Yapı Sektörünün Haber Portalı

Küresel ısınma durdurulabilir

Küresel ısınma durdurulabilir Küresel ısınma bütün dünyayı tehdit ediyor. Kasırgalar, su sorunu, iklim mültecileri... Dünyanın bir yanında buzullar

Küresel ısınma durdurulabilir


Küresel ısınma bütün dünyayı tehdit ediyor. Kasırgalar, su sorunu, iklim mültecileri... Dünyanın bir yanında buzullar eriyor, diğer yanında kuraklık korkutuyor. Uluslararası sözleşmelerle bu ısınmayı durdurmanın yolları aranıyor, teknolojinin imkânları zorlanıyor... Şirketler de önlem almaya çalışıyor, çünkü küresel ısınmada herkesin payı ve sorumluluğu var...

Ali Deniz Uslu / Hakan Alp

Ekolojik kıyamet hızla yaklaşıyor... Bilim insanları son yıllarda sıklıkla bu cümleyi kuruyor ve elbette bu sonun sorumlularını da işaret ediyorlar. Uzatılan parmakların ucunda, hayvanlar, bitkiler yok, insan var... Şiddetli yağışların, kutuplardaki erimenin, deniz seviyesindeki yükselmenin, doğada yok olan canlı türlerinin, sellerin, kasırgaların sebebi "gelişme", "kalkınma" adına doğaya savaş açan insan. Dünyanın egemenliğine ekonomik, teknolojik zaferleriyle soyunan ülkelerin yarattığı bu sondan en çok etkilenen de yine insan... İklim mültecisi olan milyonlarca insana, yakın bir gelecekte yeni milyonlar eklenecek...

Bu karanlık tabloyu daha da karartmak mümkün. 2006'da bir önceki yıla oranla doğal afetlerin yüzde 18 arttığını, afetler sırasında 92 bin kişinin öldüğünü, bir önceki yıl, yani 2005'te 157 milyon insanın afetlerden doğrudan etkilendiğini, Katrina kasırgasının ABD'de iki milyon insanı yerinden ettiğini, 1080 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlamak bile karanlığı artırmaya yetiyor. Küresel ısınma geriye dönülemeyecek bir süreç belki, ama önüne geçmek mümkün... Eğer geçilmezse etkilerini 2030'larda daha belirgin şekilde hissedeceğiz, daha fazla doğal afete tanık olacak, daha fazla insanın yersiz yurtsuz kaldığını göreceğiz. * * *

YEŞİL BİR ÜLKE İÇİN...

Küresel ısınma, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de şirketlerin "sosyal sorumluluk projeleri"nin konusu. Bu şirketlerden biri de OPET. Şirket, "Yeşil Yol Projesi" ile Türkiye'deki yeşil alanların artırılmasını amaçlıyor. Proje kapsamında üç yıl boyunca 648 OPET istasyonunun 362'sinde peyzaj çalışmaları tamamlanıp, 300 bine yakın bitki dikimi gerçekleştirildi. 2007'de ise yaklaşık 45 bin yeni bitki ekildi.

İşte OPET Petrolcülük AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk'ün anlattıkları...

- "Yeşil Yol" projesi nasıl gelişti? Neden böyle bir projeye ihtiyaç duydunuz?

"Küresel ısınma" olgusu, uzun yıllardır ülkemizi tehdit eden bir sorun. Biz, OPET olarak bu soruna karşı duyarsız kalmamak adına 2004'te, TEMA Vakfı ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile "Yeşil Yol" projesini başlattık. Proje kapsamında, ülkemizdeki yeşil alanları yaygınlaştırmaya kendi bayi ağımızı kullanarak başladık. "Temiz Tuvalet Kampanyası"nda nasıl bayilerimizden başlayarak yola çıktıysak, "Yeşil Yol Projesi"nde de işe yine istasyonlarımızdan başladık. Böylece istasyonlarımızdaki peyzaj çalışmalarını mercek altına aldık. Bayilerimizin, doğayı, bitkileri ne kadar tanıdıklarını öğrenip, bilinçlendirme kampanyamıza ilk önce onlardan ve çevrelerinden başladık. Yapılan yeşillendirme faaliyetlerinin denetimi sırasında bayilerle birlikte eşlerinden de yardım aldık. Çalışmaların denetlenmesini bayi eşleri üstlendi. Eşler için "Yeşil Yol Karnesi" hazırladık. Yapılan çevre çalışmalarına bakıp, karnelere notlar verdik. Çok iyi notlar alanların ve çok çalışanların ödülü de istasyonun bir buçuk kilometre çevresinin ağaçlandırılması oldu. Ülkemizde faaliyet gösteren diğer akaryakıt dağıtım şirketlerine de bu projeye dahil olma çağrısında bulunuyoruz. Ülke çapındaki bütün akaryakıt istasyonlarının "Yeşil Yol Projesi"ne katılması durumunda, bütün bir ülke yeşille bezenecektir. Toplum ve sektör olarak birleşelim ve küresel ısınmaya hep birlikte dur diyelim.

- Bu tarz büyük şirketlerin halihazırda doğal kaynakları yüklü oranda kullanması eleştirilere neden oluyor. Bunu bir özür, bir borç gibi algılayanlar da var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

OPET olarak, kurulduğumuz günden bu yana sosyal sorumluluk bilincini kurum kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olarak konumlandırıyor ve bu yönde süreklilik arz eden çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizin, yaşadığımız topluma değer katan nitelikte olmasına özen gösteriyoruz. Ülkemizden kazandıklarımızı ülkemize katma değer olarak geri vermek düşüncesi bizi topluma yararlı sosyal sorumluluk projelerine imza atmaya yöneltiyor.

Sosyal sorumluluk projelerimizin çıkış noktası, toplumun ve insanlığın ortak sorunları oluyor. Bu gibi çalışmaların yaygınlaşmasıyla ülkemizin çok daha güzel bir geleceğe kavuşacağına inanıyoruz. Şirketlerin özellikle küresel ısınmanın etkilerini azaltmaya yönelik gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk çalışmaları, ülkemizin geleceği açısından büyük önem arz ediyor. Her kurum, ülkesine karşı sorumluluk taşımaktadır. Sanayileşmiş ülkelerde, elbette ki doğal kaynakların tükenme süreci diğer ülkelere göre daha hızlıdır. Doğal kaynakları korumak adına yürütülen geniş kapsamlı sosyal sorumluluk çalışmaları sayesinde, doğaya verilen zararlar en aza indirgenebilir. Bu konuda her kurum üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

- Kampanyada gelinen nokta neresi?

Yeşil Yol Projesi'nin başladığı Haziran 2004 tarihinden bugüne çok yol kat ettiğimizi düşünüyorum. Yeşil Yol Projesi, mevsimsel olarak yapılabilen bir proje. İki yıl içinde 648 OPET istasyonunun 362'sinde peyzaj çalışmaları tamamlandı. Gerekli düzenlemeler yapıldı ve 300 bine yakın bitki dikimi gerçekleştirildi. Bu rakamlar, projenin ne kadar iyi gittiğinin kanıtı.

ÇEVREYİ KOLLAMAK, HAYATIMIZI KORUMAK DEMEK...

Siemens, enerji tasarrufunu stratejisinde önceleyen şirketlerden. Siemens Ev Aletleri Pazarlama Müdürü Bahriye Bayraklı Tavukçuoğlu'na göre, günümüzde farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için doğaya saygılı üretim yapmak artık çok fazla önem taşıyor. "Siemens" diyor, "161 yıllık geçmişe sahip bir şirket. Araştırmalarıyla bilim ve teknolojiye katkıda bulunurken, elde ettiği verilerle üretim ünitelerini sürekli yenileyerek çevreye ve doğal hayata zarar vermeyen daha kaliteli ürünleriyle kullanıcısının hayatına değer katmaya çalışıyor. Sosyal sorumluluklarının da bilinciyle hareket ediyor".

1975'ten beri toplam kalite adı altında sosyal sorumluluk projeleri yapan Siemens, bu projelerini üç aşamada hayata geçiriyor. Bu projenin ilk ayağı, geri dönüşümlü ürünlerin tasarlanması. Bu aşama, üretim sırasında kullanılan her türlü metalin mıknatısla kolayca ayrılabileceği demir manyetik özellik taşımasını gerekli kılıyor. İkinci aşama olan ürün/çevre analizi, geri dönüşümlü ürünlerin tasarımının yanı sıra kullanılan kaynak ve materyallerin en aza indirilmesini hedefliyor. Son aşama olan doğal kaynakların korunmasında ise üretilen cihazların en alt seviyede su ve elektrik tüketerek çalışması sağlanıyor. Tavukçuoğlu, "Siemens, ozon tabakasına zararlı FCKW ve FKW gazlarından yüzde 100 arındırılmış ürünler üretiyor. Cihazlarının kullanım kılavuzları geri dönüşümlü kâğıtlara basılırken, ambalajlarından da yine yüzde 100 geri dönüşüm sağlanabiliyor" diyor. Siemens ürünlerinde, enerji tasarrufu sağlama ve çevre kirliliğini azaltma çalışmaları çerçevesindeki uygulamalardan en önemlisi Enerji Etiketi. Tavukçuoğlu bu çalışmayı şöyle anlatıyor:

"A sınıfı cihazlar, özellikle düşük enerji tüketimine sahipken, Siemens tarafından üretilen ev aletlerinin hemen hepsi A sınıfı gerekliliklerini karşılıyor. Siemens ve ABD Enerji Bakanlığı'nın birlikte yaptığı hesaplamalara göre, 10 milyon Siemens A+ serisi çamaşır makinesinin kullanım ömürleri boyunca sağladıkları tasarrufla, 67 milyon insanın yaşamları boyunca kullanacağı su ihtiyacı karşılanabiliyor. Almanya'da BSH tarafından yapılan bir araştırmaya göre, sadece buzdolaplarının enerji tüketiminin 1990'dan beri yüzde 75 oranında azaltıldığı belirtiliyor. Fırınlar, bulaşık makineleri ve buzdolaplarının enerji tüketimi yüzde 30 ve hatta yüzde 40 oranında, ürüne ve kullanım seviyesine bağlı olarak azaltılabiliyor. Siemens Ev Aletleri, geleceğin modern tasarımlarını evlere taşıyarak kullanıcıların hayat kalitesini yükseltirken, doğal kaynakların kullanımını yüzde 79 gibi ciddi bir oranda azaltan teknolojisiyle, toplumsal hayata karşı sahip olduğu sorumluluğunu yerine getiriyor".

AQUALTİS ÇAMAŞIR MAKİNESİ

Ariston'un yeni çamaşır makinesi Aqualtis, yıllarca süren araştırma ve geliştirme sonucunda tüketiciyle buluştu.

Aqualtis, standart "A+ enerji sınıfı" olmasının yanısıra "SuperEco" özelliği ile yüzde 10 daha fazla enerji tasarrufu sağlayarak çevreye özen gösteriyor. Narin yünlüleri yıkamak için kullanılan "Woolmark Platinum Care" programı, yünlüleri, kaşmir ve ipeklileri yıkamaya olanak tanıyor, sürtünmeyi engelliyor. 60x60 standart yapıda olmasına karşın yüzde 50 daha fazla kapasiteye sahip olan Aqualtis, mini-yıkama opsiyonu ile her gün kullanılarak, bir haftanın çamaşırını tek seferde yıkayabiliyor. Üstelik bunların hepsini su, enerji ve zaman tasarrufu ile yapıyor. Kitap gibi açılan kapağı çamaşır yükleme ve boşaltma işlemini kolaylaştırıyor ve tamburun içini rahatlıkla görmenizi sağlıyor. Ayrıca makinede deterjan ve çamaşırlarınızı kolayca saklayabilmeniz için yaratılan 35 litre hacminde bir entegre çekmecede mevcut. Kapağın içerisine yerleştirilmiş deterjan gözü çocukların gözü önünde olmadığından daha fazla güvenlik sağlıyor.

DOĞAL HAYATI KORUYORUZ...

Garanti Bankası, çevre ile ilgili sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyor. Garanti Bankası Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Naciye Günal, bankanın 15 yıldır Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın (WWF-Türkiye) ana sponsoru olduğunu hatırlatıyor. "Garanti, doğanın korunduğu, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya yaratılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor" diyor "1996 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (United Nations Environmental Program) verdiği '500 Roll of Honour Çevre Ödülü'yle, 2001'de ise WWF tarafından 'Altın Panda' ile ödüllendirildik. Böylece, 1995 yılından bu yana yalnızca 16 kuruluşa layık görülen Altın Panda, ilk kez bir Türk şirketine verildi".

Garanti'nin küresel iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirdiği projeler kapsamında, 2007 yılının başından itibaren çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. İlk olarak, küresel iklim değişikliği konusunu dünyaya anlatmayı misyon edinen eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore'un 2 Oscar ödüllü Uygunsuz Gerçek adlı belgeselinin Türkiye gösterimi, United International Pictures ve WWF-Türkiye işbirliğiyle, Garanti Bankası tarafından kurumsal olarak desteklendi. Küresel iklim değişikliğinin önlenmesine yönelik insanların günlük hayatlarında yapabileceği 10 basit şeyi anlatan tanıtım kartları hazırlandı ve sinema, kafe gibi mekânlarda dağıtıldı. Garanti Bankası ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ev sahipliğinde gerçekleştirilen küresel iklim değişikliği konusundaki konferansa Al Gore konuşmacı olarak katıldı. Günal, "Garanti Bankası, doğanın korunmasına yönelik çalışmalarını, 1994 yılında çıkardığı ve gelirinin bir bölümünü, kredi kartı sahiplerine hiçbir külfet yüklemeden Doğal Hayatı Koruma Vakfı'na bağışladığı Visa kredi kartıyla bankacılık ürünlerine taşıdı. Şubat 2007'de ise kredi kartı kullanıcıları için Çevreye Duyarlı Bonus Card'ı kullanıma sundu. Çevreye Duyarlı Bonus Card sahipleri, harcama tutarına ve kart çeşidine göre kazandıkları bonusun yüzde 10 ile yüzde 30'u arasında değişen kısmıyla, WWF-Türkiye'nin doğa koruma çalışmalarına katkıda bulunuyor" diyor. Bu kartın yapımında mümkün olan en az seviyede PVC kullanılmış. Ayrıca Çevreye Duyarlı Bonus'un iletişiminde kullanılan zarf, mektup ve broşürler gibi tüm basılı malzemeler için geri dönüşümlü kâğıt tercih ediliyor. Her ay müşterilere gönderilen hesap ekstreleri ise sadece e-posta yoluyla iletiliyor. Böylece, kâğıt tasarrufunun yanı sıra WWF-Türkiye'ye ekstra bağış da sağlanıyor.

AZ ENERJİ, ÇOK İŞ...

Dünya hızla eksilen enerji ve doğal kaynakları korumanın yollarını tartışıyor. Bu tartışmaların yapıldığı şirketlerden biri de Arçelik. Yaptığı ürünlerde enerji ve su tasarrufunu dikkate alan Arçelik AŞ'nin yetkilileri sorularımızı yanıtladılar...

- Arçelik'in sosyal sorumluluk projelerinden biri de küresel ısınma ile ilgili. Neler yapıyorsunuz bu konuda?

Bu doğrultuda tüm üretim tesislerinin bulunduğu kampuslarda; enerji ve doğal kaynaklar daha etkin bir şekilde kullanılmakla birlikte, kirliliği oluşmadan engelleyecek sistemler geliştirilmekte, çevre ile ilgili ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelere uyulmaktadır. Çalışanlar ve taşeronlar, çevre bilincinin artması için eğitiliyor, tüm süreçlerde çevre kirliliğini en aza indirecek malzeme ve teknolojiler seçilirken, yeni yatırımlarda çevre faktörünü de göz önüne alan etki analizleri gerçekleştiriliyor.

- Bu ürünlerinize nasıl yansıyor?

Çevreye dost ürünler üretiyoruz. Tüm işletmelerdeki yıllara göre azalan doğal kaynak tüketimi ve kullanılan malzemelerin geri dönüşüm oranları ve yine işletmelerdeki kojenerasyon ve sıvı atık arıtma tesisleri, Arçelik AŞ'nin bu konudaki çalışmalarının en önemli göstergeleri. Dünyada giderek bozulan ekolojik dengeleri koruma altına almak amacıyla başta ISO 9001:2000 ve ISO 14001:2004 olmak üzere, tüm uluslararası ürün ve yönetim standartlarını işletmelerimizde uyguluyoruz. Az enerji tüketen ürünlerin enerji tüketim göstergesi olan "enerji etiketi" uygulamasına Türkiye'de bu uygulamaya zorunluluk getirilmesinden çok önce geçtik. Aynı şekilde ozon tabakasına zararlı CFC gazından arındırılmış buzdolabı üretimini, Montreal Anlaşması'nın Türkiye için öngörülen tarih olan 2006'dan çok daha önce gerçekleştirdik.

- Bütün bunlar nasıl bir tasarruf sağladı?

A+ enerji sınıfı ürünlerin üretimine ağırlık veren Arçelik ürünlerinde, B enerji sınıfından A sınıfına geçildiğinde ürünlerin elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 20 tasarruf sağlandı. Eğer tüm dayanıklı tüketim ürünlerinde A sınıfına geçilirse, ülkemiz toplam elektrik tüketiminde yüzde üç tasarruf sağlayacak. Bu da yaklaşık 5.2 milyar kWh/yıl kalıcı ve sürekli olan tasarruf demek.

- Arçelik, AB Çevre Ödülleri Yarışması'nda da adını duyurmuştu?

Evet, Arçelik AŞ; yıllar boyu aldığı "minimum enerji tüketimi" konulu çevresel gelişim ödüllerine son olarak geçen yıl ilk kez düzenlenen AB Çevre Ödülleri'nde Blomberg marka buzdolabı ve Arçelik markalı Ekolojist bulaşık makinesi ile birincilik ve ikincilik ödüllerini ekledi. 2006 yılında üretilen "Dünyanın En Hızlı Bulaşık Makinesi", 9 litrelik su tüketim değeri ile aynı zamanda dünyanın AAA performanslı en az su tüketen bulaşık makinesi. Aynı yıl üretilen "Dünyanın En Hızlı Çamaşır Makinesi" ise sahip olduğu A+ enerji performans değerleriyle, A enerji sınıfı ürünlere göre yüzde 10 daha fazla enerji tasarrufu sağlıyor. Yine Arçelik AŞ tarafından üretilen pirolitik ankastre fırınlar, A enerji seviyeleriyle enerji tasarrufu sağlarken, elektronik ısı pompalı kurutucu ise A enerji performansı ile geleneksel kurutma makinelerine kıyasla yüzde 45 oranında daha az enerji tüketiyor.

Arçelik AŞ, sadece ürünleriyle değil, kurum olarak da çalışanları ile çevreye destek olacak projeler gerçekleştiriyor. En son geçen ay yöneticiler ve çalışanlar, DenizTemiz Derneği çalışanları ile tekneler ve kepçeler kullanarak Haliç'in yüzeyindeki katı atıkların temizlenmesini sağladı.

GELECEĞE BİR DAMLA SAKLA!

Susuzluk, geleceğin en büyük küresel tehlikesi. Soyak ve Çiğli Rotary Kulübü bu soruna yönelik bir proje başlattı: "Geleceğe Bir Damla Sakla!". Proje ile su tasarrufuna katkıda bulunmak hedefleniyor. "Geleceğe Bir Damla Sakla!" kapsamında okullarda su tasarrufuna yönelik eğitimler verilerek, okulların musluk, pisuar ve rezervuarları sensörlü olarak yenileniyor. Proje için seçilen ilk okul ise, Karşıyaka'da bulunan Çiğli Rotary Ticaret Meslek Lisesi ve Emlakbank Süleyman Demirel Lisesi'ydi. İlgili okullarda suyun yaşamımızdaki önemi ve tasarruflu kullanılması konusunda eğitimler verilerek, öğrenciler bilinçlendirilecek. Su tasarrufuna yönelik öğrenciler arası resim ve kompozisyon yarışmaları, barco vizyon gösterileri ile bilinçlendirme çalışmaları devam edecek. İzmir'de eğitim verilecek 15 okul daha belirlenecek. Soyak, bu proje ile Türkiye'yi ve dünyayı tehdit eden küresel ısınma kapsamında aşırı su tüketimine karşı önlem alma yolunda üzerine düşen görevi yerine getirmeyi amaçlıyor. Soyak Kurumsal İletişim Takım Lideri Fatma Çelenk, bu projeleri ile yarın çok geç olmadan herkesi su tasarrufuna çağırdıklarını belirtiyor, "Boşa harcadığımız her damla su ile geleceğimizden çalıyoruz. 'Geleceğe Bir Damla Sakla!' projesi ile Soyak olarak, bu konudaki kaygımızı geniş kitlelere duyurmayı istiyoruz" diyor. Suyu bilinçli tüketme konusunda verilecek eğitimlerin, projenin etkinliğini artıracağını ve bunun ileride toplumsal davranış bilincine etki ederek Türkiye'yi ve dünyayı kuraklıktan koruyacağını sözlerine ekliyor.

TÜRKİYE'Yİ NELER BEKLİYOR?

Türkiye Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli raporuna göre 1901-2000 yılları arasında, her on yılda sıcaklık Türkiye'de 0.2 derece arttı, yağışta ise yüzde on oranında düşüş yaşandı. Bu rakamlar geleceğe ilişkin tasavvurları da şekillendiriyor.

Buna göre 2030 yılında Türkiye'de deniz seviyesi azami 30 santim yükselecek. Bu rakam 2050-2100 yılları arasında 100 santime ulaşacak. İşte önlem alınmadığı takdirde Türkiye'yi bekleyen diğer tehlikeler:

l Kuş cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olacak, kuşların göç yolları ve konaklama yerleri değişecek.

l Karın tutma süresi azalacak, Uludağ eriyecek, o ve diğer kış sporları merkezleri işlevini yitirecek.

l Seyhan, Ceyhan, Göksu, Büyük Menderes, Küçük Menderes gibi nehirler ve deltalardan beslenen tarım alanları kullanılamaz hale gelecek.

l İstanbul, Çukurova, Bursa, Manisa, Kocaeli çölleşecek.

l Hamsinin soyu tükenecek.

l Kıyılarda su seviyesinin yükselmesinden yaklaşık 50 milyon kişi etkilenecek.

l Kumulların sular altında kalması nedeniyle deniz kaplumbağaları gelemeyecek.

l Pamuk üretimi Karadeniz ve Marmara bölgelerine kayacak, sert rüzgâr ve yağış nedeniyle pamuk üretimi sınırlanacak.

l 13 bin bitki çeşidi giderek azalacak.

l Hayvansal protein açığını kapatan baklagillerin üretimi aksayacak, gıdada dışa bağımlı bir ülke olunacak.

l Fındık ve çay üretilemeyecek, şeker pancarı üretimi yetersiz hale gelecek.

l Sulamada kullanılan su miktarının yüzde 40 oranında artırılması gerekecek, ama nüfus artışı buna izin vermeyecek.

l Mezopotamya ve GAP'taki tuzlanma artacak.

ÖNLEM ALMAK MÜMKÜN!

Küresel ısınmaya karşı hükümetlerin acil alması gereken önlemler var. Türkiye'de önceliğin verilmesi gereken konular şöyle sıralanıyor:

l Topluma su kaynaklarını kirletmeden kullanmanın bilincini aşılamak, yollarını göstermek.

l Bir genel müdürlük kurarak özellikle Akdeniz kuşağının tarımını, su kaynaklarını, toprakların yönetimini tek elde toplamak.

l 2000 zirai mücadele ilaçları satıcısının ilkokul mezunu olduğunu göz önünde tutarak, bu ilaçların kullanımını yakından izlemek.

l Tarımda suyun kullanımını kontrol altında tutmak.

l Bitkisel ve hayvansal üretimin kuraklığa adaptasyonu için çalışmalar başlatmak.

l Gelecek 100 yılı göz önünde bulunduran politikalar üretmek.

l İklim değişikliği ve iklim afetlerini dikkate alan tarım sigortası sistemi kurmak.

l Ormanlaştırma, mera ıslahı ve erozyon kontrolü için bütçede kaynak ayırmak.

l Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmek, mevcut enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamak.

l Temiz enerji yaratan sistemlere geçmek.

l Temiz üretim teknolojilerini geliştirmek.

SUYUMUZA SAHİP ÇIKALIM

"Suyumuza 'KİM' Sahip Çıkacak!". Bu, Kazançlı İstanbul Marketleri (KİM) ve İSKİ'nin ortak yürüttükleri küresel ısınmayla ilgili sosyal sorumluluk projesi. Su tüketiminde tasarruf bilincini yerleştirmeyi amaçlayan kampanya ile su israfının önüne geçilirken, kampanyaya katılan KİM müşterileri çeşitli hediyeler kazanma şansı yakalayacak. Normal konut aboneleri İSKİ'den gelen su faturalarını, "kimcard"ları ile birlikte en yakın KİM Market'ine götürerek kampanyaya kayıt yaptırabilecekler. Faturanın değerine bakılmaksızın, getirilen ilk faturanın karşılığında "kimcard"a 10 puan yükleniyor ve su tasarrufuna başlanıyor. Su tüketiminde tasarruf bilincini yerleştirmeyi amaçlayan KİM Marketler, kampanya kapsamında mağazaları ziyaret eden tüm müşterilerine "Su Kullanma Kılavuzu" dağıtacak. Kampanya 31 Aralık 2007'de son bulacak. "Suyumuza 'KİM' Sahip Çıkacak" adlı kampanyaya katılan müşterilerin, daha önce kayıt ettirdikleri tüm dönem faturaları değerlendirilerek, en fazla su tasarrufu yapan konut abonesi kişiler arasında yapılan çekilişle çeşitli hediyeler verilecek. KİM, kampanya kapsamında www.suyumuzakimsahipcikacak.com adlı siteyi de hayata geçirdi. Konu hakkında bilgi almak isteyen, mesaj yazmak, öneride bulunmak isteyenler web sitesinden yararlanabilecek.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.