Bilinen adıyla Mühye Köyü yeni adıyla
Yeşilkent Mahallesi, Çankaya Köşkü’ne üç, kentin merkezi Kızılay’a beş kilometre
mesafede sefalet içinde yaşıyor. En son asfaltın 15 yıl önce atıldığı, imar
sorunlarının bir türlü çözülemediği, çöplerin toplanmadığı Mühye Köyü’nde
vatandaşın isyanı da büyüyor.
Mühye’nin 300 yıllık bir köy olduğunu söyleyen Muhtar Ünal
Demiray, "Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi arasında devam eden
çekişme yüzünden yıllardır köyümüze hizmet gelmiyor. Çankaya solda, Büyükşehir
sağda, biz ortada kaldık" dedi.
Çankaya Köşkü, Meclis, Genelkurmay Başkanlığı, elçilikler gibi
birçok kurumun bulunduğu Çankaya’da yıllardır ihmal edildiklerini belirten,
köylülerin bazılarının Çankaya Köşkü’nün sınırları içinde toprakları olduğunu
söyleyen ve köylüleri "Köşk’ün gerçek sahipleri" olarak niteleyen Demiray
sıkıntıları şöyle sıraladı:
"Köy ile mahalle olma arasında sıkıştık kaldık. Derdimizi kime
anlatacağız bilemiyoruz. Büyükşehir-Çankaya belediyelerinin siyasi çekişmeleri
arasında ne köyümüzün imar sorununu çözebildik ne de rutin hizmeti alabildik. En
son asfaltın ne zaman atıldığını biz bile hatırlamıyoruz. Sağlık, çöp, sokak
hayvanları, park, yol, toplu taşıma araçları köyümüz için hep sıkıntı oldu. Köyü
Mamak’a bağlayan üç kilometrelik bir yol yıllardır balçık içinde. Köyümüzü
görmeyenlere abartı gelebilir ancak Başkent’in göbeğinde olmamıza rağmen
Doğu’daki birçok köyden daha zor durumdayız. Başbakanımız Ankara’nın çeşitli
yerlerinde Cuma namazlarına gidiyor. Ricamız bir Cuma’ya da Mühye’ye gelsin ve
neler çektiğimizi görsün."
Atam’a söz verdik toprağı satmadık
Muhtar Demiray, Atatürk’ün Mühye Köyü’nü ziyaretinde yaşanan bir
olayı da şöyle anlattı: "Atatürk Cumhuriyet’in ilk
yıllarında köyümüze geliyor ve köylüleri topluyor. O sırada yaşlı bir ninemiz
elinde bir bardak ve bir güğümle Atatürk’ün yanına gelerek bardağa ayranı
doldurur ve içer. Atatürk nineye, 'Hem ayran getiriyorsun hem de kendin
içiyorsun' der. Nine Ata’ya, 'İçiniz rahat olsun diye önce ben içtim Paşam' der.
Bu davranış Atatürk’ü çok duygulandırır. Sonrasında yere eğilir ve bir avuç
toprak alır, 'Bu bir avuç toprak ileride altın olacak. Topraklarınızı sakın
satmayın' der. Biz topraklarımızı satmadık. Şimdi sadece onları değerlendirmek
için gerekli hizmeti ve desteği istiyoruz."
demek o ki atatürkün zamanindan beri gelen bütün siyasetciler uyumus. uyuyan bir siyasetci cankayayi göremedigi icin mühyeyi nasil görsun? dilerim bir haftasonu arabayla mühyeden mogon gölüne dogru giderler, neyin kayip oldugunu anlarlar, sabirli olun bir gün burasi cennet vadisi olacak, ama belki biz göremeyiz saygilarimla ilgililere