmiş. 18. yüzyıl, Danimarka ile dış dünya arasındaki ticaretin en yoğun olduğu bir dönemi işaretlemekte... Örnek yapımız, 19. yüzyılın başında (1801-07), yine ticaret nedeniyle ve İngiliz Amiral Lord Nelson tarafından başlatılan Kopenhag Savaşı’na tanıklık ettikten sonra yüzyılın sonlarına dek orijinal işlevini sürdürüyor. 1978 yılına dek süren restorasyon çalışmalarının sonucunda tamamlanan Admiral Otel Dönüştürme Projesi, Avrupa’nın kültürel ve doğal tarih mirasının korunmasına dönük Avrupa Nostra (4) uluslararası organizasyonundan bir diploma elde etmiş. Otelin giriş katındaki lobi, resepsiyon, bar ve restoran gibi genel mahaller ile yatak katlarındaki holler ve odaların iç tasarımı dönüştürmenin en güzel örneklerini barındırıyor. Otele girildiğinde ilk dikkati çeken büyük ahşap kolonlarla dönemin ticaret ve harp gemilerine ait maketler, yakın çevrenin geçmiş tarihini anımsatma konusunda müzenin işlevine yakın görsel bir görevi yerine getiriyorlar. Otelin giriş cephesi, Kopenhag merkezi ve kraliyet yapılarına, arka cephesi ise liman ve opera binasına bakıyor. Otelin arkasındaki yaya arteri hem büyük yolcu gemilerinin kalkış noktası, hem de eski limanı algılayabileceğiniz tarihi gemilerden oluşan bir açık müze niteliğinde...

Oslo Limanı, Kopenhag’dan Biraz Daha Farklı Bir Dönüştürmeyi Barındırıyor.. Kanımca, liman kıyısındaki kent örgüsü ile insan-deniz algı birlikteliği daha güçlü biçimde kurulabilmiş. Gözlem odağımız olan Aker Brygge bölgesinde yer alan Dönüştürme Projesi, beş-altı hektar büyüklüğünde ve geçmişinde gemi yapım endüstrisine damgasını vurmuş olan liman kıyısının en önemli bölgesi.. Gemicilik endüstrisinin hızla düşüşe geçmesiyle, 80’li yıllarda, Akers Mekaniske tersanelerinde Aker Brygge (5) için çalışan 2000 işçi işten çıkarıldı (6). Sendikalar, kamu yöneticileri ve kent planlama büroları, 1983’te bu dramatik bölgeye dönük toplumcu ideallerini gerçekleştirecek, “Kent ve Fiyord” adlı bir kent planlama yarışması düzenlediler. Yarışmanın tamamlanan birinci bölümünde, eski üretim hollerinin restoran, bar, dükkân ve tiyatro gibi işlevlere dönüştürülmesi öngörülüyordu. Ayrıca, liman bölgesinin kent ile dolaysız ilişkisini sağlamak üzere, kıyıya çok yakın konumdaki dört şeritli yolun 50 metre yerin altına alınmasıyla birlikte bölge, kentin her noktasından rahatlıkla ulaşılabilen, ticari olarak cazip ve çok güçlü bir konuma geldi. Aker Ailesi tarafından 1986’da düzenlenen ikinci yarışmayı kazanan Mimar Niels Torp ise, aynı bölgede büro ve yerleşim birimlerini, alışveriş merkezlerini barındıran modern biçemde bir yapılaşma tasarlayıp liman bölgesine noktayı koydu. Öteki yapılarla birlikte, Aker Brygge bölgesinde, 260.000 m2 kapalı inşaat alanı bulunmakta (7).. Yılda altı milyon kişinin ziyaret ettiği bu bölgede, kalıcı olarak üretime katılan ve yaşayan insan sayısı eskisine göre çok daha fazla... Bu yapılaşmaların tasarımındaki belirgin ilkeler: • Peyzaj ve meydan düzenlemeleri ile yapı adalarının limana dönük saydamlıklarının artırılması, • Yapıların ön cephelerinin, büyük deliklerle saydamlaştırılarak, arka planda yer alan bütün yapılaşmanın liman ile görsel ilişkisinin sağlanması, • Yapıların dış kabuklarının ve meydan düzenlemelerinin, insanlara, liman, deniz, tersane ve gemileri anımsatacak simgeleri barındıracak biçimde temalaştırılması, • Yaya yol zemininin gemi güvertesi gibi ahşap olması, böylece geleneksel malzemenin dönüştürmenin işleviyle üst üste düşmesi.

Gezimizi Bergen ile Sürdürüyoruz.. Norveç’in eski başkenti olan Bergen, 12. yüzyıldan başlamak üzere büyük bir liman kenti olagelmiş. Bergen’in ticari açıdan büyümesindeki ana neden, Alman tüccarların 12. yüzyılda, kurutulmuş balık ticaretine dönük olarak kurdukları Hansa Birliği’dir. Aslında bir kapitülasyon olan bu birlik, kurulduğu Ortaçağ’dan 1945’e kadar Alman Hansa Birliği’ne aitti. Bergen örneğimiz, şu anda Unesco Tarihi Mirası Listesi’nde yer alan Hansa Mahallesi ve çevresine ait. Tamamen ahşap olarak yapılmış bu evler, Ortaçağ’dan itibaren bütün Bergen sivil mimarlığını biçimlendirmiş (8). Sürekli bakım ve koruma altında olan Hansa Mahallesi, içinde bir zamanlar eski Hansa tüccarlarının yaşadığı büro, depo ve yaşam mekânlarını, ocak ve mutfağın yer aldığı taş binaları, müştemilatları barındıran açık bir müze niteliğinde... Gelen müşterilerin, birbirine çok benzeyen evler arasında Hansa tüccarının evini kolaylıkla bulabilmeleri için yapılarda renk, tüccarın adı, köşelerde heykel gibi simgeler kullanıldığını, liman yoluna bakan evlerin ise hatıralık eşya satan dükkânlara dönüştüğünü gözlemlemekteyiz. Liman yolunda ise, geçmişte kurutulmuş balığın ilkel bir vinçle gemiden taşındığı geçici depo yer alıyor. Otomobillere kapalı geniş bir yaya yolu üzerinde yer alan Hansa Evleri Mahallesi’ni içine alan dönüştürme projesi, insanların kültürel gezinti, konser, eğlence, balık pazarını ziyaret dahil bütün etkinliklerine açık bir kentsel bölge sunmakta. Bu yaya yolunda, gezinen ve görme niteliği olan her dünya insanının, bu kentin tarihini, kültürünü algılayabileceği kadar bol kentsel unsur bulunmakta.

Bergen’den Helsinki’ye Geçiyoruz.. Alvar Aalto’nun ülkesindeki örnek yapımız ise Scandic Grand Marina Oteli... Uzun yıllar depo işlevini yerine getirmiş olan bu yapının tasarımı, 1911 yılında açılan bir mimari yarışmayla elde edilmiş. Eliel Saarinen’in de katılıp ikinciliği aldığı bu yarışmanın galibi ve yapının mimarı ise Lars Sonck. 1928’de inşaatı tamamlanan betonarme yapı, Finlandiya beton endüstrisinin o döneme ait düzeyini de göstermektedir. 150 metre uzunluğunda uzun cephe, orta yapının farklı biçimde dışarıya fırlayıp yükselmesi ve tonoza dönüşmesiyle dengelenmiştir. Orta yapı ise düşey pencereleri, cam tuğla delikleri, denizi ve gemiciliği anımsatan motifleri ve renkli beton söveleriyle, bu yapının bir depo işlevi için değil, sanki 20. yüzyılın yeni düşüncelerini anlatmak için tasarlandığını anlatmaktadır. Liman kıyısında yer alan ve Grand Marine Oteli’ne komşu yapı adalarında da geçmişte benzer işlevlerin yer aldığı, dönüşüm sonucunda bu yapıların kitaplık, restoran, galeri gibi işlevlere dönüştüğünü gözlemlemekteyiz. 1992 yılında, otele dönüştürme süreci tamamlanmış; yapının tam karşısında, ana yapının orijinal mimarisini refererans almış, modern biçemde bir kongre salonu inşa edilmiştir. 5x5 metre eksen sistemine dayalı, mantar başlıklı, ilginç betonarme kolonlar, otelin giriş bölümünde ve otel odalarında algılanabilmektedir. Otelin ve kongre merkezinin yapılmasıyla, kullanılmayan bir kent caddesi canlanmış, Helsinki kent merkezi ile olan kentsel bağlantı güçlenmiş, özendirici etkisiyle, liman kıyısında olan öteki yapıların dönüşüm projeleri de başlamıştır.

Girit’in Hanya Kentindeki Arsenal Yapıları Dönüşüm Projesi de Aynı Mantıkla Yola Çıkmıştır.. Venedikliler, 1467 yılında -İstanbul’un fethinden birkaç yıl sonra- Osmanlı’nın gelişmesini dikkate alarak- içliman yapılarının inşasına karar verirler. 1599-1607 yıllları arasında, gemi onarım ve yapımı işlevli yirmi bir adet arsenal binası inşaatı tamamlanır. Osmanlı döneminde ise arsenal yapıları orijinal işlevlerine göre kullanılmadığını ve silah depolarına dönüştürüldüklerini bilmekteyiz. 19. yüzyılda, arsenal dizilerinin batı bölümündeki bir yapı, üst katına yapılan bir ekle, Hristiyan Topluluğu Okulu’na dönüştürülür. 20. yüzyıla geldiğimizde ise, ayakta kalan yedi liman yapısı ile bir adet okul yapısını görmekteyiz. İşte yazımıza örnek olan yapı, mimari formu açısından ötekilerden biraz farklı olan okul yapısıdır. Eski okul yapısı, Akdeniz Mimarlar Birliği gözetimi ve Avrupa Birliği fonlarıyla, sergi ve toplantı salonlarını içeren bir kültür merkezine dönüşmüştür. Yapının çevresinde, Hanya tarihinin en eski dönemlerini gözlemleyebildiğimiz İçliman Bölgesi, restore edilen Osmanlı-Venedik yapıları, dar Venedik sokakları, uzun Venedik mendireği, deniz feneri ve yedi adet arsenal yapı dizisinden oluşmaktadır. O bölgedeki kentsel yaşamı büyük ölçüde canlandıran bu proje, büyük olasılıkla öteki arsenal yapılarına dönük dönüşüm projelerini de dürtükleyecek ve özendirecektir. Örnek eski okul yapısında, dış kabuğu oluşturan taş duvarlar korunup güçlendirilmiş, buna karşın eski katlara ait konstrüksiyon yıkılıp, tabakalı tutkallı modern ahşap sistem ve paslanmaz çelik marifetiyle yeni katlar inşa edilmiştir. İçerideki ilginç yapım sistemi, dönüşümün gerektirdiği işlevlere uygun, bu yüzden eski haline göre daha saydam ve çağdaş bir yapım-malzeme yorumlarıyla ele alınmıştır.

NOTLAR

1. Bergen, Ortaçağ binalarının korunduğu bu “fiyortlar kenti” 1070’te kuruldu. 1240’a kadar Norveç’in başkenti oldu. Güçlü bir dinsel ve ticari merkez. Bu kente damgasını vuran unsurlardan biri de Hansa Birliği’dir.

2. İzmir Kenti Liman Bölgesi için 2002 yılında açılan uluslararası mimari yarışmanın da teması, atıl durumda olan liman bölgesindeki dönüşümün, bütün İzmir Körfezi’ni -bütün kent planını- kapsayacak biçimde düzenlenmesiydi. Ağırlık, yaya insanın liman bölgesine gelebilmesini ve bu bölgedeki spor, eğlence ve sanat ağırlıklı işlevlerden yararlanabilmesini sağlamayı amaçlamaktaydı. Cenova liman bölgesi için Renzo Piano’nun projesine uygun olarak yapılan düzenlemeler sonucunda bu bölgeye yaya insanın dolaşımı sağlanmıştı.

3. Bir tarihi yapının korunması, gelecekte gerçekleşecek olan dönüşüm projesinin altyapısının sağlam temellere oturmasını da sağlamakta... Örneğin, Bergen Hansa Birliği evleri, 12. yüzyıldan bugüne kadar geçirdikleri sayısız yangınlarla yıkımların sonucunda 18. yüzyılda yeniden yapılmış ve 20. yüzyıldaki dönüşüm projesine altyapı olmuşlardır. Aynı tarihsel bilinç düzeyi, 9000 yıllık Anadolu medeniyeti için gösterilmiş olsaydı, hemen bütün kentlerimizde, Bergen benzeri dönüştürme projeleri başlatılıyor olacaktı.

4. Avrupa Nostra Kurumu, 1963’te, bir dizi Tarihsel Miras sivil toplum örgütünün birliği olarak kuruldu, Merkezi İtalya Nostra olup Avrupa Konseyi’ne bağlıdır.

5. Aker Brygge, Norveç’in gemicilik ve mühendislik konusundaki en büyük firması.

6. 80’li yılların Avrupa’sında vahşi kapitalizmin zirvede olduğu, örneğin Margaret Thacher politikalarıyla Glasgow limanındaki gemicilik ve otomotiv endüstrisinin de çöktüğünü anımsayalım. Ancak, Kelvin nehrinin boğazında yer alan Clyde nehri üstünde kurulu olan liman bölgesinin yeniden yapılandırılması için, 326.374 m2 alanın master planı hazırlanmış ve bu bölgede alışveriş, büro, konut, eğitim işlevli etkinliklerin yer alması kararlaştırılmıştır. Yeni proje sayesinde, liman ile Glasgow kenti ve liman ile yakınındaki öteki İskoç kentleriyle olan deniz ve motor trafiğinin de çok güçleneceği düşünülmektedir.

7. Aker Brygge bölgesindeki yapılaşmanın içeriğinde: 86.000 m2 büro alanı, 24.000 m2 dükkân ve restoranlar, 383 adet 40-500 m2 lik konut birimleri, 3 adet tiyatro, 3 adet sinema, 1600 araçlık yeraltı otoparkı, anaokulu, 125 adet yat park alanı, feribot parkyeri.

8. Yer yer, çatıları dışında, bizim Marmara evlerinin ahşap karkas konstrüksiyonu ve yalıbaskı cephe dokusunu duyumsuyoruz.

9. Dönüşüm Projesi’nin mimarları Suzana ve Dimitris Antonakakis’dir.

KAYNAKLAR

1. Andrianakis Michalis; “The Old City of Hania”, Adam Editions, Girit, 2004.

2. Gunner Hagen; “Focus on Bergen”, Bergen, 2004.

3. Ingerid Helsing Almaas; “Norway-A Guide to Recent Architecture”, Batsford, 2002.

4. Jussis Tiainen; “Helsinki-Contemporary Urban Architecture”, Helsinki, 2004.

Yapı 276, sayfa 61-66.

Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.