Yaşanan ekonomik krizler, Türkiye’nin lokomotif sektörü
olan gayrimenkul sektörünü de derinden etkilemektedir. Esasında bu etkinin
psikolojik boyutu, gerçek etkilerin önüne geçmektedir. İçinde bulunduğumuz
krizin gerçek etkilerini henüz pek yaşamamış olmamıza rağmen, bir felaket
tellallığı sürüp gitmektedir.
Türkiye'de emlak sektörü lokomotif özelliğini yitirmez
Emlak sektörü hiçbir zaman durma noktasına gelmez. Çünkü ülkemizde nüfus
artışı, kentleşme ve üst sınıf bir eve geçme hevesi var, yatırım olarak
gayrimenkule yatkınlık var. Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı dönemlerde, emlak
hareketlerinde azalma olabilir. Ama saydığımız gerekçelerle bu hareketler hiçbir
zaman sıfır noktasına gelmez. Her şeyden önce, Türk insanı için emlak kültürel
olarak büyük önem taşır. Türkiye’de gayrimenkulün yıllar içinde değer artışına
da bakarsak her dönem en kazançlı yatırım aracı olmuştur. Kriz döneminde, para
piyasalarında bulunan tüm yatırım enstrümanları yüksek risk içermektedirler.
Ancak gayrimenkul yatırımları için risk, en minimum düzeydedir. Türk insanı ilk
evini başını sokmak için alır. Mümkünse edindiği iki veya üçüncü gayrimenkul
kendini güvende hissetmesi için gereklidir.
Doğru fiyatlı doğru projeler her zaman satar
Son 7 – 8 aydır inşaat maliyetlerinde ciddi artışlar olmuştur. Ancak bu
maliyet artışları fiyatlara yansıtılamamıştır. Bazı projelerin fiyatları için
daha önceden yüksek iddiaları var ise de, bu iddia şu anda temelden çürümüştür.
Fiyatlar genel olarak son derece minimize edilmiştir. Doğru projelerde
fiyatların düşeceği şeklinde bir beklenti hayal ürünüdür. Emlak sektöründe her
zaman geçerli olan bir gerçek vardır. O da projeniz ve fiyatınız doğruysa
krizlerden etkilenmeyeceğinizdir.
Kriz dönemi iyi değerlendirildiğinde bir fırsat olabilir
Eğer tüketici, ihtiyaç ya da yatırım amaçlı gayrimenkul edinme düşüncesinde
ise, kriz dönemleri her zaman için değerlendirilmeye uygun dönemlerdir.
Türkiye’de gayrimenkullerin bir yatırım değeri vardır, zaman içinde en çok
yükselme trendi gösteren yatırım enstrümanlarıdır. Ancak satın alırken, doğru
hatta doğrunun altında fiyatla satın alınması, kazancı artıracaktır.
Ülkemizde deprem gerçeğini de göz ardı etmezsek, nitelikli konut ihtiyacı çok
ciddi boyutlardadır. Gayrimenkul satın alma kararı verirken, öncelikle
lokasyonuna dikkat etmek gerekir. Bölgedeki diğer yatırımlar, ulaşım kolaylığı
ve bölgenin gelişimi değerlendirilmelidir. İkinci nokta inşaat şirketinim kim
olduğudur. İnşaatı yapan firmanın, zaman içindeki gayrimenkul değer artışına
ciddi etkileri vardır. Üçüncü nokta ise, gayrimenkulün fiyatıdır. Doğrunun
altında fiyatla alınan gayrimenkulle tüketiciler baştan kazanç sağlamış
olur.
Kriz dönemlerinde, insanlar yatırım kararlarını vermekte tereddütlü
davranabilirler. Kendilerini iş olarak güvende hissettikleri zamana kadar bu
kararı erteleyebilirler. Ancak bunun karşılığı, krizden sonra, bu beklemenin
bedelini maddi olarak ödemek şeklinde olur.
Sonuç olarak, şu anda gayrimenkul sektöründe dönem “alıcı dönemi”dir. Hatta
para piyasalarındaki diğer yatırım enstrümanlarından zarar edenlere de önerimiz,
acil doğru yerdeki, doğru projeden bir gayrimenkul edinmeleridir. Böylece
kaybettikleri parayı yerine koydukları gibi, krizden en güvende en kazançlı
çıkan kişiler olurlar.
Güzin ERVARDAR / Yuvataş İnşaat Genel
Koordinatörü
0 Yorum
Yorum Yap